YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Mezkit

IV. Murad Han'a hediye edilen yayın sırrı (1)

Sultan IV. Murad , çelik yürekli olduğu kadar demir bilekli bir padişahtı. Koca bir boğayı kucaklayıp kaldırır , beheri 150 okka gelen güllelerle sabah jimnastiği yapardı. Hayli şişman olan silahtarı Musa Paşa’yı kemerinden kaldırıp has odayı dolaştırdığı meşhurdur.

İran Şahı, Sultan IV. Murad Han'a bir çok hediyeler göndermişti. Bunlar arasında bir de yay bulunuyordu. Dünyada bir benzeri olmayan bu yay, son derece sertti ve ancak kuvvetli bir pehlivan bunu gerebilirdi.

Padişah bu yayı ellerine alıp incelediler. Hediyeleri getiren İran elçisi sinsi sinsi gülüyordu: "Pek serttir efendim!" dedi. Fakat Murad Han'ın bakışlarını farkedince susmayı tercih etti.

Sultan Murad , İran Şahının niyetini anlamıştı.gözdağı vermek istiyordu. Bu yayı kurup çözecek kimse çıkmazsa gönlünce alay edecek , “Koskoca Osmanlı mülkünde yayımı kuracak yiğit çıkmadı !” diye böbürlenecekti.

Fakat kendisi yayı kurmayı denemeden önce, başkalarını denemek istedi ve : "Bu yayı kim germek diler?" diye sordular. Kimsenin cevap vermesini beklemeden: "Sen gel!" diye nöbetçilerden birini çağırdı.

Nöbetçi genç mektebi yeni bitirmiş ve çok atak olduğu için, sarayda istihdam edilmişti. Fakat kılıç ve hançer kullanmakta mahirdi, yay kullanmamıştı. Yayı eline aldı ve derhal germek istedi.

Bir...iki...üç... Kuvvetinin yetemeyeceği bir an bile aklına gelmedi, fakat nafile... Heyecandan al al olup tere battı. Padişah bu "Kılıç Kıran" fedaiyi feda etmek istemedi: "Dur!" diye gürledi.

Sultan Murad, kelimelerin üzerine basa basa şunları söyledi: "Acem elçisi meğer gerçek konuşurmuş!...

Herhalde öz memleketlerinde onu kullanan er yok imiş ki, bize yollamışlar! Gelecek cuma öğleden sonra, saraydaki bütün okçular cem olsunlar. Bakalım bu sert yayı kim yumuşa ta. Elçi dahi hazır buluna!" dedi.

Herkes, bilhassa elçi, yarışma gününü iple çekti. Cuma namazından sonra saraya ilk gelen de o oldu. Sinsi tebessümü dudaklarında gene yapışıktı. Herkes yerini aldıktan sonra padişah da teşrif etti ve murassa tahtına oturdu.

Topkapı Sarayı'nın en seçme babayiğitleri teker teker huzura gelip yayı germeyi denediler. Her biri üçer defa, son kuvvetlerini harcadılar.

En son yeniçeri de muvaffak olamadı. Yeryüzünde titretmedik yürek bırakmayan IV. Murat , bütün heybetiyle doğrulup ayağa kalktı. Seksenlik Şeyhülislam Yahya Efendi'ye baktı: "Hocam" dedi, şu acem yayını kurmak, ya size, ya bize kaldı.

İhtiyar Şeyhülislam tebessüm ediyordu. Padişah ilave etti: "Ve lâkin 'Devlet-i Aliyye' topraklarında, bizden gayrı da er olsa gerek!" Elçi, sanki bir meydan muharebesi kazanmışçasına etrafı süzüyordu. Padişah ferman çıkardı:

"Bu yayı ağa kapısına asasınız! Dileyen dilaverler deneye! Kim ki kurarsa, huzurumuza çıkarıla!" Ferman derhal yerine getirildi. Acem yayı kışla, kapısına asıldı.

14.06.2016
Bu yazı 920 defa okundu.

Diğer Yazıları