YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Mezkit

İslam Dünyasında Tıp Çalışmaları(5)

3. Hastaneler

İslam medeniyetinin parlak devirlerinde; çalışma usul ve yöntemleri modern olan hastaneler inşa edilmiştir. Bağdat, İspanya, Türkistan ve Osmanlılar'da; hastanelerin çalışması ve yönetmelikleri incelendiğinde görülecektir ki; bugünkü modern hastanelerden, çalışma usul ve şartları bakımından hiç de aşağı değildir.

Avrupa'da o tarihlerde hastane yoktu. Daha sonra hastaneyi, İslam aleminden öğrenen Avrupa, yavaş yavaş hastaneler kurmaya başladı. WillDurant, "Histoire de la CivilisationL'age de la Fol" bu konuda şunları yazar:

 

"İlk dispanserleri ve eczaneleri, Müslümanlar tesis ettiler. Ortaçağ'ın ilk eczacı mektebini onlar kurdular ve eczacılığa ait muazzam eserler yazdılar. Bugün onların çiçek ve kızamık tedavisindeki talimatlarını, tadil etmek kolay değildir. O devirde, İslam aleminde 34 hastane tesis edilmişti. Bilhassa akıl hastaları için gayet insani bir tedavi usulü tatbik ederlerdi. 931 tarihinde Bağdat'ta 860 hekim vardı."

 

Her hastanenin bir başhekimi bulunurdu. Başhekimin, günlük işleri, ancak bugün idrak edebilecek bir modernlik göstermekteydi. Başhekim, her sabah hastaları ziyaret eder; onların düşüncelerini, arzularını, hastalıklarının seyrini öğrenir ve bu hususta çok itina gösterirdi. Başhekime, asistanlar, doktorlar ve hastabakıcılar refakat ederlerdi.

Hastaya yazılan ilaçlar, noksansız temin edilirdi. Başhekimlik vazifesini yapan doktorlar, boş zamanlarında kendilerini ilme verirler. Seminerler ve konferanslar düzenlerler ve tıbbi tartışmalara başkanlık ederlerdi. Doktorlar, iyi bir eğitimden geçtikleri gibi, teorik ve pratik alanda imtihanlara tabi tutulur; kendilerine, ehliyet derecelerine göre diploma ve salahiyet verilirdi.

Ayrıca hastanelerde, fakir-zengin ayırımı yapılmadan, herkese parasız olarak bakılırdı. Hastalar, tıbbi tedavileri esnasında, bir kuruş masraf yapmazlardı. Hatta, hastaneden taburcu olanlara, bir aylık iaşe parası ve elbise verilirdi. Temizlik, hastanelerin baş prensibi idi.

İslam aleminde, daha Emevîler zamanında inşa edilmeye başlayan büyük hastaneler, Batı'da 8-9 asır görülmez. Ancak XV. yüzyılda birkaç tane bakımsız, son derece pis, doktorsuz, ve her türlü hastanın; kadın-erkek beraber yattığı binalara, "hastane" denir.

 

28.07.2017
Bu yazı 185 defa okundu.

Diğer Yazıları