YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Mezkit

''Kızıl Elmasız'' Yetişen Nesil!

Bir milleti var eden en mühim âmil; o milleti meydana getiren fertlerin mefkure sahibi olmasıdır. Hayatlarını bir gaye uğruna yönlendirerek, yaşadığı topraklarda var olma mücadelesine sebep teşkil eden mefkurenin bulunmasıdır. Mefkure sahibi olmak demek, derin hülyalara dalarak, hakiki hayattan uzaklaşmak değildir. Bu hayatı, mânâlı kılmaktır. Sarfettiği enerjinin, teneffüs ettiği havanın kendisi için hangi anlamları zihninde tezahür ettirdiği önemlidir. Bir hiç uğruna, sıradan, bayağı; konuşma kabiliyeti olmayan mahlukların var olması sebeplerinin aynı olmaması için; evvela fert olarak kendi zihnimizin mefkuresini, mütemadiyen cemiyetimiz ideali, milleti millet yapan ve tekamülüne zemin hazırlayan fikrî inanmanın tezahürüdür.

 Osman Gazi’ yi Osman Gazi yapan; bütün benliğini sarmış, fikrî yapısının temelini oluşturmuş “ilây-ı kelimetullah “ı bütün insanlığın hizmetine sunma Kızıl Elma’sıdır. Fatih Sultan Mehmed Han’ın küçüklüğünden beri hayallerini süsleyen, rüyalarına giren, Rasulullah Efendimizin (s.a.v.) tebşirlerine (müjde) nail olma Kızıl Elma’sı: Kostantiniyye’yi İslamın ve Türklerin emrine âmâde kılarak; cihanşümul bir ideali vücuda getirmektir. İslam'ın Hilâlini Roma'nın göbeğine dikmekti. Yavuz Sultan Selim Han’ın ülküsü ise, yapılamayanı yapmak; geçilemez, aşılamaz denilen Sina Çöl’ünü Rasulullah’ın ardı sıra yaya yürüyerek; İslam halifeliğini deruhte etme Kızıl Elma’sıydı. Kanuni Sultan Süleyman Han’ın Kızıl Elması, Cihan Devleti’ni; ilimde, fende, mimaride, denizde, karada vs.sahalarda zirvede olmasını temin ederek, bütün insanlığın hamiliğini üstlenmek ve bunu hayata geçirmek idealiydi.

 Peki, bütün mücadelelerin temelini oluşturan neslimize, sorumluluk sahipleri olarak Kızıl Elma’yı verebiliyor muyuz ? Bu taze beyinleri, boş zihinleri mefkuresiz ne ile teçhiz edeceğiz? Gençliğimizi; müspet ilimle, doğru tarihle ve kültürle, sahih gelenek ve dini malûmat ile doyuramamışken; bu gençlerimizden nasıl muvaffakiyet bekleriz? Başarı, sadece ezberci eğitim sisteminin dayatması neticesinde kazanılan, işe yaramaz, boş gençler topluluğunu mu meydana getireceğiz? Okullarda verilen içi boş, saat dolsun kabilinden öğretimle mi gençliğimizi mefkure sahibi yapacağız? İyiyi, doğru düşüneni, güzeli öğreteni, milletini sevmeyi belleten, her şeyin hakikisini yeni nesle verenleri dışlayarak; inançsızlığın kol gezdiği bir vasatta (Satanizm gibi), menfiliklere müdahale edilmeyecek; körpe dimağlara, yeni neslimize sahih geleneğimizin aslını vermeye çalışanları ise öcü göstereceksiniz; ondan sonra da batıl inançların pençesinde kıvrılan gençlerimizin haline çare bulmaya çalışacaksınız. İçi boşaltılmış bir fikrî alt yapı ve bilgi ile; dışarıdan gösterişli görünse de, ufak bir müdahalede yok oluşa doğru sür’at kazandırmış olursunuz.

  Kızıl Elma’sına doğru koşan, bir mefkureye sahip nesli hayal ediyorsak, buna gayret edenlerin önündeki manialar kaldırılmalıdır. Boşluktaki gençliğimizin idolü haline gelen, tek hedefi kısa yoldan köşe dönmecilik ve vasıfsız çığırtkanlık yapan; sözüm ona şarkıcı, popçu, hevy metalcilerin v.s. bunun gibi, çağımızın müstemleke kültürü olan köksüz hedeflerin bu gençlere vereceği bir şey olamaz. Milletini seven, vatanına sahip çıkan, en ufak bir tedhişcilik hadisenine karışmayıp; bilakis onları önleyici gençliğimizi yetiştirmenin tek yolu, mefkure sahibi yapacak vasıtaları hakiki menbaından kana kana içmesine imkan vermektir. Bunların önünü açmaktır. Bunlarla birlikte, elele vererek; geleceği yeniden inşa edecek hamleci nesli yetiştirmektir.

  Geçmişiyle barışmış, tarihî, irfanı, sahih geleneği, dinini; velhâsılı, topyekün kökünü; âtinin şartları iktizasınca muasır medeniyet seviyesine ulaşmakla kalmayıp; müessir bir dünya görüşünü diğer insanlığın hizmetine sunacak; global bir dünyada yön verilen değil, yönveren;  şahsiyetli, ufuk sahibi olacak nesilleri yetiştirmeliyiz. Mahalli kıymetlerimizi, beynelmilel değerlere ekleyerek, şanlı mazimizdeki gibi müracaat edilecek hale gelmeliyiz.

   Bunu için asrımızın bütün müspet imkânlarıyla mücehhez bir neslin “Kızıl Elma”sı kimsenin hayal edemeyeceği bir noktaya gelir. Yeter ki biz buna, başta mes’ul mercilerimiz olmak üzere, millet olarak inanalım. Bunu gerçekleşeceğinden kimsenin şüphesi olmasın

   Bütün gençlerimizin gerçek manada Kızıl Elma’sına sahip olması ümidiyle...        (Dirilişimiz Milliliğin İhyasındadır,Yeni Fikir Dergisi yayınları (YFD),2011)

02.02.2016
Bu yazı 1083 defa okundu.

Diğer Yazıları