YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Mezkit

Nurettin Topçu ve Maarif Davamız (5)

 Millet Maarifi(c):

 

Meşrutiyet devrinden beri eskilerle yenilik isteyenler arasında verilen bir savaş devam etti. Eskiler din ve İslam adına benliğimiz için değil, kuru kaideler adına savaştılar. Bunlar batından gelen her şeyi, her fikri Frenk herzesi diye suçladılar. Onların karşısında yenilik isteyenler, bir bataklıktan sıyrılabilmek için Garbın kucağına atılanlardır. İnsanlığımızı kurtaracak ilmi, felsefeyi, hatta ahlakı orada aradılar. Bunların, hocanın zehirli nefesinden kurtulmak için çırpınırken Garptan aldıkları şeyin ne olduğunu tahlil edip görebilecek halleri yoktu. En nihayetinde eskilerin İslam’ın ruhunu gerçekle bütün bütün kaybetmiş, aşk ile kalbe karşılık vermeyen köhne silahları elbette kırılacaktı ve öyle oldu. Garp kalesine sığınan yenilik taraftarları üstünlüğü sağladı ve eskileri susturdular. Cumhuriyet devrinin inkılâpçıları harekete geçtiği zaman eskilerin yapacağı bir şey kalmamıştı. Eskilerin Frenk dilinin öğrenilmesini küfür saymalarına karşılık yeniler Arapça ve Farsça dersleri okullardan kaldırdılar. Mektepten din kültürü kovuldu. Arkasından milli tarih ve millet dili müthiş bir şamar yedi. İlk, orta ve yüksek öğretimde pozitivist görüşün hâkim olduğu otuz beş yılın sonunda lise programlarında yapılan yeni bir değişme ile psikoloji dersi, laboratuar deneylerinden ibaret bir teknik bilgisi haline getirilerek ruh kültürü okuldan büsbütün kovuldu. Millet dili, milli tarih ve milletin ruhuyla bütün bağlarını koparmış olan, kültürün yerine tekniği oturtan bir maarif sisteminin hala milli eğitim diye adlandırılması Fransızların bu kelimeyi benimsediği zaman başlatılan taklitçiliğin yadigârıdır. Bu gün bir mektep buhranı yaşamaktayız. Geride bıraktığımız bin yılın bir kısmı, ilahi ideallerin heyecanı ile onu ebedi yapacak mektebi kurmak için çok kanlar akıttı, sayısız kurban verdi. Son asırlarda ise yüzyıllarca süren emeklerin eserini istismar ediciler türedi. Bu bina yıkıldı. Şimdi milletin gerçek varlığı olan ruhunun harabesi karşımızdadır. Bizi Hakka götüren bir yol, aydınlığa açılan bir kapı lazım. Bu kapı mektebin kapısıdır. Bugünkü mektep insanın ruhunu yüceltmek için değil, makineye esir olarak midesinin saltanatını yaşatmak için açılmış kapıdır. Gençler, bina, fabrika, teknik hizmetlerde alacakları paranın hesabını yaparak bu kapıdan giriyorlar. Elbette onda hürmet, hayâ, vatanseverlik, sanat ve ahlak dersleri almayacaklardır. Mektep denen kutsal çatının altında bu gün usta-çırak münasebetinden başka bir şey yaşanmıyor. Mektep artık gençliğe karakter mayası aşılamıyor. Bize bir insan mektebi lazım. Bir mektep ki bizi kendi ruhumuza kavuştursun; her hareketimizin ahlaki değeri olduğunu tanıtsın; hayâya hayran gönüller, insanlığı seven temiz yürekler yetiştirsin; her ferdimizi milletimizin tarihi içinde aratsın; vicdanlarınıza her an Allah’ın huzurunda yaşatmayı öğretsin. 

 

( Kaynak:Nurettin Topçu,Türkiye’nin Maarif Davası,Dergah yayınları, : Özet: Ebubekir DİLEKÇİ  /http://www.kitaptahlili.com/index.php?option =com_content&view= article&id= 118: tuerkiyenin-maarif-davasnurettin-topcu&catid=35:kitap-tahlili&Itemid=54)

18.11.2016
Bu yazı 700 defa okundu.

Diğer Yazıları