YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Mezkit

Kutlu Doğum Haftası'na dair bir analiz (1)

 Diyanet İşleri Başkanlı tarafından yürütülen  Kutlu Doğum Haftası'na dair  bir analiz sizlerle paylaşmak istiyorum.  Mühim olduğu kanaatindeyim. İlgililerce dikkate alınmalıdır. Gerçi biz bu ve benzeri konularla alakalı fikrimizi beyan ettiğimizde alakalıların sert eleştirilerine maruz kalıyorum. Hatta, işi " haklarını helal etmeme" noktasına vardıran değerli dostlar dahi oluyor. Bizim kanaatimiz şudur: Diyanet, Müslüman-Türk Milletinin birleştirici unsurudur. Kadim geleneğimiz bunu görmek mümkündür. Selçuklu- Osmanlı -Türkiye Cumhuriyeti tarihine bakıldığında bu mesele vuzuha kavuşacaktır. Mevzuyu fazla uzatmadan Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil hocanın kendi sitesinde 19.04.2017 tarihinde yaptığı Kutlu Doğum Haftası tahlilini arz ediyorum.

*** 

Ülkemiz, 15 Temmuz 2016’da tarihinin en büyük ihanetlerinden, darbe girişimlerinden, kalkışmalarından birini yaşadı. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan Bey’in vakarlı duruşu, gayreti, milletin müdahalesi ile muhtemelen Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne karşı yapılmak istenen bu ölüm vuruşu engellendi.

 

Bu tarihten sonra Fetö belasının ne menem bir şey olduğu, on yıllardır ülke içerisine soktukları fitneler daha rahat dillendirilmeye başlandı.

 

Şurası muhakkak ki Fetö en fazla, dini kullanmıştı. Ancak onun çok açık bir emeli daha vardı. Dini bir taraftan kullanırken diğer taraftan bozmak, içini boşaltmak ve Müslümanları Hıristiyanlaştırmak! Diyalog hareketinin bu manaya geldiğini bugün artık Fetö militanlarının dışında anlamayan yok gibidir.

 

Diğer taraftan bu örgütün dinin pek çok noktasına öldürücü vuruşlar yaptığı da malumdur. Hutbelerden “İnned dine indallâhil İslam” (Allah katındaki tek din İslam’dır, Al-i İmran 19) ayetinin çıkarılması, Kur’an-ı Kerim’in bozuk meallerinin yaygınlaştırılması, Kelime-i şehadetle oynanması, iman esaslarının sarsılması, camilerin sıra ve masalarla donatılması gibi…

 

Bunlardan biri de “Kutlu Doğum Haftası” projesi idi. Bu durumu son beş senedir TV programlarında dile getirmiştim. Ne üzücüdür ki 14 Nisan 2017 Cuma hutbesinde Diyanet bu projenin kendilerine ait olduğunu ifade etti. Gerçek böyle miydi? Yoksa hâlâ Diyanet’te bu bozuk uygulamaya devam etmek için direnen bir grup mu bulunmakta?

(Kaynak:Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil-19.04.2017)

22.04.2017
Bu yazı 334 defa okundu.

Diğer Yazıları