YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Mezkit

İslam Dünyasında Tıp Çalışmaları(3)

2. Tıbbi Buluşlar ve Hastalıklar

 

XIV. ve XV. yüzyıllarda yaşamış, Osmanlılar zamanında müderrislik yapmış olan Akşemseddin, kendisinden üç-dört asır önce yaşamış İslam bilginlerinin de tereddütsüz bildikleri ve yine İbn Sina'nın anlatmaya çalıştığı mikrobu şöyle tarif ediyor.

 

"Hastalıkların insanlarda teker teker peyda olduğunu sanmak hatadır. Hastalık, insandan insana bulaşmak suretiyle geçer. Bu bulaşma ise, gözle görülemeyecek kadar küçük, ancak canlı tohumlar vasıtasıyla olur."

Bulaşıcı hastalıklar uzmanı olan Akşemseddin, en küçük canlı varlıklar olarak kabul edilen mikropların fonksiyonunu Batı'dan asırlarca önce tayin ve tesbit etmiştir. Böylece, Müslüman ilim adamlarının, mikroba ve hastalıklara karşı tesirli olan ilaçları keşfetmeleri, tıp tarihinde önemli bir yer işgal etmektedir. Bugün dahi izlerini görebileceğimiz bu ilaçlar, eczacılıkta antibiyotik olarak kendisini göstermektedir. Halen halkımızın kullandığı antibiyotik mahiyetteki çeşitli ilaçlar, tarihi bir miras olarak zamanımıza intikal etmiştir. Dr. Sigrid Hunke, yukarıda söz ettiğimiz eserinde şunları yazar:

"Penisilin ve aspergeliusun küf maddesini; yük eşeklerinin koşum takımlarıyla, mandalardan elde ediyorlar, bunları işleyerek iltihabi yaralarda kullanıyorlardı. Boğaz iltihabında ise; küflü ekmeğin yeşilimsi tozunu, hastanın boğazına kuvvetle üflüyorlardı. Mikroorganizmanın, iltihapları durdurucu tesirlerinin, Müslümanlar tarafından bu derece erken öğrenilmesinin hayranıyız."

 

Beyin gibi gevşek ve kemik gibi kesif dokuların, iltihaplanamayacağı zannediliyordu. İbn Sina bu düşüncenin yanlışlığını göstererek, kemiklerin de iltihaplanacağını ortaya atar. Bugüne kadar daha iyisi mümkün olmayan bir izahla; menenjit, sekonder iltihap ve menenjizmin ilk defa ayrı ayrı teşhisini yapar. İbn Sina aynı şekilde; plörezi, pnomoni ve interkostal nevralji ve karaciğer apsesi ile, peritonitin de önemli bir şekilde açıklamasını yapar. Böylece akciğer hastalıklarını tespit ve teşhis eder. Barsak ve böbrek koliklerinin semptomlarını ayırır. Yüz felçlilerinin merkezi ve mahalli sebeblerini belirtir. Şarbon'un da, açık ve tam bir yorumunu yapar.

 

Razi, "Çiçek ve Kızamığa Dair" eseriyle, itinalı müşahedeye dayanan izahlar yapar. Gout (damla hastalığı) ile Romatizmayı birbirinden ayırır. Batı, uzun zaman Razi'nin, mafsal romatizması ve mesane taşı hususundaki geniş müşahede ve bilgilerine dayanmıştır.

 

Birçok salgın hastalıkları, zamanında teşhis eden ve tedavi hususunda gerekli tedbirleri ortaya koyan Müslüman doktorlar ve tıbbi müesseseler, veba hastalığı gibi, bilhassa ortaçağda salgın bir şekilde görülen, bulaşıcı hastalığı da, ilmi tecrübelere dayanarak kontrol altına almayı başarmışlardır.

26.07.2017
Bu yazı 178 defa okundu.

Diğer Yazıları