YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Mezkit

Milletini seven bir adam: II.Abdulhamid Han(3)

ABDÜLHAMİD HAN’IN FRANSA’YA ULTİMATOMU

Fransa'da II. Cumhuriyet devrinde Sadi Carnot'nun Cumhurbaşkanlığı sırasında, Fransa'nın tanınmış yazarlarından ve Fransız Akademisi üyelerinden, Marki de Bornier "Muhammed" ismiyle manzum bir dram yazar, bunu Komedi Franseze (Comedi Française) kabul ettirir (1888), programına aldırtır ve sahne provalarına başlar.

Piyesle ilgili biletler ve davetiyeler basılır. Hz. Peygamber'i tahkir eden piyesten Bab-ı Ali Hükümeti ve Sultan Abdülhamid derhal haberdar edilir. Osmanlı Dışişleri Bakanlığı ile Osmanlı'nın Paris'teki elçiliği arasında bir dizi yazışma başlar.

Sultan Abdülhamid, Fransa'nın İstanbul'daki Büyükelçisi Kont Montebella aracılığıyla Fransa Hükümeti'ne sert uyarılarda bulunur.

Sultan’ın aleni tehditler içeren ihtar mektubunda bu rezalete derhal son verilmemesi halinde Osmanlı Hilafeti’nin bunu siyasi bir mesele olarak gördüğünü ve gerektiğinde bütün İslâm âlemini ayağa kaldırıp üzerlerine salmaktan çekinmeyeceğini bildirerek tehdit eder.

Bu tehdit sonucunda adeta Fransa’nın aklı başından gitmiş olacak ki, bir daha hiçbir Fransa şehrinde gösterilmemek üzere yasak edilir. Kin ve nefretinde ısrarcı olan Fransız senarist Bornier gibi bu sefer İngiliz Voltaire oyunu ikinci kez İngiltere’de oynatmaya teşebbüs etmekten çekinmez.

Fakat Sultan Abdülhamid Han onların yüreğinde yatan “tarihi korku” ve kuyruk acısını çok iyi bildiği için, İngiltere’ye gönderdiği ültimatomda açıkça;

“Eğer bu oyuna derhal son vermezseniz, Halife-i Müslimin olarak; ‘İngilizler Peygamber’imizi tezyif ediyorlar!’ diye âlem-i İslâm’a beyanname neşreder, derhâl Cihâd-ı Ekber ilan ederim!...” diyerek, düşmanlarını bir daha harekete geçemeyecekleri bir tehditle sindirir.

 

 ABDÜLHAMİD HAN’IN İLGİ ALANLARI

Sanata ve antikaya meraklı olan Sultan Abdülhamid başta silah olmak üzere çeşitli koleksiyonlar edinmiştir.

 

Hayvanlara Merakı

Sultan Abdülhamid’in hayvanlara özel bir merakı olduğu herkesçe bilinen bir gerçektir. Şehzadeliği ve özellikle padişahlığı sırasında ve hatta tahtan indirilip sürgünde bulunduğu Selanik günlerinde hemen her türden hayvan beslemiştir.

 

Avcılık Merakı

Sultan Abdülhamid kılıç ve silah kullanmakta maharet sahibi idi. Atıcılıkta iyidi. Örneğin bir testiyi kırk elli metre uzağa diktirir, üzerine bir yumurta koydurur, on kurşundan yedisini her halükarda isabet ettirirdi.

 

Marangozluğu

Sultan Abdülhamid resim gibi güzel sanatlara merak duymuş, ince marangozluk ve oymacılıkta maharet kazanmıştır. Marangozluk onun yegâne hazzettiği iş olmuştur denebilir. Bu iş için Yıldız’da hususi bir marangozhane inşa ettirmiştir.

Boş zamanlarında ya dairesinin önündeki bahçede bir gezinti yapmış yahut hususi marangozhanesine giderek marangozlukla uğraşmıştır. Marangozluk sanatında çok ileri bir düzeye ulaşmıştır.

Gerçekten nefis denilecek masalar, yazıhaneler, çekmeceler yapmıştır. Onun elinden çıkan takdire şayan bu eserler bugüne kadar korunabilmiştir.

 

Çini Merakı

Sultan Abdülhamid’in ilgi alanlarından bir diğeri de çini olmuştur. Çiniden yapılmış şeylere fazla merakı olduğundan Yıldız Sarayı dâhilinde bir çini fabrikası kurdurmuştur. Seçkin sanat imal edildiği bu fabrika üretiminden Avrupa hükümdarlarına hediyeler göndermiştir.

 

Tiyatro Merakı

Sultan Abdülhamid tiyatroyu severdi. İktidar yıllarında Yıldız Sarayı’nda özel bir tiyatro yaptırmış, burada meşhur oyunları sahneye koydurtarak seçkin davetlilerin de katılımı ile bunları zevkle izlemiştir.

 

Kitap Merakı

Ayrıca zengin bir kütüphaneye sahip olan Abdülhamid oldukça çok okuyan bir insandır. Sultan Abdülhamid herkesin okumasını isterdi. Okumamanın insana zararlı olduğunu bilirdi. Fransız İhtilali gibi Avrupa ve Avrupa meselelerine dair birçok eseri tercüme ettirerek okumuş, mütalaalarda bulunmuştur.

Abdülhamid’in en çok okuduğu, daha doğrusu okutmak suretiyle dinlediği kitaplar zabıta romanları, cinaî hikâyeler ve seyahatnameler idi. Polisiye ve cinaî romanlara çok düşkündü. Yıldız Sarayı’nda bir tercüme dairesi vardı. (Kaynak:Haber10 ÖZEL / Furkan DÜZENLİ)

 

30.09.2016
Bu yazı 819 defa okundu.

Diğer Yazıları