YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Mezkit

Oryantalizm ve Bizim Oryantalistler(8)

 -15 Temmuz Kalkışması bir de bu açıdan okunmalı-

 

   “Oryantalist Bir Yazar:Orhan Pamuk”

Bir yazarın kitabı çok satıyor, çok okunuyor, çok tartışılıyorsa;yani popüler ise o noktada düşünülmelidir.Popüler olma adına yazılan yazılar, romanlar, hikâyeler kalıcı değil, aksine su üzerine yazılmış yazı gibidir.Malum, popüler kültürün beraberinde getirdiği meşhur olmak, anlı şanlı yazarlar güruhuna katılmak için öyle kaliteli fikirlerle techiz edilmeniz gerekmiyor. Şahsiyetinizden, dilinizden, dininizden vazgeçip; Batı’ya yaranmak için milletinize sövdünüz mü, artık gerisi çorap söküğü gibi gelir.

  İşte,edebiyat dünyasında fırtına! gibi esen meşhur yazarımız Orhan Pamuk da popülerliğinin tadını çıkarıyor. Her kitabı çıktığında televizyonların vazgeçilmezi; gazetelerin müracaat ettiği edebî şahsiyet!oluveriyor.Halbuki bir iki kitabı dışında okunmaya değecek, okumak için vakit harcanacak romanı bulunmamaktadır diyordu yönetmen Halit Refiğ. Bununla alâkalı şu görüşleri dile getirmişti: “Ben Orhan Pamuk’un ilk kitaplarını ilgiyle okudum.Cevdet Bey ve Oğulları,Sessiz Ev vs. Beyaz Kale’den itibaren Orhan Pamuk kitapları okumayı bıraktım.Son kitaplarının hiçbirini okumadım. Orhan Pamuk üstünde çok uzun boylu zaman kaybetmek istemiyorum.” (Refiğ:2004)

  Bizim esas üzerinde durmak istediğimiz husus ise, İstanbul/ Hatıralar ve Şehir isimli kitabındaki yazılarıyla içindeki “oryantalist” aşkını dışa vurmasıdır. Artık, Batıcı olmaktan öte, bir oryantalist fikrin tilmizi gibi görüşlerini alenen yazması, ifade etmesidir. Biz, burada romanı tahlilden ziyade, romanın ihtiva ettiği fikirleri ön plâna çıkararak; bir zihniyetin arka plânını izah etmek istiyoruz.

   Orhan Pamuk milletiyle barışık bir yazar olmadığı gibi, tamamen Batı kültürüyle yoğrulmuş (kendisi,Türk toplumuna yabancılaşmanın mahsüllerini veren Robert Koleji mezunudur) bir romancıdır.Müslüman-Türk insanına ne kadar tepeden baktığına delâlet eden görüşleri onun oryantalist kişiliğini yansıtır.Kendi insanına yabancı,fildişi kulelerinden millete bakan bir ideolojinin temsilcisi olan Pamuk’un yegane gayesinin Nobel Edebiyat ödülünü almak olduğunu ifade edenler, onun kişiliğindeki sapmaları doğrulamaktadır. Şair ve Yazar Hilmi Yavuz, vergiği bir röportajda Pamuk’un oryantalist bir yazar olduğunu dile getirir ve şöyle eder: “Ben on yıldır Orhan Pamuk’un oryantalist bir yazar olduğunu, Avrupalı bakış açısından ülkemize, insanımıza, edebiyatımıza, kültürümüze baktığını yazdım ve söyledim...Orhan Pamuk artık kendini gizlemeyi de bıraktı.Açıktan açığa bu kitabıyla bir oryantalist olduğunu dile getirmekten  herhangi bir  biçimde kaçınmadığını gösterdi.Tabii bir takım hesapları vardır Orhan Pamuk’un.Çok açık:Nobel almak istiyor.Nailpul nasıl aldı? Müslümanlara yüklenerek.Açıktan açığa yapamıyor.Nailpul’un yaptığı gibi doğrudan doğruya Müslümanlığı karşısına almayı seçmiyor.Dolaylı yollardan deniyor.Doğu kötüdür, Türkler bezdiricidir filan gibi şeyler söylüyor.Böylece ikinci bir tür Nailpul olmak sevdasına kapılmış gibi.” (Yavuz:2004)

 Osmanlı-Türk tarihine bakışının ana eksenini “Yirminci yüzyılın  ilk yarısında İstanbul’da bir eşcinsel olmak.”(Pamuk:2012:149) diye maharetle ve ayırtedici bir özellikmiş gibi tanıttığı Reşat Ekrem KOÇU’nun tarih anlayışının şekillendirdiği açıktır. Reşat Ekrem Koçu’nun Bilgi ve Tuhaflık Koleksiyonu:İstanbul Ansiklopedisi başlıklı  bölümünde“Bakmaya doyamadığım elle çizilmiş  siya-beyaz  resimlerinin yanında kitabı o kadar hoş yapan şey Osmanlı tarihini,ders kitaplarının yaptığı gibi mağrur  ve milliyetçi bir dille  anlatılan birtakım savaşların, zaferlerin, yenilgilerin ve anlaşmaların toplamı olarak değil,bir dizi  tuhaflıkların, acaip olay ve kişiliklerin, çarpıcı,ürpertici korkutucu,hatta tiksindirici bir resmi geçidi olarak görmesiydi”( Pamuk:2012:142-143). Batıcı bir  yazarın “(…)Osmanlı’ nın tuhaflığını, yabancılığını, ve bunların  içinden beklenmedik bir şekilde çıkan insanlığını uzaktan  ve bizim modern penceremizden seyretmek  zevkliydi” (Pamuk:2012:143) demesi de kaçınılmazdır.

 

 Bu tarih ile beslenen bir yazarın Oryantalist bakış açısını aksettirmesi tabiidir.1955 yılında cereyan 5-6 Eylül hadiselerinden bahsederken yağmacı çetelerin “(…) evleri basıp Rum-Ermeni kadınların ırzlarına geçtikleri için Fatih Sultan Mehmet’in Fetih’ten  sonra  İstanbulu’u yağmalayan askerleri kadar acımasız davrandıkları söylenebilir”

(Pamuk:2012:165).

   Kendi içinde çelişkiye düşen Ermeni ve Rum muhibbi yazar şöyle der: “Bizanslılar ise Fetih ile birlikte yok olmuşlardı”( Pamuk:2012:162) dedikten sonra devamında ise “Geçen yüzyılın başında İstanbul’un nüfusunun yarısı Müslüman değildi ve gayrimüslim nüfusun çoğunluğu Bizans’ın devamı olan Rumlardı”( Pamuk:2012:164).

 

30.08.2016
Bu yazı 841 defa okundu.

Diğer Yazıları