YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Mezkit

Kitap ve derkenar

Kitap önünüze ulaştığında, yazar kitap hakkında her şeyi söylemiş, kenara çekilmiştir. Yazar açısından ekilen bilgiler iyi veya değil, okur tarafından mahsul alınmak üzere okunmaya sunulmuştur.

Abdülhak Şinasi Hisar, Kitap Kenarındaki Düşünceler (Türk Yurdu, Mayıs 1955) adlı yazısında kitaba dair bilinmesi gerekenleri not etmiş. Günümüze de hitap etmesi sebebiyle, hemen her zaman kabul gören ve her entelektüel adayının bilmesi gereken bu notları paylaşmak istedim. Daha herhangi bir kitabı okumadan aklın bir köşesinde daima hazır tutulması gereken notlar. Bu kenar notları, edebiyattan sanata, okumadan yazmaya her sahada tatbik etmek, okuma hafızamızı yenileyecektir. işte kenar notları:

Ruhun kabul etmeyip kapı dışarı ettiği malûmatın/ bilginin sanata hayrı dokunmaz. Emniyetimizi temin için malûmatımızı iz’an/anlayış hâline getirmek lâzım gelir. Bir edebiyatçının vazifesi, kafasının inandığı fikirleri ruhunun imanları haline yükseltebilmektir.

Ağır yemekleri hazmedebilmek için sağlam bir mide lâzım olduğu gibi, fena eserlerin mahzurlarından korunmak için de sağlam bir kafa lâzım.

Muaheze/azarlama, paylama pek kolaydır. Hususiyetle sanattan hiç anlayamayanlar için!

Birçokları için en değerli şarkıcı, en çok bağıran ve en kuvvetli muharrir/yazar de en çok haykırandır.

Boş lâf söylenebilir, fakat hiç olmazsa nafile yazı yazılmasaydı?

Nafile yere nice nasihatler veririz. Sözümüzü başkasına değil, kendimize bile dinletemeyiz!

Şarkıcının dinlettiği sesler söz değil de nağme ise, sanatkârın cümlesi de bir âhenktir.

Doğup yaşadığımız şehri görmeğe gelmiş seyyahların seyrettikleri âbideler gibi, kendi dilimizde okumadan bildiğimizi sandığımız kitaplar vardır.

Tercümeler/çeviri eserler, bazen bu eserleri hem yazanlar, hem okuyanlar için birer ihanete benzer.

Bazı tabloları iyi görebilmek için hususî bir ışık tertibatı lâzım geldiği gibi, bazı kitapları anlamak için de hususî gözlükler takılması lâzım geliyor.

Bazı muharrirlerin söylemek istediklerini anlamak için onları söyleten ecnebî kitapları bilmemiz iktiza ediyor.

Edebiyatta hiç kimseye benzememek bir gayedir. Lâkin bunun da hiçbir şeye benzememek gibi bir tehlikesi var.

Bir eser yazan sanatkârın ne dereceye kadar şuurlu, ne dereceye kadar şuursuz çalıştığını bilmemize imkân yoktur. Bunu Allah bilir.

Bazı muharrirlerin sahifeleri sinek avlamak için kullanılan zamklı kâğıtlar gibi kısa zamanda kirleniveriyor.

Şair, şiir kitabını neşrettiği günden itibaren, nasıl olup da herkesin bununla meşgul olmadığına şaşar. Umumî bir suikast karşısında kalmış gibi, hayret içinde kalır. Ne garip! Kitabından sonraki günlerde yine eski günlere benziyor. Hiçbir şeyde bir değişiklik yok.

“Âlem yine ol âlem, devrân yine ol devrân!” •Şairlerin kendilerini medhetmelerini mübalâğalı görmemeliyiz. Kendi haklarındaki medhiyeler belki en samimî iddialarıdır.

Lisanları değişerek Babil Kulesi’nden birbirlerinin dediklerini anlayamamış olanların ahfâdı/torunları bulunduğumuz belli!

Aynı dili konuşsak bile birbirimizi anlayamıyoruz. (Sadık Canlar/İnsan ve hayat-Mayıs 2015)

 

20.06.2016
Bu yazı 1078 defa okundu.

Diğer Yazıları