YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Mezkit

Oryantalizm ve Bizim Oryantalistler(2)

 -15 Temmuz Kalkışması bir de bu açıdan okunmalı-

   Edward Said’in buna tekabül eden Şarkiyatçılık tarifi de şöyledir:“..(O)ryantalizm kültür,bilim ve kurumlar tarafından sessizce meydana çıkarılmış basit  bir tema  yahut politik bir alan değildir.Doğu üzerine  yazılmış eserlerin  geniş ve yaygın bir kolleksiyonu da  değildir…Batı’nın “Doğu” dünyasını ezmeye yönelik hain bir “emperyalist komplosu” da sayılmaz ve bu görüşü temsil etmez.Oryantalizm esetetik,bilimsel,ekonomik, sosyoloji, tarihe ait ve filolojik metinler aracılığı ile “aktarılmaya”çalışan bir cins jeo-okonomik görüşler bütünüdür.Oryantalizm coğrafi ir ayrım değil-dünya Doğu ve Batı olmak üzere eşit olmayan iki ayrı bölüme ayrılmıştır- bir seri “çıkarlar” toplamıdır.Bu çıkarlar sadece oluşturulmuş değillerdir. Aynı zamanda  bilimsel keşifler,filolojik  çalışmalar,psikolojik analizler ,manzara tarifleri ve sosyolojik açıklamalarla ayakta tutulmaya çalışan müesseselerdir. Bu sistem açıkça ayrı bir dünyanın yönlendirilmesi,kullanılması,hatta eritilmesi için gösterilen  gayretlerin tamamını kapsar.Oryantalizm bilhassa brüt poltik iktidarla ilişkili görünmeyen bir hitap şekli,fakat çeşitli iktidarların kuvvet farklarından doğan ve varlığını öylece sürdüren dengesiz  bir alışveriş düzenidir. Bu alşıveriş bir ölçüye kadar sömürge ve imparatorluk idarelerinde olduğu  gibi siyasal iktidarla; linguistik,mukayeseli anatomi yahut modern politik ilimlerden herhangi biri olarak geçerli ilimler alanında entelektüel iktidarla;din,kanunlar,kıymet hükümleri,ulusal zevk ve edebiyat alanında kültürel iktidarla; “Biz” ve “Onlar” esasına dayanan fikirler halkası içinde ahlakî iktidarla sürer gider”( Said:1998:26-27).

 Batı, şunu iyice anladı: Doğu, Batı’nın karanlıktan çıkmasına -daima- dayanak ve  ana kaynak olmuştur. Rönesans, Doğu’nun eseridir. Belki ilk safhada “iyi ya, Batı, Doğu’yu taklit etmiştir” gibi bir düşünce  akla gelebilir. Ancak, bunun  geçerli olabilmesi için tekabüliyet esasına dayanması gerekirdi. Yani, “hüsn-ü niyet”in varlığı icap ederdi. Aksine, Doğu’ya borçlu oldukları bütün varlıklarını vahşi kapitalizme dönüştürme çabaları ve daha fazla semirtme iştahlarını -ilmî disiplin şeklinde- 18.yüzyılın sonlarından itibaren “bilimselleştirdiklerini” ilân ettiler!

 

22.08.2016
Bu yazı 757 defa okundu.

Diğer Yazıları