YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Mezkit

İslam Dünyasında Tıp Çalışmaları(6)

 

 

4.Tıbbi Çalışmaların Batı'ya Tesiri

 

Kilise öğretmeni Tatian'ın, ilaçlar ve eczacılık hakkındaki görüşleri, o devirdeki Hıristiyan mantalitesini aksettirmeye kafi gelecektir. Tatian şöyle diyordu:

"Dünyevi ilaçlara, ot ve köklere inanmak, Allah'a karşı bir güvensizliği ifade eder. Eczacılık, her çeşit şekiller içinde, bu nevi iğfalkar sanat ve hareketlerden doğmuştur. İlahi kudrete başvurma yerine, neden bir köpek gibi otlar; geyik gibi yılanlar; domuz gibi istakozlar; aslan gibi maymunlarla tedavi olmayı tercih ediyorsun?"

 

Evet, Batı'nın, içine düştüğü papaz mantıksızlığı, ancak bu kadar ışık(!) verebiliyordu kendisine. Ancak Doğu'dan gelen İslam rüzgarı, Avrupalı'yı, derin uykusundan uyarmaya muvaffak olmuştu. E.F. Gautier, "Moeurs et Coutumes de Musulmans" adlı eserinde bu uyanışı şöyle özetler:

 

"Rönesans Avrupa'sı, 'Hipokrate', 'Galien'den fazla İslam hekimler mektebini takip etti. Razi ile İbn Sina'nın eserleri, XVII. asırda Louvain Üniversitesi'nin tıp eğitiminin esasını teşkil etmiştir. İbn Sina tercümeleri tam 600 sene, Avrupa üniversitelerinde ders kitapları olarak okutulmuştur."

 

VI asır önce Paris Tıp Fakültesi, Dünya'nın en küçük kütüphanesine sahipti. Ve bu kütüphane, sadece bir kitaptan müteşekkildi. Bu kitap ise, bir Müslümanın eseriydi. Beş asır boyunca kendisine hiçbir şey ilave edilmeyen bu dev eser, bütün manastırlardaki kitapların bin misline bedeldi.

 

Yine büyük tıp alimlerinden Razi'nin eserleri; özellikle "Havi"; uzun yıllar İbn Sina'nın "Tıpta Kanun" kitabı gibi, Avrupa'da el kitabı olmuştu. Bu bilginlerin eserleri, defalarca Latince ve değişik dillere çevrilmiş ve defalarca basılmıştır. Bilhassa bu iki eser, uzun asırlar "tıp anayasası" olarak kabul edilmiştir.

 

Avrupa'da kurulan ilk meşhur tıp okulu, Salerno okulu, hocaları ve herşeyi ile bir İslam mektebiydi. Dr. SigridHunke; bu okulla ilgili olarak şunları söylüyor:

 

"Batı'nın yalnız bu noktasında XI. yüzyılda; yetmiş veya sekseninci senelerinde, birdenbire gözleri kamaştıran üstün bir tababet fışkırır. Kısa zamanda, Salerno'yu şöhrete kavuşturan 'Tababet', ne Antik medeniyetin, ne de Roma medeniyetinin kaynaklarıyla beslenmez. Salerno Tıp Okulu, sadece bir İslam mirasıdır. İslam Sağlık Teşkilatı, doğrudan doğruya Batı'ya örnek oldu. İslam eczacılığı ile tam ve kesin karşılaşma ve onu aynen benimseme, Sicilya adasında vukua geldi. Müslümanlar'ın, burada 250 senelik hakimiyetleri esnasında; İslam Teşkilatı ve Mevzuatı, Sicilya'da geleneksel bir hukuk şeklinde yerleşmişti."

 

Özetle, "İslam medeniyetinin tıp ilim ve gelenekleri"nin, Batı'ya, İspanya ve Sicilya kapısından; ticari, askeri ve diplomatik münasebetler yoluyla girdiği; Avrupa'yı derinden etkilediği, bilinen bir gerçektir.

(Kaynakça:http://www.yaklasansaat.com/dunyamiz/bilim_ve_teknoloji/islam_medeniyetinin_bilim_ve_teknolojiye_katkilari.asp 30.05.2017 13.18

29.07.2017
Bu yazı 301 defa okundu.

Diğer Yazıları