YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Mezkit

Oryantalizm ve Bizim Oryantalistler(5)

-15 Temmuz Kalkışması bir de bu açıdan okunmalı-

 

  Diğer bir tarihi yanıltmaca da şudur: Bizdeki oryantalist temsilcilerin ve takipçilerinin bakışıyla kendi cehaletini Osmanlıyı kötüleyerek, Osmanlı-Türk devletini gelişmelere kapalı göstererek örtme gayretindedir. Bu gayreti bir bilim! adamımızda görmemiz mümkündür.

  1932’de yapılan Birinci Türk Tarih Kongresi’nde yaptığı konuşma da Yusuf Hikmet Baydur, Fransızca ansiklopedinin 26.cildinin 606. sayfasında Firmin Didot isimli bir zattan, II.Beyazıd’ın memlekete matbaanın gelmesini  idam cezasıyla engellediğini nakleder.Ve Baydur bu delile! dayanarak şu hükmü verir:”İşbu hükümdarın meslek ve  hareketlerini bildikten sonra buna inanmamak için sebep yoktur” (Baydur: Nak:Armağan: 2004).

   Nasıl bir  tarih cehaletinin ortada kol gezdiğine en büyük delil, bu kişin verdiği örnekte de gizlidir. Kendisinin nasıl bir tarih anlayışına sahip olduğuna delil ve hangi menbadan beslendiğine kaynak teşkil edecek bir vakıadır.

  Diğer bir hadise yine Oryantalist bilimin! bize sunduğu malumatlarla beslenen tarihçi anlayıştır. Şöyle ki, padişahın birisi gemilerle gelen kitapları limanlarımızdan içeriye sokmayıp denize döktürmesi gibi tarihi kepazeliğin bir yansımasıdır.Bu padişah, kitapları kendi denizine değil de Adriyatik denizine döktürerek bir nevi ilme düşmanlığını ispatlamış oluyor! Hakikatte ise bu meselenin aslı anlatıldığı gibi değildir. Olay, bir inancın temellerini sarsıcı cereyanlardan, tahripkâr davranışlardan kendi ülkesini ve bütün İslâm âlemini korumaktır. Zira,vazifesi de budur. Mesele şudur: Venedik’te basılan Kur’an-ı Kerim ve  hadis kitaplarının ithaline izin verilmiştir ama öncelikle bunlarda herhangi bir hata var mı yok mu diye Şeyhülislâmlığa birer numune gönderilmiştir. Kurul yaptığı tetkik neticesinde Venedik’te Arapça’yı iyi bilmeyen bir heyetin başkanlığında basılan Kur’an-ı Kerim nüshalarının hatalı olduğu tespit edilmiştir.    Dolayısıyla bu hatalı Kur’an-ı Kerim’lerin müslümanlara arz edilmesi dinen sakıncalı bulunmuştur. Mushafların hata kaldırmayacağı beyan edilerek , bile bile de halkın yanlış  bilgilendirileceğine binaen bunların imhasına karar verilmiştir. Bizim inancımıza göre Kur’an-ı Kerim’i yakmak ( aslında diğer eseler içinde geçerlidir) hoş bir görüntü olmayacağından denize dökülmesine karar verilmiştir (Lewis:Nak.:Armağan:2004).

  Bu iddia sahipleri zannederim günümüzdeki şu uygulamadan haberdar değildir: Yaşadığımız dönemde basılan her Kur’an-ı Kerim’lerin Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Mushaf Kurulu’nun harf harf incelemesi neticesinde hatalı bulunanların basımına izin verilmediği; hatta Diyanet damgası taşımayan Kur’an’ların imha edildiğini bu kişiler bilmemekteler ya da bilmek istememektedirler.

 

26.08.2016
Bu yazı 740 defa okundu.

Diğer Yazıları