YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Mezkit

Öldükten sonraki hayat:Âhiret Hayatı

   Fransa’nın yakın tarihteki cumhurbaşkanlarından mütevaffa (ölmüş)François Mitterand, hayatı boyunca din adamlarına karşı hep soğuk ve mesafeli durmuş; fakat kanser hastalığına yakalandıktan sonra bu tavrı tamamen  değişmişti.Din adamlarını sık sık evine davet ediyor, onlarla  uzun uzun  sohbetler  ediyordu.Onlara bıkıp usanmadan, ölümden sonra ne olacağını, yani âhiret hayatını soruyordu…  Mezardan sonrası sonsuz bir karanlık mıydı? Tekrar dirilişin mâhiyeti nasıldı? Velhâsıl, soruların ardı arkası kesilmiyordu. Papazlar bütün bildiklerini anlatıyorlardı. Ama Mitterand’ın soruları bitmek bilmiyordu… Öldükten sonra ne olacaktı?

   Bütün mükevvenatın (varlıkların- yaratılmışların hepsi)  hakimi, sultanı, insanları imtihan için bu dünyaya gönderip, ahiret hayatında muhasebe için , aynen bahar mevsiminde yüzlerce çiçeği bitişi gibi  var edecek olan kudret sahibini, yani Allah Teâla’yı inkâr etmiş olmak,  artık ona kanser mikrobundan daha fazla  ızdırap veriyordu.İki sene boyunca çok şiddetli acılar çekmişti; ancak, inançsızlık acısı çok daha dehşetliydi!.

   Mitterand 8 Ocak 1996’da 79 yaşında öldüğünde, ardında yığınla sorularak bırakarak  gitti. Onun ölüm haberini veren bir hazete, resim altı yazısında şöyle diyordu:

   “Ateist olduğu söylenen Mitterand, son aylarınında durmadan din adamlarına, öteki dünya sırlarını soruyordu ve sonunda o da bu sırra erdi.”(Hürriyet/ 9 Ocak’96)

   Evet, onun gibi daha niceleri gözlerinin önündeki sayısız  ba’sü ba’delmevt’in yani öldükten sonra dirilmenin  delillerine baka baka âhiretin Varlığını inkâra; bütün kâinatı hudutsuz ilmiyle, hikmetiyle, rahmetiyle idare eden Hâlik-ı zû’l-Celâl ‘in sonsuz eserlerini göre göre Allah’ı inkâra devam ediyorlardı. Aynen deve kuşu gibi, ölüm kendilerini görüp yakalamasın diye kafalarını içki, uyuşturucu, müstehcenlik ve sefih (akılsız, malını düşünmeden harcayan)  bir hayat kumuna gömüyorlardı.Ama sonunda cumhurbaşkanı da olsalar ölüm gelip onları buluyordu. O mağrur insanlar, çıplak gözleriyle bile  göremedikleri bir virüs tarafındann kaldırılıp yere vuruluyordu.

22.07.2015
Bu yazı 2227 defa okundu.

Diğer Yazıları