YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Mezkit

KONSTANTINİYYE’ NASIL “İSLAMBOL” OLDU? (2)

Bilmiyorum ki hangisini anlatsam, hangi derdime derman arayıp ilaç bulsam. Gökdelenlerle bozulan silüetimi mi, yoksa tahrip/f edilen tarihi mi, metruk eserleri mi? Hangisini anlatsam, dilde şikâyet gönülde kasavet var. Sultanahmet, Yenicami, Süleymaniye, Şehzadebaşı, Fatih camilerim ezansız bırakıldı. Mimar Sinan’ın ve daha nice gönül mimarlarımın kemikleri sızlatıldı. Nice camilerim kıyıma uğradı. isterdim ki ‘Yapamadınız, bari yıkmayın, sahip çıkın. Üstüne bir şey ilave etmeyin. Aslını muhafaza edin.’ Ayasofya Camim ise hepten ezansız ve namazsız, öksüz bir çocuk gibi boynunu büktü. Ezana, namaza, niyaza hasret bakıyor Sultanahmet kardeşine.

 

Taşrada büyüyen her çocuğun hayali idim ben. Taşı toprağı, altın’ diyerek koştular bana. Eserlerimdeki her bir taş, altın gibi bir ruh ile tezyin edilmişti. Ondandır ki anlı şanlı ecdad, taşları değil ruhları eserleriyle yükseltmişlerdi. Ondandır bu heybetli duruş, ondandır bu tarihe miras kalış. Bilirsiniz ki Mimar Sinan da Anadolu’dan Kayseri’den gelmiş, Konstaniyye’yi eserleriyle ‘islambol’ yapmıştı.

 

Hakkımda Mimar Turgut Cansever, “Osmanlı şehircilikte estetik için ‘Şeddadî’ binalar yapmaktan imtina etmiş, mesken mimarisinde son derece mütevazı ölçüler tercih etmişti.” der. Konstanıyye’ye islambol damgasını vuran Sinan için “Abidevî eserleri tabiatla ve islâmî hayat tarzıyla mütenasip, dünyanın sonraki nesillerin de hakkı olduğunu bilerek, gelişmeye açık bir mimari anlayışıyla meydana getirmişti.” değerlendirmesini yapar.

Falih Rıfkı Atay ise vicdanının sesini dinlemiş olmalı ki Osmanlı’nın yıkılışı ile ‘bir şehir plânını tatbik edebilecek kuvvette bir idare kurulumadığı” hakikatini itiraf eder.

 

20. yüzyıl mimarlarından Le Corbusier hakkımda şöyle yazmış: ‘New York bir felaket; istanbul ise yeryüzü cenneti. istanbul bir meyve bahçesidir; bizim şehirlerimiz ise taş ocakları. istanbul’daki evler ağaçlarla çevrilmiştir.’ Osmanlı için ‘Kişi, bina yaptığı yere ağaç da diker.’ cümlesini de ilave etmeyi unutmamış. Eserlerimle islambol iken ismimle de öyle yad edilmek daha hoşuma gider. (İnsan ve hayat/ ÜMITYÜKSEL/ MAYIS 2014)

03.12.2015
Bu yazı 2069 defa okundu.

Diğer Yazıları