YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Mezkit

MİLLî VE YERLİ OLMAK; NE ANLAMA GELİYOR? (1)

Milli ve yerli olmak nedir? De­vam­lı ola­rak kul­lan­dı­ğı­mız ve temel zemin kabul et­ti­ği­miz bu mef­hum­lar et­ra­fın­da fi­kir­le­ri­mi­zi ifade ede­ce­ğiz. Mil­li­lik ve yer­li­lik neye te­ka­bül edi­yor, bu mevzu ek­se­nin­de me­se­le­ye temas ede­ce­ğiz. Şimdi, daha evvel ifade et­ti­ği­miz dü­şün­ce­le­ri­mi­zi bu­ra­ya nak­le­de­lim. Bun­dan sonra bu mef­hum ve an­la­yı­şı tah­lil ede­ce­ğiz.

Mil­li­yet­çi­lik mi Ulus­çu­luk mu?

Bazı ke­li­me­ler lügat iti­ba­riy­le aynı mâ­nâ­ya ge­le­bi­lir­ler.Bütün dil­ler­de­ki an­lam­la­rı bir ola­bi­lir. Ancak,bu ke­li­me­le­rin neşet et­ti­ği top­rak­lar, yoğ­rul­du­ğu kül­tür, ge­le­nek, tarih, din gibi aslî un­sur­la­rın te­si­riy­le mil­let­le­rin kul­lan­dı­ğı mef­hum­la­rın ih­ti­va et­ti­ği derin mânâ far­lı­lık­la­rı var­dır.Hu­su­siy­le bu ke­li­me­le­rin etki sa­ha­sı bir mil­le­tin ka­der­ni alâ­ka­dar eden mef­hum­lar ise ehem­mi­ye­ti daha da zi­ya­de­leş­mek­te­dir.Bu se­bep­ten do­la­yı biz­de­ki tas­fi­ye­ci­li­ğin asıl mak­sat­la­rın­dan biri de ke­li­me­le­rin, mef­hum­la­rın ru­hu­nu yok ede­rek “ye­ni­leş­me” ça­ba­sı için­de olun­ma­sın­dan ötürü, ken­di­ni ta­nı­ma­yan, ta­ri­fi müm­kün ol­ma­yan ve için­den çı­kıl­maz bir halde yıl­lar­ca de­be­len­de­ği­miz yerde dur­mak­ta­yız.Bir mil­le­ti var eden;onun ke­li­me­le­rin­de yüklü olan “mânâ”sın­da­dır.
Mil­let ve mil­li­yet­çi­lik ile ulus ve ulus­çu­luk mef­hum­la­rı da ruh­la­rı yok edil­miş ke­li­me­le­re birer mi­sal­dir­ler. Bu ke­li­me­le­re at­fe­di­len mâ­nâ­lar aynı za­man­da bir me­de­ni­ye­te ba­kı­şın ve o me­de­ni­ye­tin ta­ri­hi­ni, ede­bi­ya­tı­nı, kül­tü­rü­nü, an'ane­si­ni, dini vas­fı­nı ak­set­ti­rir. Bu kav­ram­la­ra ve­ri­len mâ­nâ­lar hep ide­olo­jik bakış açına mün­de­miç ol­muş­tur.Bizim kıy­met­le­ri­mi­ze; or­yan­ta­list fik­rin el­bi­se­si giy­di­ri­le­rek; bütün de­ğer­le­re ve top­lu­ma yak­la­şı­mı­mız bu za­vi­ye­den te­vel­lüt et­miş­tir.Özel­lik­le Batı po­zi­vi­tiz­mi­nin te­si­riy­le zi­hin­ler­de­ki bu­la­nık­lık bizim ay­dı­nı­mız­da faz­la­sıy­la şu­mul­len­di­ği için, ge­le­ce­ği tayin edecek be­yin­le­rin bu fik­ri­yat­la tec­hiz edil­me­si yü­zün­den,kendi me­se­le­le­ri­mi­ze Batı'nın gö­zün­den bak­ma­mı­za yol aç­mış­tır. Ta­bi­atıy­la,za­man­la içi bo­şal­tı­lan, ta­ri­hin im­bi­ğin­den ta­ve­rüs ede­rek bize gelen mef­hum­la­rı­mız bir bir el­le­rim­zi­den kayıp git­miş­tir.Bizde,bir ke­li­me halk na­za­rın­da kabul gö­rür­ken, zor­la­yı­cı bir te­lâk­kî ile değil; ce­mi­ye­ti­mi­zin kül­tü­rün­den, ge­le­nek­le­rin­den, di­nin­den, âdet ve gö­re­nek­le­rin­den bir şey­ler ala­rak müş­te­rek bir dil mey­da­na ge­tir­miş­tir. Li­sa­nı­mı­zı mey­da­na ge­ti­ren ke­li­me­ler,İslâm di­ni­nin ve bizim kadim geç­mi­şi­mi­zin kül­tü­rüy­le yoğ­rul­muş,ceset ve ruh teş­kek­kül et­ti­ri­li­le­rek mil­le­ti­mi­ze mal ol­muş­tur. 
İmdi, hal böyle iken, 1789 Fran­sız İhti­la­li ile neş­vü­ne­mâ bulan ve dalga galga ya­yı­lan asa­bi­ye­te dönüş fik­riy­le ha­re­ket eden ay­dın­la­rı­mız,me­se­le­ye bu açı­dan bak­tık­la­rı için ulus­çu­lu­ğun hakim fikir ol­du­ğu­nu ve “Türk ulu­su­nun” ve “ulus­çu­lu­ğu­nun” müm­kün ola­bi­le­ce­ği­ni on yıl­lar­dır dile ge­tir­miş­ler­dir. Bu fikri ka­lıp­lar aynen devam et­mek­te­dir.
Men­ba­ını po­zi­ti­vizm­den alan şar­ki­yat­çı­la­rın til­miz­le­ri­ne göre ulus­çu­luk daha ev­vel­den yok idi ve bu ulus­çu­luk malum ih­ti­lal­le gün yü­zü­ne çık­mış­tır. Bizim de kendi ır­kı­mı­zın önp­lâ­na çı­ka­rıl­ma­sı ve is­tik­ba­li­mi­zi tayin etmek için kendi kav­mi­mi­zin in­san­la­rı eliy­le müm­kün ola­bi­le­ce­ği fik­riy­le ha­re­ket et­miş­ler­dir. Böyle dü­şü­nen aydın ta­ba­ka­sı ba­tı­dan al­dık­la­rı ”nas­yo­nal” ke­li­me­si­ni ulus, “nas­yo­na­lizm” mefh­mu­nu da ulus­çu­ku­luk di­ye­rek me­se­le­yi asli mer­ke­zin­den sap­ma­sı­nı sebep ol­muş­lar­dır. Do­la­yısy­la bun­la­ra ve za­ma­nı­mız­da­ki kul­la­nı­lı­şı­na göre ulus ve ulus­çu­luk ta­ma­men se­kü­ler bir kav­ram­dır. La-di­ni­dir. Kökü yok­tur ve ta­ri­hî bir geç­mi­şi ol­ma­mış­tır. Şim­di­ye kadar ol­ma­yan böyle fi­kir­ler bir anda or­ta­ya çık­mış­tır. Bu yüz­den mez­kür fik­ri­yat­tan şu an­la­şıl­mak­ta­dır: Müs­lü­man-Türk mil­le­ti­nin ta­ri­hi yok­tur.R03;Bin yıl­lık İslâm-Türk ta­ri­hi ve beş bin yıl­lık Türk ta­ri­hi ol­ma­sı müm­kün de­ğil­dir. Ulus­çu­lu­ğun ve ulus­çu­la­rın fik­ri­ne göre asıl un­sur­lar şu hu­su­si­yet­le­den mü­te­şek­kil­dir:Bu mef­hum­la­rın ta­ri­hî ze­mi­ni yok­tur. Dinî,harsî,an'anevî buudu bu­lun­ma­mak­ta­dır. Müş­te­rek de­ğer­ler­den şe­kil­le­nen bir ma­zi­ye sahip de­ğil­dir.İçi boş, dışı mo­der­nizm ile dol­du­rul­muş, bizim mil­le­ti­mi­zin hiç­bir me­se­le­si­ne cevap ve­re­bi­lecek tec­hi­zat (do­na­nım) mev­cut de­ğil­dir. Ta­ban­dan değil, ta­van­dan; yani oto­ri­ter bir zih­ni­ye­tin ta­hak­kü­mü ile mil­le­te mal edil­me­ye ça­lı­şı­lan mef­hum­lar bü­tü­nü­dür. Ulus­çu­luk, bizim mil­le­ti­miz­le hem­hal ol­ma­mış­tır ve ol­ma­ya­cak­tır. As­lı­nı red eden biz zih­ni­ye­tin mah­sü­lün­den,ge­lecek ta­sav­vur etmek imkan da­hi­lin­de de­ğil­dir. Ve bun­dan sonra da ol­ma­sı müm­kün ol­ma­ya­cak­tır. Hakim “izm”in ta­hak­kü­mü belki biraz daha zor­la­yı­cı­lı­ğı­nı devam et­ti­re­bi­lir; ancak, ruh­suz bir ce­se­din fayda ver­me­ye­ce­ği de aşi­kâr­dır (20.02.2004-Ga­ze­te Flaş).

9/02/2017

09.02.2017
Bu yazı 624 defa okundu.

Diğer Yazıları