YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Mezkit

Oryantalizm ve Bizim Oryantalistler(4)

 -15 Temmuz Kalkışması bir de bu açıdan okunmalı-

 

Oryantalizmin ve Oryantalist zihniyetin Osmanlı Türk tarihine bakışı

Oryantalist bilimciler,katı ortaçağ bakış açısından yumuşamış gibi temayüllere girdiğini zannetmek; safdilliktir.Özellikle Oryantalist birçok araştırmacının,Doğu’ya ait ne varsa; tabiatıyla Müslüman-Türklere mahsus hakikatleri ince ayarlarla bilimin emrine arz etmişlerdir! Hususiyle Osmanlı tarihine yaklaşımları Oryantalistlerin hangi saiklerle hareket ettiği ve ülkemizde de nasıl taraftar bulduğu ayrıca  araştırılması gereken bir konudur. O kadar ki,Osmanlı-Türk tarihi hakkında yazılan birçok tarihî hakikatler aslından saptırılmıştır.Genel ifadelerle gerçekmiş gibi görülen, ancak meselenin teferruatına inildiğine ise insanlara zehirini zerk eden Oryantalist fikirlerle karşılaşırsınız. Hatta bu akıldanelerin, sadece batılı olması da mevzu bahis değil; bilakis onların bizdeki temsilcileri de aynı düşünceleri insanımıza şırınga etmektedirler. Burada iki misal zikredeceğiz.“Bilimsellik” adına hakikatler nasıl aslından çarpıtıldığına şahitlik edeceğiz.

   Bu gerçekler insanı dehşete düşürmektedir. Bütün tarihe bu kafayla bakıldığını düşünürsek, neden reddi mirasın bugünkü boyutlara ulaştığını  daha iyi anlarız.

   Konumuza geçmeden evvel  şuuraltına yerleşmiş oryantalist zihniyetin açık edilmesi önemlidir: “Osmanlılar,uzun süre Hristiyan yöneticilere kral ünvanından  daha üstün bir ünvanla hitap etmeye yanaşmadı.Fas Sultanları,sultan terimini diğer  Müslüman ve hatta HristiyanAvrupalı yöneticiler için ayrım gözetmeksizin  kullandıkları  halde,Osmanlılar, bu terimi kıskanç (vurgu tarafımıza aittir-M.M.)bir tutumla sadece kendilerine hasretmiş,Avrupalı hükümdarlar  şöyle dursun,diğer Müslüman yöneticiler için bile daha aşağı ünvanlar kullanmışlardır”(Lewis:2000,249).

   İlki, Bernard Lewis’in “Müslümanların Avrupa’yı Keşfi” kitabındaki bilgilerden biri

şudur: Malum, Rusların Akdeniz’e girerek 1770 yılında Osmanlı Donanması’yla karşılaşması ve Osmanlı Donanması’nın, gelen bilgilere kulak asmayan bazı devlet adamlarının sebep olduğu Çeşme faciasıdır. Bernard Lewis,burada Osmanlı Devlet idaresinin cahillik içinde olduğuna işaret ederek,beyinler sulandırılmaktadır.Şöyle der Lewis  “1770 yılında Rus filosu Akdeniz’e girmiş ve İnebahtı civarında Osmanlı donanması ile karşılaşmıştı.Osmanlı yönetimi Çeşme yenilgisi üzerine derhal Venedik elçisine ültimatom vermiş ve neden Rus filosunun Adriyatik’ e çıkmasına izin verdiklerini sormuştu.”  Şunu demeye getiriyor Bernard Lewis: “Osmanlılar o kadar kara cahil yöneticilerin elinde zebun idiler ki, Rus filosunun Baltık Denizi’nden Adriyatik’e çıkan bir kanaldan geçerek Akdeniz’e girdiklerini zannediyorlardı.Oysa Ruslar,Cebelitarık Boğazı’ndan geçerek Akdeniz’e girmişlerdi!” (Armağan: 2004).

  İşte, modern tarihçiden Osmanlı’ya yüklenen  kara mizah örneği.Halbuki bu husus zamanın vakânüvisi (Zamanın olaylarını kayıt altına alan tarihçi) Vâsıf Efendi hadisenin bu şekilde olmadığını izah ederek hakikati dile getirmiştir.

   “Rusların Akdeniz şartlarında gemileri yetersiz,kaptanları da eğitimsiz olduğundan  Venedik ve İngiliz kaptanları kiraladılar ve denizcilik  ilminde donanımlı hale geldiler. Ruslardan nefret eden bazı milletler ise gizlice Devlet-i Âliyye’yi Rusların niyetinden haberdar ederek cenge hazır olmaları tavsiyesinde bulundu. Bunun üzerine devrin ileri gelenleri bu haberin bir şaşırtmaca olduğunu ve Rusların Baltık’tan Akdeniz’e onların söylediği şekilde gönderilmesinin mümkün olmadığını düşündüler. Bunun saçma bularak taviseye uymadılar.Öte yandan Ruslar aniden İnebahtı önlerinde Osmanlı donanmasının  karşısına çıkınca da dehşete kapıldılar.Rus başarısını imkânsız bulan bu kişiler  utanç denizinde yuvarlandılar...” ( Efendi;Nak.: Armağan, 2004).

  Anlaşılacağı üzere burada Lewis’in iddia ettiği gibi bir cehaletten eser yok. Ancak , bazı devlet yöneticilerinin dikkatsizliği ve vurdum duymazlığı sözkonusudur. Belki de görüş farklılığından neşet eden bir mağlubiyet ve bunun hayıflanması vardır.

 

24.08.2016
Bu yazı 832 defa okundu.

Diğer Yazıları