YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Mezkit

Nurettin Topçu ve Maarif Davamız (12)

 

 MAARİF DAVAMIZ(b)

 

Maarif, cemiyet içinde idealler doğurur. İdeal, genç ruhların hayat sahnesinde tırmanmayı gaye edindiği illim, sanat, ahlak ve din dünyasına ait zirvelerdir. Yeni bir ilim cereyanının açılması, bir sanat eserine hazırlık veya bir estetik anlayışının belirmesi, bir ahlak iradesinin yayılması veya dini bir hayata seferberlik edilmesi idealin doğması demektir. Genel olarak, talebenin en iyi derece alanı mühendis ve doktor, orta derecedekiler hukukçu, ancak en geri olanların bir kısmı muallim olmak emelindedirler. Bu bilanço gösteriyor ki, mektepte okumak sadece pratik hayatta muvaffakiyete hazırlıktır. İlimden alınacak kuvvetle hayat nizamını değiştirme ideali, günlük hayatın realitesine feda edilmiş, ilim hayata teslim olmuştur. Her sahada muvaffakiyetin sırlarını araştıran ve pratik muvaffakiyete hakikat unvanını bağışlayan Amerikan felsefesi pragmatizm, her şeyden önce maarifte muvaffak olmuş bir musibettir. Bu sistemin dikkatsiz ve idealsiz hayranları, ilköğretimden başlayarak bütün maarif müesseselerinde, “insanı eşya vasıtasıyla” tanıtan, onu küçülten, karakterini yontan ve hayat bezirgânı haline koyan bir eşya terbiyesi kullanmaktadır. Mektep mabet olmaktan çıkmıştır ve hayatla mektep, hüviyetlerini karşılıklı mübadele halindedirler. Medresenin, içinde okunan kitapların kalın cildini andıran tipik bir yapı tarzı vardır. Bu üslup, aynı zamanda kendi içine kapanan okuma adamının beli bükük oturuşunu da canlandırmaktaydı. Her nerede bu yapı tarzını görsek, oranın medrese olduğunu, orada kitap ve talebe bulunduğunu anlar ve sesimizi hürmetle alçaltırdık. Günümüzde talebe kütlesinin barındığı her yere mektep denildi. Ama yapı, bir mektep binası mıdır? Buna ehemmiyet veren olmadı. Her insanın gelişigüzel her çeşit iklimde barınamayacağı hesaba katılmadı.

Eskimolarla zencilerin, Hintlilerle Sibiryalıların ayrı ayrı iklimleri olduğu gibi, talebenin de ruhuna uygun bir iklim vardır. Her binada ders okutulmaz. Barınılan binanın üslubundan taşarak ruhlara dağılan telkin, ilmin “hazır ol” kumandasıdır. Ancak böyle mekânlarda ders yapılabilir. Mabetteki “ibadete hazır ol” sesine benzer bir sesi her köşesinde sızdırmayan bina, mektep binası değildir. Yeni, mektepler açıldığı günden beri, kendinin olmayan binalarda muhacir veya sığıntı gibidir. Şöyle böyle mektep demeye değerli yeni ilkokul yapıları bertaraf edilirse, orta, lise ve yüksek okul binalarımız yoktur. Bunların kimi saray kimi konak bozması, kimi yurt, kimi devlet dairesi, kimi yunan mektep binası, kimi eski belediye dairesi, bir kısmı da mektep diye yapılmış, lakin mektep ruhiyle alakasız üslupta yapılardır. Hiçbiri mektep değildir. Ne yazık ki okullarımızın binaları mektep üslup fikrinden uzaktır. Hâlbuki memleketimizde bulunan yabancı okulların her birinin ayrı bir karakteristik üslubu göze çarpıyor. Fransız liselerinin, bir avlunun etrafını saran galerileri halinde, medreselerimizin loşluğuna mukabil Almanların, metafizik düşüncenin azametine teknik zaferin ışıklarını karıştıran kütle mimarisi; Amerikalıların, büyük bahçelerin içinde dağınık villalar halinde serpilen kolejleri, bu milletin mektep mimari üsluplarını yansıtmaktadır. Pek acı bir durumla karşı karşıyayız. Sadrazam konağının, vergi dairesinin, bankanın, kasap dükkanının birer yapı tarzı olsun; fakat insan ruhunu işlemekle görevli mektebin yapı tarzı olmasın!.. 

( Kaynak:Nurettin Topçu,Türkiye’nin Maarif Davası,Dergah yayınları, : Özet: Ebubekir DİLEKÇİ  /http://www.kitaptahlili.com/index.php?option =com_content&view= article&id= 118: tuerkiyenin-maarif-davasnurettin-topcu&catid=35:kitap-tahlili&Itemid=54)

 

 

30.11.2016
Bu yazı 624 defa okundu.

Diğer Yazıları