YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Mezkit

KÜLTÜR MÜ? İRFAN MI?

     Evvelâ, irfan nedir" sualine cevap arayalım:

    Fransızca bir kelime olan kültür, lisanımızda irfan yerine kullanılsa da, tam olarak karşıladığı söylenemez. Zira irfan; bilmek ve anlamak mânâlarında olmakla birlikte, eğitim ve öğretimle elde edilemeyen gerçeği, sezerek idrak etme gücü; bilme anlayış. Dini gerçek ve sırları biliş demektir.

 Ayrıca irfan’ın, tasavvufi yönü de vardır; İlahî bir feyz  olarak kâinata, hayata ve memâta ait birtakım sırlara vakıf olup bilme hasletidir. Bir diğer ifadeyle irfan, “Sofilerin rûhânî halleri yaşayarak, mânevî ve İlâhî hakîkatleri tadarak elde ettikleri ilim’dir.  Bu yoldan Hakk’a dair  elde edilen ilme mârifetullah,  buna sahip olan kişiye de ârif-i billah denir.

           ***

 "İrfan mı kültür mü" sualine, Ömer Seyfettin’in öğretmen arkadaşlarıyla giriştiği âlim, ârif münakaşasına bakmak meseleyi biraz daha anlamlı kılar.

— Şöyle ki; Ömer Seyfettin Birinci Dünya Harbi yıllarında öğretmendir. Bir ara öğretmenler odasında otururken,

—   -Arkadaşlar, der, bu millet âlim değildir ama âriftir. Bu irfanı sayesinde pek çok şeyi okumuşlardan daha iyi sezer, farkeder ve bilir..

—   Arkadaşları itirazı basar:

—Olur mu öyle şey! İlmi olmayanın irfanı mı olurmuş, derler.

—   Harp yılları olduğu için de, iktisadi ve ticari hayat durgun, yokluk ve sıkıntı had safhadadır. Şekersizlikten çaylar bile kuru üzümle, pekmezle içilmektedir. Bu durumu değerlendiren Ömer Seyfettin,

—   -Müjde arkadaşlar, der. Almanya’dan bilmem kaç ton şeker geliyormuş, çayları kuru üzümle içmekten kurtuluyoruz!

—    Bunu duyan öğretmenler, sevinçten yerlerinden fırlar ve bu haberi avuçlarını patlatırcasına alkışlarlar.

—   Ama o da ne? Tam bu esnada kapı önünde bulunan hademede en ufak bir reaksiyon görülmemekte. Ömer Seyfettin bu defa hademeye döner ve;

—   -Sen niye sevinmiyorsun, şekere ihtiyacın yok mu? Diye sorar.

—Hademenin verdiği cevap ârifânedir:

—   -Boşversene Bey’im, der, kel merhemi bulsa kendi başına sürecek! Almanya harp ediyor, düşünsene… Şekeri nerden bulup da bize gönderecek!?

—   Bu cevap üzerine Ömer Seyfettin, irfandan mahrum olan arkadaşlarına dönerek,

—   -İşte,der, beyler, âlimle ârifin, ilimle irfânın farkı…

06.05.2015
Bu yazı 1135 defa okundu.

Diğer Yazıları