YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Mezkit

Müslüman-Türk Milletinin Ahlâk ve Karakteri

   Geçen yüzyılın başlarında İstanbul Bahçekapı’da meşhur bir terzihanenin sahibi  olup İstanbul’un kalburüstü zenginlerini giydiren  Macar bir terzi vardır: Mösyö Back.devrin en ünlü  kulübü Circle Dorla (Sirkıldorya) ‘ın devamlı müşterilerinden  Mösyö Back bir gece toplantı halinde bulunan  İngiliz, Fransız,Alman, İtalyan, Rum, Ermeni ve Yahudi dostlarına şu sözleri söylemiştir:                                                                                     

  “Efendiler! Ticarethânemde tezgahtarlık eden bir  Türk vardı. Kendisini askere  çağırdılar. Giderken, daha evvelden ticarethânemden aldığı on beş lira borcu veremeyeceği için özür diledi ve harpten döndüğü vakit ödemek üzere benden mühlet istedi. Elden ne gelir, ben de râzı oldum ve bu parayı unuttum. Umumi Harp (I.Dünya Savaşı) bittikten bir müddet sonra genç bir delikanlı ziyaretime geldi ve tezgâhtarın oğlu olduğunu söyleyerek:

  -Babam harpte şehit düştü. Vasiyeti icabınca size olan borcunu getirdim, dedi. Ardından da borcu olan daha evvel ödeyemediği için özür diledi. Ben duygulanmıştım. Parayı almamakta ısrar ettim. O zaman delikanlı pek üzüldü:

   -Bu babamın vasiyetidir, dedi. Eğer almazsanız ruhu azap olur. Üstelik benim için namus  borcu sayılır...

   Sözlerinin burasında Mösyö Back’ın gözleri yaşarmış ve bir müddet bekledikten sonra demiştir ki:

   -Efendiler!.. Dünyanın en asil, en doğru, en namuslu milleti Mislüman-Türk milletidir.

    Evet, Râci Efendi’nin dediği gibi, “Aziz-i vakt idik, a’da zelil kıldı bizi” tabiki bu a’danın (düşmanların) başında da şeytan, şeytanlaşmış ins ve cin ile nefs-i emmâremiz gelmektedir. Doğru yolu (sırat-ı müstakîmi) terk edip başka yollara saptık! Dolayısıyla izzetin yerini zillet aldı.İnşaallah bu gafletten bir gün uyanır, tekrar bizi aziz kılan hasletlerimize kavuşuruz. Dünyanın, İslâm dünyasının ve özellikle de Türkiye’nin geleceği için bu ruhu tekrar diriltmeliyiz. İnsanların birbirini kazıklamanın meziyet sayıldığı bir devirde, arkasını döndüğü anda kuyusunun kazıldığı bir zamanda, Müslüman-Türk ruhunu diriltmenin tek yolu bizi biz yapan değerlere sahip çıkmaktır. Bu değerlere sahip çıkmak lafla değil, işle olur. Hareket ile olur. Aksiyon adamı olmakla olur. Dinimizi yeniden öğrenmekle, dilimizi uydurukçadan kurtarmakla ve Türk dilini kullanmakla, örf ve âdetlerimizi, sahih geleneğimizi yeniden öğrenip, uygulamakla mümkün olur. Bunun için çalışanların önünü açmakla, buna sahip çıkanlara gölge etmemekle bu ruhu yeniden tesis edebiliriz. O takdirde, yozlaşmış toplumu bir nebze olsun kendisine getirebiliriz.

  Onun için Müslüman-Türk milletine sesleniyorum:

  Ey millet kendine gel, silkin, üzerindeki ölü toprağını at ve özüne dön. Yoksa Batı’nın tekrar diriltmeye çalıştığı Haçlı Ruhu’nun esiri, Kapitalizmin kölesi olursun. HÜRRİYETİN ELİNDEN GİTTİKTEN SONRA  “DEMOKRAT”OLMUŞSUN NEYE YARAR!

(Dirilişimiz Milliliğin İhyasındadır,Yeni Fikir Dergisi yayınları (YFD),2011)

01.02.2016
Bu yazı 1985 defa okundu.

Diğer Yazıları