YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Mezkit

IV. Murad Han'a hediye edilen yayın sırrı (2)

Ferman da kapı üstüne asıldı. O günlerde, saray baltacıları arasına yeni alınan, deli fişek bir delikanlı vardı. Adı Hüseyin olan bu gence, bir seher vakti Çavuşu: "Bre Hüseyin!.. Sen 'Deli-Fişek' bir delikanlısın. Bu yayı germek sana zor mudur?" diye sordu.

Birlikte ağa kapısına vardılar. Çavuş yayı indirdi ve Deli Hüseyin'e verdi. "Bismillah...Yâ Allah...Yâ Sa'd Bin Ebî Vakkas..." diyerek yayı gerince, "şrakk" diye kuruldu. Hüseyin hiç zorlanmamıştı. Çavuşun gözleri parladı. "Boşalt!" deyince de, "şrak" diye boşalttı. Bir daha... Bir daha... "Aferin Deli Hüseyin" diyen Çavuş, hemen padişaha haber gönderdi.

Babüssaade Ağası, Sultan IV.Murad'a kahvesini sunarken: "Fermanınız kapıda asılı kalmadı Sultanım. Yay kuruldu, yeniçeri kurtuldu" deyince, Padişah: "Tiz gelsinler" buyurdu. Vakit kaybetmeden Deli Hüseyin'i huzura çıkardılar.

Padişah: "Haydi yiğidim! Allah kuvvet versin" dedi. Hüseyin, heyecanını yenmeye çalışarak yayı gerdi, boşalttı. Sonra tekrar... Sonra tekrar ... Sonra Cihan Padişahı sordu:

"Adın ne yiğit? -Hüseyin -Nerelisin? -Bursa, Yenişehir -Ey Hüseyin! Sendeki kuvvet, adını taşıdığın Hazret-i Hüseyin'in dedesinden geliyor. -Sayenizde Sultanım!..."

Padişah, sonra emretti: "Tiz acem elçisine, lalamıza ve dahi Yahya Efendi Hazretleri'ne haber salına. Gelmeleri elzemdir" Padişah buyruğu bir saate kalmadan derhal yerine getirildi. Elçi çok korkmuştu.

Merakla beklemeye başladı. Sonra veziriazam yetişti. O da endişeliydi. En sonra Padişah, çok sevdiği ve "baba" diye hitabettiği Şeyhülislam Yahya Efendi ile birlikte geldiler. Hiç kimse oturmadan seslendi:

Ey Hüseyin!... -Buyur Sultanım. -Çek besmeleyi!... -Bismillahirrahmanirrahim... Yâ Allah...Yâ Sa'd Bin Ebî Vakkas...

Elçinin gözleri faltaşı gibi açıldı. O pis ve sinsi gülüşü kayboldu

Zaten Hazret-i Sa'd Bin Ebî Vakkas "Radıyallaü Anh"ın adını duyunca pek bozuldu. Çünkü İslam orduları başkumandanı, o mübarek zat idi.

Elçi: "Sübhanallah...Hayret!...Sübhanallah!" diye söylenmeye başladı

Veziriazam Tayyar Mehmed Paşa: "Allahüekber...Allahüekber" diye tekbir getirdi. Daha sonra Sultan Murad Han, Deli Hüseyin'i yanlarına çağırarak: "Bir an dahi huzurumuzdan ayrılmayasın!" buyurdu.

Sultan IV. Murad Han'ın hassa askeri olan Deli Hüseyin, daha sonra Sultan İbrahim zamanında Kaptan-ı Deryalığa tayin edildi ve Karadeniz'de Rus Kazaklarını mağlup ederek Osmanlı sahillerini emniyet altına aldı.

Daha sonra Girit'e Serdar tayin edilerek, uzun süren Girit savaşlarını sona erdirdi.

 

15.06.2016
Bu yazı 930 defa okundu.

Diğer Yazıları