YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Mezkit

Milletini seven bir adam: II.Abdulhamid Han(1)

Sultan II. Abdülhamid Han için bugüne kadar olumlu ve olumsuz olarak birçok şey yazıldı. Hakkında olumsuz olarak söylenen sözlerin veya yazılan yazıların temeli; kuruntulara sahip olduğu, milleti cahil bıraktığı, diktatör ve hatta kan dökücü olduğu, ilme ve bilime karşı olduğudur.

 

Sultan II. Abdülhamid’in karakteri, özel hayatı, düşünce yapısı ve psikolojik dünyasını, bu ve benzeri ifade ve suçlamaların ne derecede doğru olduğunu ancak O’nunla birlikte yaşayan ve sözüne güvenilir insanlara sormak ve alınan cevapları karşılaştırmak gerekmektedir.

 

Fakat bugün için bu mümkün olmayan bir imkandır. Bugün yapabileceğimiz ise; bu kişilerin her birinin yazılı olarak bıraktıkları veya anlattıkları eserlerden hareket ederek ve tarihi olaylara bakarak bir sonuca ulaşmaktır.

 

Fakat şunu da unutmamak gerekir ki, bir şahıs hakkında herkesin vereceği hüküm, bazı umumi noktalar istisna edilecek olursa, ayrı ayrıdır. Bu da tabii ki hükmü veren şahısların mevkilerine, şahit oldukları olaylara, işittikleri sözlere göre değişebilmektedir.

 

KIZIL SULTAN MI ULU HAKAN MI?

 

Osmanlı Padişahlarının otuz dördüncüsü, İslam Halifelerinin ise yüz on üçüncüsü olan Sultan II. Abdülhamid, Sultan Abdülmecid’in ikinci oğludur.

 

Doğduğunda takvim yaprakları 1842  yılının 21 Eylül’ünü gösterir. Annesi Tir-i Müjgan Sultan olan Abdülhamid Han tahta 1876 yılında 34 yaşında çıkar, 1909 yılında çıkan 31 Mart Ayaklanması ile indirilir.

 

Osmanlı Devleti’nin 33 yılla tahtta en uzun kalan dördüncü padişahıdır. Vefat ettiğinde takvim yaprakları 10 Şubat 1918’i göstermektedir.

 

TAHTA ÇIKTIĞINDAKİ RUH HALİ

 

Amcası Abdülaziz Han’ın 1876'da tahttan indirilmesi ve şüpheli koşullarda vefatı ile ağabeyi V. Murat'ın tahta çıkarıldıktan üç ay sonra ruhsal çöküntü geçirmesi iddiasıyla tahttan indirilerek Çırağan Sarayı'na hapsedilmesi olaylarına tanık olur.

 

Ayrıca, Sultan Hamid İktidarında Osmanlı Devleti parçalanmanın da eşiğindedir.  Sadrazam olarak ağabeyi V. Murat’ı da tahta çıkartan Mithat Paşa’yı atar. Saray ile Bab-ı Ali arasındaki çekişme had safhada ve devlet borçlarını ödeyemez haldedir. Rusya’nın desteğiyle Balkanlarda Panslavizm akımı güçlenmekte ve ulusal ayaklanmalar baş göstermektedir. Yurt içinde ise meşrutiyet yanlıları Cumhuriyet ilanı fikrini tartışmaktadırlar.

 

KANUN-İ ESASİ’NİN İLANI

 

Sultan Abdülhamid, Mithat Paşa'ya henüz tahta çıkmadan verdiği sözünün gereği olarak 23 Aralık 1876'da, ilk Osmanlı Anayasası olan Kanun-ı Esasî'yi ilan eder.

 

Meclis-i Mebusan ve Ayan Meclisi üyelerinden oluşan ilk meclis 19 Mart 1877'de açılır ve böylece I. Meşrutiyet dönemi başlar. Padişah ile meclis ülkeyi birlikte yönetecektir, anayasayla yargı bağımsızlığı ve temel haklar güvence altına alınmasına rağmen egemenliğin esas kaynağı yine padişahtır.

 

I. Meşrutiyet’in ilanı sonrasında değişen veya düzelen herhangi bir siyasal durum söz konusu olmaz: Balkanlarda siyasal karışıklık, ekonomi de ise artarak devam eden borçlar.

 

Üstüne üstlük Sultan’ın karşı olmasına rağmen Mithat Paşa, Damat Mahmud Paşa ve Redif Paşa gibi devlet adamlarının ısrarlarıyla 93 Harbi’ne giren Osmanlı ağır yenilgi alır, Rus Ordusu İstanbul sınırlarına kadar dayanır ve Sultan Hamid Meclis’i 1878 yılında kapatır.

 

MECLİS’İN KAPANMASI VE 31 MART’A GİDEN YOL

 

Sultan Abdülhamid, Kanun-ı Esasî'nin 113. maddesiyle kendisine tanınan "idari sürgün yetkisi"ni kullanarak, Mithat Paşa'yı sürgüne yollar.

 

İktidarında büyük siyasi olaylar ve hareketler olmasına rağmen ülke her alanda birçok yenilik, kalkınma ve eser hamlesinden de geri kalmaz.

 

Yaptığı siyasi ve idari hamleler ve oluşturduğu mekanizmalarla ülkesini dış güçler karşısında güçlü bir şekilde savunması içte ve dışta çoğu çevrelerce iyi karşılanmaz, çokça düşman edinir.

 

Hakkında dedikodu ve iftiralar bilinçli olarak yayılmaya başlar. Bugüne kadar Abdülhamid Han hakkında ortaya atılan asılsız iddialar yaptığı bu diğer eğitim, kültür, kalkınma, imar ve yenilik çalışmalarını gölgelemiş gün yüzüne çıkmasına engel olmuştur.

 

O gün olduğu gibi bugün de emperyalist devletlerin içte ve dıştaki uzantıları ile işlerine geldiği şeyleri yapamayan kimselerce ortaya atılan iftira ve yalanlar Sultan Abdülhamid döneminde yapılanların incelenmesi sonucu otomatik olarak çürüyecek iddialardır.

 

Abdülhamid Han, 1881'de Düyun-u Umumiye'yi kurarak devletin 252 milyon olan borcunu 106 milyona indirir. Bu detay dahi diktatörlük iddialarını ve demokrasi söylemlerinin nedenini çok iyi açıklamaktadır. (Kaynak:Haber10 ÖZEL / Furkan DÜZENLİ)

 

27.09.2016
Bu yazı 704 defa okundu.

Diğer Yazıları