YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Mezkit

İstik­ba­li­miz; “Derin Oli­gar­şi­ye” Feda Edil­me­me­li..!

 

Kendi men­fa­at­le­ri uğ­ru­na mil­le­tin refah ve hu­zu­ru­na hiz­met edecek her şeye mu­ha­lif olmak; mil­le­tin de­ğer­le­ri­ne karşı mu­ka­ve­met gös­te­re­rek is­tik­ba­le kös­tek ha­re­ket­le­rin “derin oli­gar­şik” ya­pı­dan gel­me­si hiç de şa­şı­la­cak bir hal de­ğil­dir.

“Ken­di­si­ni” amaç edi­nen, şahsi çıkar ve ikbal bek­len­ti­le­ri­ni zer­re­ce aşan hiç­bir maddi veya ma­ne­vi he­de­fe sahip ol­ma­yan ki­şi­le­rin, grup­la­rın , parti ve ce­ma­at­le­rin(mak­sa­dın­dan sa­pa­rak si­ya­si he­def­le­ri olan ce­ma­at­ler) eline düşen Tür­ki­ye,ka­ran­lık ve çık­maz so­kak­lar­da de­be­le­nip dur­mak­ta­dır. Kör nok­ta­lar­da mil­le­ti pa­ti­naj yap­tı­ran­la­rın gö­rü­nüş­te­ki men­su­bi­yet­le­ri bu ha­ki­ka­ti de­ğiş­tir­me­mek­te­dir. Ken­di­le­ri­ni sağcı ve solcu di­yen­le­rin, din­dar veya mil­li­ci/mil­li­yet­çi vs. gibi sı­fat­lar­la hal­kın önün­de arz-ı endam eden­le­rin fark­lı bir an­la­yış ser­gi­le­me­dik­le­ri­ni uy­gu­la­ma­la­rın­dan an­la­ma­mak saf­dil­lik olur. Bu fark­lı fikri grup­laş­ma­la­rın aynı bi­leş­ke­de bu­luş­ma­la­rı; baş­lan­gıç­ta­ki mis­yon­la­rı­nın ge­re­ği gibi dav­ra­nış ser­gi­li­yor­lar in­ti­ba­ını ver­me­le­ri ga­rip­tir. Böy­le­le­rin fi­ili­yat­ta fark­lı ol­ma­ma­sı, sah­ne­ye çık­tık­la­rın­da söy­le­yecek söz­le­ri­nin bu­lun­ma­ma­sı­nı ge­rek­ti­rir. Hepsi prag­ma­tist, hepsi opor­tü­nist,hepsi kon­for­mist. Bu üç hu­su­si­yet Tür­ki­ye'nin müş­te­rek ide­olo­jik mu­ta­ba­ka­tı oldu.

Milli kıy­met­le­re bağlı gö­rü­nen­ler, de­ğer­le­ri­ne ilk iha­ne­ti eden­ler­dir. Ta­rih­te az sa­yı­da mil­let böyle baht­sız­lı­ğı ya­şa­mış­tır. Tür­ki­ye,si­ya­si ha­re­ket­ler çöp­lü­ğü ha­li­ne gel­miş­tir. Bu çöp yı­ğı­nı için­de her çiz­gi­den şah­si­yet bu­lu­na­bi­lir. Bu ki­şi­le­rin bes­len­dik­le­ri ka­pi­ta­list-ma­ter­ya­list-po­zi­tif te­lâk­kî, mil­li­yet­per­ver, va­tan­per­ver, mil­li­yet­çi, mu­ha­fa­za­kâr ke­si­mi bir şe­kil­de için­de erit­mek­te­dir. Sol­da­ki ide­olog­la­rın ve bun­la­rın ta­kip­çi­le­ri­nin nasıl bu men­ge­ne­de yok ol­duk­la­rı­nı zik­ret­me­ye gerek dahi duy­mu­yo­rum. Kö­şe­baş­lar­da­ki eski tüfek sol­cu­la­rın nasıl “ult­ra-li­be­ral” ke­sil­dik­le­ri­ni, ay­dın­cı­lık oyunu oy­na­ma­la­rın­dan an­lı­yo­ruz.

Po­zi­tif de­ğer­ler­ler­le; kutsî dava ve kıy­met­le­re inan­mış­lar, glo­bal güç­le­rin yerel pi­yon­la­rı­nın su­na­ğı­na tır­man­dı­rıl­dı­lar. Sonra 'reel po­li­tik' adına mer­di­ven­le­ri tek­me­len­di ve eli­nin ter­siy­le itil­di. Bu, Tür­ki­ye'nin tra­je­di­si­dir. Bu tra­je­di­yi çöz­me­li ve aş­ma­lı­yız. Bütün mil­let­ler, ik­ti­sa­di-po­li­tik te­me­le sa­hip­tir. De­vam­lı tra­je­di mey­da­na ge­ti­ren bu te­me­li, doğru ve sağ­lam proje ve fi­il­ler­le or­ta­dan kal­dır­ma­lı­yız.

Dev­le­tin ro­lü­nü ve ni­te­li­ği­ni ye­ni­den de­ğer­len­dir­me­li­yiz. Tür­ki­ye'de dev­let,bir ya­nıy­la glo­bal oli­gar­şi­nin uzan­tı­sı ha­lin­de­dir. Dışa karşı değil, içe karşı ya­pı­lan­mış­tır. Mil­le­tin men­fa­at­le­ri­nin değil, dünya sis­te­mi­nin tem­sil­ci­si ol­muş­tur. Mil­le­tin ener­ji­si hem bo­şal­tıl­mış­tır, hem de ezil­miş­tir. Türk top­lu­mu, rahat bir nefes ala­ma­mış, bir türlü to­par­la­na­ma­mış­tır. Top­lum, zayıf ve ça­re­siz kal­mış­tır. Mülk­süz ve mes­lek­siz bir top­lum ola­rak da, ta­ri­hi bir var­lık ge­liş­ti­re­me­miş­tir. Bu se­bep­le si­ya­set ve ön­der­lik­ler, gücü mil­let de değil, dünya sis­te­mi­nin ba­ron­la­rın­da ara­mış­tır. Oli­gar­şi­nin lis­te­si­ne ya­zıl­mak için sı­ra­ya gir­miş­tir.

Bu se­bep­le mil­le­tin mülk­le iliş­ki­si, çalma ve talan şek­lin­de ge­liş­miş­tir. Do­la­yı­sıy­la ge­liş­miş ve hay­si­yet­li bir top­lu­mun doğma şart­la­rı bo­ğul­muş­tur.

Ge­li­şecek milli de­mok­ra­tik bir prog­ram, mil­le­ti mülk ve mes­lek sa­hi­bi yap­ma­yı he­def­le­me­li­dir. Top­lum güç­len­me­dik­çe, Tür­ki­ye, oli­gar­şi­ye kur­ban ol­ma­ya ve kur­ban­lar ver­me­ye devam ede­cek­tir.

'Değer sa­hip­le­ri', kendi ego­la­rı­nı değer ha­li­ne ge­ti­ren­le­ri Tür­ki­ye'nin var­lı­ğı ve hay­si­ye­ti adına tas­fi­ye et­me­ye mec­bur­dur. Bu tas­fi­ye ya­şan­ma­dık­ça ge­liş­me­ye, iler­le­me­ye, va­ta­nın ve mil­le­tin yü­cel­me­si­ne, bil­gi­ye, mes­le­ğe, vic­da­na ve de­ğer­le­re top­lu­ma en küçük bir saha açı­la­ma­ya­cak­tır.

Aksi halde Tür­ki­ye, küçük ik­ti­dar sa­hip­le­ri, küçük ik­ti­dar iliş­ki­ler ve küçük ik­ti­dar he­sap­la­rıy­la in­kı­ra­za doğru sü­rük­len­mek­te­dir. Çünkü var­lı­ğı Tür­ki­ye'nin var­lı­ğı ve be­ka­sıy­la ör­tü­şen veya çe­liş­me­yen ne top­lum­da ne de dev­let­te her­han­gi bir ör­güt­lü güç kal­mış­tır.

Dava, mef­kû­re, ortak değer ve aşk ola­rak Tür­ki­ye'nin key­fi­yet ve hay­si­yet sa­hi­bi ses­siz ev­lat­la­rı sil­kin­me­li ve kül­le­rin­den ye­ni­den doğ­ma­lı­dır.

Bizi, biz yapan mu­kad­des de­ğer­ler adına, bizi müs­ta­kil bir va­tan­da hür bir mil­let kılan tarih ve bu zor ve acılı ta­rih­te ver­di­ği­miz şe­hit­ler adına, kim­lik, ki­şi­lik ve hay­si­yet sa­hi­bi olma adına, insan ol­ma­nın er­de­mi adına ve dün­ya­nın mağ­dur­la­rı ve maz­lum­la­rı adına... Tür­ki­ye, kül­le­rin­den doğ­ma­ya mec­bur­dur!

Kül­ler­den doğum, tit­re­yip ken­di­ne gelme nasıl ola­cak? Laf ka­ba­lık­la­rıy­la, derin hül­ya­lar­la; ayak­la­rı yere bas­ma­yan ütop­ya­lar­la, ve­him­ler­le, basit ih­ti­ras­lar­la, ta­rih­te­ki şa­şa­lı gün­le­ri­mi­zi yad edip bö­bür­le­nip şi­şin­me­ler­le mi ola­cak? Za­ma­nı­mı­zı, dört kı­ta­da at koş­tur­du­ğu­muz gün­le­ri ara­mak­la mı heba ede­ce­ğiz? Yoksa ger­çek­çi bakış açı­sıy­la önü­mü­ze mi ba­ka­ca­ğız? El­bet­te, ça­lış­may­la, emek­le, bilgi ve bi­lim­le ola­cak! Kavi bir vatan ah­la­kı­na, kavi bir mes­lek ah­la­kı­na sahip ol­may­la sağ­la­na­cak.

“Vatan, mev­cu­di­ye­tin, milli var­lı­ğın ni­ren­gi­si­dir. Mil­le­tin bü­tü­nü­nü eşit­lik için­de ken­din­de top­lar ve bir­leş­ti­rir. Bu­ra­dan ge­liş­ti­ren, bü­yü­ten bir ' aidi­yet' ve ortak he­ye­can vü­cu­da gelir.

Mes­lek­siz­lik, bir top­lu­mun ya­ka­la­na­bi­le­ce­ği en önem­li has­ta­lık­tır. Emeği, bil­gi­si ve ça­lış­ma­sıy­la 'ge­çi­ne­me­yen' mes­lek te­me­li sağ­lam ol­ma­yan top­lum­lar, hiç­bir ada­let ve ge­liş­me­yi mey­da­na ge­ti­re­mez. Şah­si­yet ve hür fert ancak 'mes­lek­li top­lum­la­rın' ese­ri­dir. Vatan ve mes­lek ah­la­kı, Tür­ki­ye'nin milli de­mok­ra­tik dev­rim­ci atı­lı­mın iki esa­sı­dır.”(Yarın der­gi­si, Ekim-2006,baş­ya­zı)

Derin oli­gar­şik ya­pı­lan­ma­nın kar­şı­sı­na mil­let-halk ha­re­ke­ti­ni de­mok­ra­tik hak­kı­nı yük­sek za­vi­ye­den ses­len­dir­me­si­ne zemin teş­kil edecek sivil teş­ki­lat­la­rın reh­ber­li­ği temin edil­me­li­dir. Bilgi ve be­ce­ri­nin va­tan­se­ver­li­ğin te­me­li­ni teş­kil ede­ce­ğin­den ha­re­ket­le mev­cut olu­şum­lar­dan fark­lı bir ha­re­ket tarzı ser­gi­len­me­si el­zem­dir. Bö­lük-pör­çük va­tan­dan zi­ya­de bir­lik ve dir­lik için­de­ki yek­vü­cut­lu­ğu sağ­la­ya­cak milli ve mil­let ta­ban­lı ha­re­ke­tin ha­ya­ta ge­çir­me­si ta­ri­hi za­ru­ret­ler ve mev­cut şart­lar icbar et­mek­te­dir. Ma­ter­ya­list-ka­pi­ta­list fel­se­fe­ye embe basma tu­lum­ba gibi emre amade kul­lar­dan zi­ya­de buna mu­kad­des de­ğer­le­rin yo­ğur­du­ğu mil­let mer­kez­li ak­si­yon er­le­ri­nin cihan şümul ül­kü­ye sahip çık­ma­sı­nı temin edecek fikri ih­ti­lâ­li ha­ya­ta ge­çir­mek, ge­le­ce­ği­miz için­dir. Fikrî ih­ti­lâ­lin da­yan­dı­ğı de­ğer­ler, milli de­ğer­ler ol­ma­lı­dır. Ah­lâ­ki yönü po­zi­tif bi­lim­den değil; inanç­tan te­vel­lüt eden kutsi kıy­met­le­rin var­lı­ğı ile karşı bir duruş ser­gi­le­ne­bi­lir. Ulu­sal/cı bir te­lâk­ki­nin ne­le­re mâ­le­dil­di­ği­ni, sağ ve solun nasıl dö­nüş­tü­rül­dü­ğü­nü mer­ke­zi si­ya­set fel­se­fe­si yaf­ta­la­rıy­la ka­dük­leş­ti­ril­miş, se­kü­ler­leş­me adına inanç­sız­laş­tı­rıl­mış / dö­nüş­tü­rül­müş be­yin­le­rin nasıl köşe dön­me­ce fel­se­fe­si­ni ma­ri­fet say­dı­ğı­nı gör­me­mek; bu çar­kın için­de ol­du­ğu­nu ispat eder.

Millî duruş, yoz­laş­ma­mış an'ane­nin (ge­le­nek) ar­ka­sın­da­ki “Asıl”ı ha­ki­ki ma­na­da her sa­ha­ya hakim kıl­mak­la müm­kün­dür. Kavli, fi­ili­ya­ta dök­mek; ah­la­ki de­ne­ti­mi, ik­ti­sa­di ha­ya­ta hakim kıl­mak; ser­best eko­no­mi­yi diz­gin­le­ye­rek ma­ter­ya­list ka­pi­ta­liz­min em­ri­ne amade bir ik­ti­sa­di dü­zen­den kur­tu­la­rak re­fah-hu­zur ek­sen­li bir ik­ti­sa­di ha­ya­tın yolu açıl­ma­lı­dır. Bu da de­net­le­ne­bi­lir, hür fikri va­sa­tın ser­best ik­ti­sa­di ha­re­ke­tin te­si­siy­le müm­kün­dür. Bu pro­je­nin ger­çek­leş­me­si ger­çek an­lam­da milli eği­tim­den geç­miş nes­lin vü­cu­da gel­me­siy­le imkan da­hi­lin­de­dir. Sos­yo-psi­ko­lo­jik tah­li­li ya­pıl­mış eko­no­mik ah­la­kın kont­rol me­ka­niz­ma­sıy­la (Se­kü­ler ah­lak­tan(eti­que-etik) maada; mu­kad­des de­ğer­le­rin yo­ğur­du­ğu, 'Öte­le­re' bak­ma­ya kıy­met biçen ah­la­ki te­lâk­ki) pi­ra­mit­leş­miş yı­ğın­lar değil; elips bir re­fah-hu­zur ce­mi­ye­ti ihdas edil­miş olur.
Bu tak­tir­de 'derin oli­gar­şi' ye al­ter­na­tif millî du­ru­şu (ulu­sal­cı yak­la­şım değil, mil­let-dev­let kay­naş­ma­sı­nı temin edecek mil­li­yet­çi­lik) te­sis­le müm­kün­dür.

18/02/2017

18.02.2017
Bu yazı 623 defa okundu.

Diğer Yazıları