YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Mezkit

Nurettin Topçu ve Maarif Davamız (15)

   ÜNİVERSİTE

 

Milli bünyemizin derinlerine işleyen dertlerinden biri de üniversite meselesidir. Eski Darülfünun’u lağvederek büyük vaatlerle açılan üniversite, gömüldüğü Darülfünuna nazaran her bakımdan gerilemiş durumdadır. Bugünkü parlak yapıların örttüğü iç yüzü, çalışmaları ve eserleri göz önünde tutulunca, ilk açılış nutkunu yapan rektörün ağzı ile Süleymaniye külliyesinin devamı olduğu ifade edilen bu müessesenin, Darülfünundan yüz sene, Süleymaniye külliyesinden dört yüz sene daha geride olduğu görülecektir. Bu gerilik ilim, ahlak ve hukuk alanlarında göze çarpmaktadır. İlim alanında üniversite asrın ilim hayatına hiçbir eser, bir fikir, yeni bir görüş katamadığı gibi, yaptığı neşriyat çok kere en basit ve iptidai bilgilerin dışına taşmamakta ve bunların yazarları bazen Türk dilini dosdoğru kullanma nasibinden de mahrum bulunmaktadır. Çoğu kere hocaların şahsi menfaat ve şahıslarına hizmet ölçüleriyle yükseltilen elemanlar arasında, değil yalnız sahasına ait bilgilere sahip olma bakımından, hatta üzerinde ihtisasını yaptığı konuda bile salahiyetsiz olanları çok görülmektedir. Bunlar arasında liselerde ortaokullarda ders okutabilecek ilmi salahiyete sahip olmayanları da çoktur. Bazılarının ortaöğretimde okutulmak üzere hazırladığı kitaplar, üniversitedeki gerilik sırrını etrafa yaymak suretiyle bu koca gövdeli müesseseyi gülünç duruma düşürmektedir. Ahlaki bakımımdan üniversite bir millete meşale tutacak, gençliğe örnek olacak durumdan çok uzaklarda bulunuyor. Asistanlarını özel kliniklerinde çalıştıran, üniversite laboratuarlarındaki aletleri, kendi kliniklerinde kullanan, üniversite kliniklerinde haftanın birkaç saatinde lütfen gözüken profesörler, gelecek nesillere örnek olamazlar. Kendisinin isteklerine amade olmayan asistanı tekmeleyen, küfürler savuran hoca, neslin mürebbisi olamaz. İkinci Dünya Harbinde Paris’in Almanlar tarafından işgal edildiği günün akşamı, Bordeux’ya sığınan Fransız devlet başkanı Petrain radyoda şöyle demişti: “Dostlarım, zevk bizi mahvetti!...” tarihin şu geçit anında ben de şuna inanıyor ve şöyle söylüyorum: “Hevesler ve hırslar bizi helak ediyor!..” Tüccar kazanç hırsıyla sarhoş, gençlik dünya akımlarının peşindedir. Halk her akşam kendini eğlendiren bedbaht şarkıcının hayranı, okul çağındaki delikanlının kafası istikbalin yüksek kazanç ve münasebetsiz maaş hesapları ile yüklü. Profesör klinik ve özel üniversite ticaretinin hastası olmuş, kolejli kızını Avrupa seyahatine göndermek isteyen baba, eski hükümdar sofralarının israfı her yerde… Başkasına değil kendi kendimize zulüm olan bütün bu afetlerin, bu musibetlerin temizleyicisi, ruhların kurtarıcısı olması lazım gelen üniversite ise ilme koşan gençliğini berhava ediyor. 

 

( Kaynak:Nurettin Topçu,Türkiye’nin Maarif Davası,Dergah yayınları, : Özet: Ebubekir DİLEKÇİ  /http://www.kitaptahlili.com/index.php?option =com_content&view= article&id= 118: tuerkiyenin-maarif-davasnurettin-topcu&catid=35:kitap-tahlili&Itemid=54)

 

06.12.2016
Bu yazı 761 defa okundu.

Diğer Yazıları