YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Mezkit

Malazgirt’ten Cumhuriyet’e: Yahudiler, yok olmaktan kurtuluyor

İslâm Medeniyeti’nin zirve numunesi Müslüman Türklerin fiilen 26 Ağustos 1071 Malazgirt Zaferi’nden sonra Anadolu’ya ayak bastığı andan itibaren Bizans topraklarındaki Yahudiler de nefes almaya başladılar. Binlerce Yahudi, Bizans’tan kaçarak Anadolu Selçuklu Devleti topraklarına sığındı. Osmanlı Devleti’yle birlikte ise Yahudiler, tarihlerinin en uzun süreli mutlu çağlarına girdiler. Dinlerini yaşamada tamamen serbest bırakıldıkları gibi, ülkede istedikleri yerde mülk edinme imkânına kavuştular. Çok yerde ticaret âdeta ellerine geçti ve oldukça zenginleştiler. İstanbul’un fethiyle birlikte ise Avrupa’dan İstanbul’a göçe başladılar. Fethin üzerinden 30 yıl geçtikten sonra şehrin nüfusu 16.326 aileye çıktı ve bunların 1.647’si Yahudi ailesiydi.1492’de İspanya’da katliam ve sürgüne uğrayınca kendilerine kapıyı yine Müslüman Osmanlı Devleti açtı. Devrin sultanı 2. Bayezid Han, göçmenlere kötü muamele edilmesi ve herhangi bir zarar verilmesi durumunda, bunu yapanlara ağır cezaların uygulanacağı fermanını yayınlamıştı (Shaw,1991: 33). Avrupa’nın vahşetinden kaçan 250 bin Yahudi İspanya’dan Osmanlı topraklarına geldi. Macaristan, Romanya, Bulgaristan, Sırbistan, Yunanistan, Mısır, Anadolu’da ise Doğu Trakya, İstanbul,Çanakkale, İzmir,Tokat ve Amasya çevrelerne yerleştirildi. 16. asrın ortalarında İstanbul’daki Yahudi aile sayısı 8070’e yükseldi. Daha 1478 yılında hiçbir Yahudi nüfusu olmayan Selanik’te 1535 yılında 2.645 Yahudi ailesi oturuyordu (Kedourie, 1992: 165).

   Yakın bir tarihte vuku bulan, yine Avrupa katliamından kurtulmak isteyenYahudilere haham Isaac Tzarfati,Almanya’daki Yahudileri Türkiye’ye göç etmeye çağırıyor ve şöyle diyordu:

   “Kardeşlerim,size vereceğim nasihati dinleyin. Ben de Almanya’da doğdum ve hahamlar önünde Tevrat okudum. Ama ülkemden çıkarıldım. Allah’ın kutsayıp, her türlü güzellikle donattığı Türk topraklarına geldim. Burada huzur ve mutluluk buldum. Türkiye,sizin de huzur ülkeniz olabilir. Burada Allah’ın bize verdiği nimetlerin 10’da1’ini bile bilseniz,ne yapar yapar buraya gelirsiniz. Burada şikayet edeceğimiz  bir şey yok.Büyük servetlerimiz var; ellerimiz altın ve gümüş oldu. Ne ağır vergiler sözkonusu, ne de ticaretimize bir engel var.Toprak bereketli,her şey ucuz ve hepimiz huzur ve hürriyet  içinde yaşıyoruz. Burada Yahudileri,bir utanç forması olarak sarı şapka giymeye zorlamıyorlar. Uyanın kardeşlerim,her şeyinizi toplayıp gelin.” (Shaw,1991: 32;  Apaydın-Alister, 1994: 8-11).

Kaynakça:

 

APAYDIN, F., ALISTER P.(1994): “Blissful Years of the Jews in the Ottoman State”,The Fountain, July to September.

 

KEDOURIE,E.(1992): Spaind and the Jeews, Thomasand Hudson,London.

 SHAW,S.J.(1991):,The Jews of the Ottoman Empire and the Turkish Republic, Macmillan.

17.08.2017
Bu yazı 225 defa okundu.

Diğer Yazıları