YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Mezkit

Nurettin Topçu ve Maarif Davamız (7)

 MEKTEP (b):

Tekrar etmek gerekirse; mektep, ruha sunulacak iksirler halinde hakikatler üzerinde yapılan seçimle, alıcı gönüllerin birleştiği yerde vardır. Ticaretin kurnazlık ve cerbeze mektebi, ordunun disiplin ve itaat mektebi olduğunu biliriz. Memuriyetin vazife ve intizam mektebi, her çeşit ağalığın zulüm ve tahakküm mesleği olduğunu da biliyoruz. Dervişlik tahammül ve kanaat mektebidir, gönülsüzlüğün mesleğidir. Devlet, mesuliyetin mektebidir. Milli tarihimizde, Babıâli örnek bir siyaset mektebi oldu, devlet adamlarını yetiştirdi. Çekirdekten çıraklıkla yetişmeyip de demokrasinin oy oyunu ile tesadüflerle iktidara gelmek, kuvvet ve emniyet sağlayıcı, siyasi karakter sahibi bir devleti yaşatıcı olamaz. Yarınki devlet büyükleri, bu günkü devlet mektebinin çocukları olmalıdır. Ömürlerini bir tecrübe ilmi ve bir siyasi karakter uğruna harcamaları zaruridir. Yoksa ancak siyasi kumarbaz olurlar. Devlet, macera gemisi halinde, her günün fırtınaları arasında bocalar, durur. Dinin de bir mektep olduğunda şüphe yoktur. Dindar adam, her an sonsuzluğun huzurunda bulunan ve her hareketi için ondan gelecek emri dinleyen, bu emri vicdanında ve onunla birlikte cemaatin vicdanı olan kitapta arayan adamdır. Hayat kaideleriyle yaşayan adamdır. Onun başkalarıyla münasebeti, alış verişi, vazifeleri ifası, hatta halk içinde dolaşması, oturup kalkması, bir takım ulvi kaidelerle yapılmaktadır. Kaidesiz, gelişigüzel yaşayıp gidense dinsizlerdir. Ruh, değer ve manasını anlatmaya çalıştığımız mektep, bu izahlardan anlaşılıyor ki maddeden manaya yükselişin, disiplinin, çokluktan birliğe doru gidişin, kaidenin ve nizamın bulunduğu her yerde vardır. Nerede bunlar bulunmazsa orada da mektep yoktur. Hayatın muhteşem ve anarşik hamlesiyle mektebin kaideciliği birleşince içtimai hayat meydana geliyor. Mektepsiz hayat uçurumlara doğru hamleli akış halinde başlar, yuvarlandığı uçurumun dibinde dağınık, gayesiz ve ölü unsurlar halinde parçalanıp kalır. Böyle bir cemiyette fertler ümitsiz, iradesiz ve iktidarsızdır. Kendilerine inanamaz, birbirlerine tutunamazlar. Onda ilk yıkılan ahlak nizamıdır. Zira kaidesiz yaşayan insan bir hoyrat, bir hayvan, bir psikopat gibidir. İçerisinde devletin, ticaretin, ordunun ve çocukluğun da mektep haline getirildiği cemiyet mesut bir cemiyettir. İnsanoğlu denen bu yaratıkların ulusu için mektebi her yerde bulmak, her yerinde öğrenmek ve her yoldan Allaha gitmek kabil olsa bile halk için mektepler lazımdır. Hayatın her sahasında mektepleşme, kaideleşme, şuurlaşma hareketi zaruridir. Bugünkü mektep, bir sürü bilgeleri gayesiz, hedefsiz bir şaşkınlıkla genç dimağların rast gele bir köşesine tıkmak isteyen bir hafıza cihazından ibarettir. Evvelki sene kadar bile yaratıcı ve şahsiyet sahibi değildir. Bugünkü mektep, hayata dikkat etmesini bilen iyi bir müşahit, bir münekkit, bir muzdarip bile yetiştiremiyor. Bir milletin bağrında yabancı mektep, yıkıcıdır, millet kültürüne sokulmuş hançerdir. Yabancı kültür dilenmekle zannedilen garplılaşmak da mümkün değildir. Deve hamuru yemekle deve olunmaz, deve olarak doğmak lazımdır. Yabancı küldür sadece milli kültür ağacının köklerini kurutur, onu soysuzlaştırır. Çocuklarına yabancı dil öğretmek için yabancı mektebe koşanlar, pire uğruna yorganlarını yakıyorlar. Bu adamlar, bir avuç su içmek için suda boğulanlardır.

 Mektep ancak milli mekteptir. Milli mektep aynı zamanda devlet mektebidir.  Mektep, ruh hayatının bütün mazisinin meyvelerini verici bir cihazdır. Mazisiz mektep olmaz. Mazisiz, geleneksiz mektep denemeleri, ortaya mektep yerine bir okuma yeri, konferans salonu ve yahut da bazen bir oyun çıkartmıştır. Mektep, manaya yükseliş birliğe yöneliş, kaide ve disiplindir. Bütün bunların birleşmesinden ruhani ve ilahi bir koku ruhlara dağılır. Mektebi aşk besler, metotlu düşünce yaşatır. Bize, bütün hareketlerimiz için değer ve kaide sunacak, satıcıdan siyasiye, doktorundan gazeteciye, çocuktan ihtiyara kadar hepimizin yaşayışına ruh ve mana katacak, anlaşılmış, sistemleştirilmiş hikmetleri bütün birliği içinde saklayarak her âleme pencerelerini açacak büyük mektebin temel hakikatlerini ihtiva eden bir kitaba muhtacız. Bu kitabı, asrın anlayışıyla bütün hürriyet, bütün hikmet ve bütün hakikatiyle mektebimize temel yapmalıyız. Bu Kitap Kur’an dır. Bu bahsi bitirirken, ahlak kanunlarının da her şeyi bilmemize karşı geldiğini, fenalıkların bilgisinin bizi fena yapabileceğini söylemek icap ediyor. Zira insan bir dereceye kadar öğrendiklerinin de esiridir. İyiyi bilen iyi olmak ister, fenayı bilen fena olmaya, farkında olsun olmasın heveslenir. Zira her bilgide bir cazibe vardır. Bilmek, harekete hazırlanmaktır. Fenalığın bilgisinden sonra fenalıktan korunmak için ayrıca bir mukavemet kuvvetine ihtiyaç vardır. Bu ise insanı yıpratır. Mamafih, fenalığı hem bilip hem de ona karşı koymak iktidarının ayrıca değer taşıyan bir atletizm olduğunu ilave edelim. Fenalıktan korunmak için, fenalıkların az çok bilgisine sahip olmak zarureti ise, tehlikeli bir makineye elimizi kaptırmamak için edinebileceğimiz bilgiden başka bir şey değildir. 

( Kaynak:Nurettin Topçu,Türkiye’nin Maarif Davası,Dergah yayınları, : Özet: Ebubekir DİLEKÇİ  /http://www.kitaptahlili.com/index.php?option =com_content&view= article&id= 118: tuerkiyenin-maarif-davasnurettin-topcu&catid=35:kitap-tahlili&Itemid=54)

 

22.11.2016
Bu yazı 795 defa okundu.

Diğer Yazıları