YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Mezkit

Nurettin Topçu ve Maarif Davamız (4)

 Millet Maarifi(b):

 

 

Güzel dilimizi vaktiyle Divan edebiyatının nesircileri kurutuyordu; şimdi onu Dil Kurumu boğazlamaktadır. Nitekim “Osmanlıca” diye asırlar içerisinde gelişen Türk dili hançerlendikten sonra batılı kelimeler dilimize kolayca akın etmeye başladı. Gün geçtikçe ifademizin güzellikleri ortadan kalkmaktadır. Dinde ve dilde, sanatta ve devlette büyük millet varlığımızın sönük bir hayal haline gelerek bize veda ettiği bir devrin yetimleriyiz. Onu yok olmaktan kurtaracak olan yine millet maarifidir. Bu maarifin ilkokulundan üniversitesine kadar bütün basamaklarında bin yıllık millet iradesiyle bindörtyüz yıllık millet karakteri yaşatılırsa bizim olacaktır. Bugünkü mektebin dışında barınan yıkıcı kuvvetler onun kurucu gücünün kat kat üstündedirler. Gazete, radyo, kontrolsüz ve boğucu neşriyat, sinema, batının zehirli akımları gibi daha sayamadığımız pek çok sebep millet mektebi kurmaya ve bir millet maarifi yaşatmaya engeldir. Bugünkü maarif kaba tekniğin peşinde, batının zehirli akımına kapılarını açmış, Yahudiliğin oltası bir demokrasi anlayışının kurbanı zavallı bir kurumdur. Millet maarifini tekrar canlandırarak hayata hâkim olması ve mektebi ezen bütün bu kuvvetlerin hâkimiyetine son verilmesi lazım geliyor. Bol gelirli istikbal hazırlayarak değil, bu kuvvetlerin tasallutundan kurtardığımız vakit, işte o zaman çocuklarımızı ve milletimizi kurtarmış olacağız. Mesele önce bu iradeyi elde etmek, sonra bu işin nasıl yapılacağını hesaplamak meselesidir. Zamanımızın istiklal savaşı, bu cephede açılacak savaştır. Bu gün büyük batı kültürünün ağırlık merkezi, hikmet ve felsefe, sanat ve edebiyat değildir, fizik ve kimya ilimlerini kendisine hizmetkâr yapan büyük tekniktir. Batı dünyası, kendi temellerini teşkil eden eski Yunan hikmetinin büyük üstadı Sokrat’ın felsefeyi fizikten ahlaka yükseltmesine karşılık, asrımızın insanını ahlaktan fiziğe çevirmiş bulunuyor. İkinci dünya harbinden bu yana batı maarifi kuruluşundaki ruh ve ahlakından bütün bütün sıyrılarak sanayinin emrine girdi. Bu hal batı medeniyetinin yıkılışıdır. Bize gelince, binikiyüz yıldan beri tasavvufla yan yana gelişen hukuk  ve kelam ilimleri İslam dünyasının kültürünü teşkil ediyordu. X. asırda kurulan Bağdat külliyesinde evrensel değere ulaştırılan İslam maarifi, XVII. Yüzyılda içtihat kapısının kapatılmasıyla ruhi feyzini kaybederek Aristo mantığının kısır çerçevesi içinde bunaldı. Daha X. Asırda İslam düşüncesinden kovulan felsefe ile beraber sosyal düşüncenin temeli olan tarih şuuru ve sanatta esas olan hayal gücünün yaratıcı aşkı, medresenin tanımadığı hatta suçladığı değerler halini aldı. Tarikatlar halka İslam’ın ahlakını aşılıyor, devlet hukukun bekçiliğini yapıyordu. Yunus ile Fuzuli’nin ruhundan taşan terennüm Akiflere kadar uzanıp geldiği halde medrese bunlardan habersizdi. Medresenin duvarları arasında ne Kur’an’ın alemlere taşan ruhundan bir tutam felsefe çıkarıldı, ne de sade kılıçlarının şakırtısı övülen Fatih’lerle Yavuz’ların Kur’an’a dem tutan ruh ve ilham dolu maveralarının manası anlaşıldı. Üçyüz yıl ilerleyen bu ruhsuzluk ve duygusuzluk, geçen asrın içinde medresenin kapılarını birer birer kapatan maarif inkılâbı ile sonuçlandı. Ancak asrın inkılâpçıları tarafından zorunlu görülen bu inkılâplar, reform mahiyetinde değildi. Yani medresenin ruhunu ıslah edici değil, onu yıkarak yerine Batının maarifini koyucu idi.

( Kaynak:Nurettin Topçu,Türkiye’nin Maarif Davası,Dergah yayınları, : Özet: Ebubekir DİLEKÇİ  /http://www.kitaptahlili.com/index.php?option =com_content&view= article&id= 118: tuerkiyenin-maarif-davasnurettin-topcu&catid=35:kitap-tahlili&Itemid=54)

18.11.2016
Bu yazı 677 defa okundu.

Diğer Yazıları