YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Mezkit

Osmanlı-Türk Medeniyeti ve Oryantalist Saptırma

Osmanlı-Türk medeniyetinde; Türklerin İslam ile müşerref olmaları neticesinde ve İslâm aleminin yegane temsilcisi ve koruyuculuğunu deruhte etmesini; Türklüğe ihanet gören anlayışın zihni alt yapısında, oryantalist felsefenin etkileri vardır. "Türklerde görülen milliyet şuuru, Osmanlı döneminde, İmparatorluk ve İslâm dininin tesiri altında küllenmiştir"( Lewis:1984,33) ifadesi ile 1914'lerdeki Türkçülerin temsilcilerinden Ahmet Ağaoğlu'nun şu ifadeleri arasında ne fark vardır?

 

"İslamiyet Türk'ün dinidir, din-i millîsidir, kavmisidir. Türk İslâmiyeti cebren, mahkum, mağlup olarak değil, hakim olarak kabul etmiştir. Bin seneden beridir ki İslâmiyetin en ağır yüklerini, omuzuna alarak taşımaktadır.İslamiyet yolunda Türk her şeyini unutmuştur. Lisanını, edebiyatını, iktisadiyatını ve hatta bazan mevcudiyet-i kavmiyesini bile.."

(Ağaoğlu,:1914, 2388) Burada, oryantalist bakış açısını yansıtan bir  tarih nakli görülmektedir. Devamlı birbirini tesir altında bırakanların batı menşeli olmasından ötürü, pozitivist tarih telakkîsine birebir tekabül etmektedir. Aslında Osmanlı-Türk devletini Türklükten saymamakla İslam inancına sıkı sıkıya bağlı olan bir medeniyetin "ötekileştirme" amacı taşıdığı meydandadır. Hakiki manada Osmanlı tarihi tetkik edildiğinde müşahede edilecektir ki, Osmanlı yönetiminin;başta padişahlar olmak üzere Türklüklerini unutmayı bırakınız; bu şuurla hareket ettikleri görülecektir. Mesela Yavuz Sultan Selim Han zamanında cereyan eden şu tarihî hadisede vukuu bulduğu gibi:

 

Vezir-i azami Piri Paşa'nın kendine yardımcı vezir olarak Rumeli Beylerbeği si Çoban Mustafa Paşa'yı talep etmiş idi. Sultan Selim Han evvela buna karşı çıkarak "Ben deli olmadım, öyle bir adamı tayin edeyim" dediyse de Piri Paşa'nın ısrarlarına dayanamıyarak yardımcı vezir olarak kabul etmişti. Sultan Selim Han Mustafa Paşa'nın vezirliğini istemeyerek kabul etmişti. Bunun neden istemediği beş altı ay sonra anlaşılmıştı. Birgün Mustafa Paşa,Pirî Paşa'nın arzlarının yanlış olduğunu ileri sürerek itirazda bulunmuştu. Padişah Sultan Selim Han da "Ne ise söyle " diyerek Mustafa Paşa'nın önünü açmış oldu. O da bundan cesaret alarak Pirî Paşa'nın aleyhinde veryansın etmeye başlamıştı. Bunun üzerine Sultan Yavuz Selim Han, “Bire mel'un, bunca zamandan beri hizmetimi gören Türkün doğru veya yalanını bilmez miyim? Kalk sen benim vezirim değilsin anın vekilisin ve bu rütbeye anın arziyle nail oldun"( Uzunçarşılı:3046) der. Hatta Mustafa Paşa'nın kellesini yine Pirî Paşa kurtarır.

Osmanlı'ya kimlik atfedildiğinde,neticede Osmanlı'nın,0smanlı-Türk medeniyeti olduğu, 0smanılı Türk tarihini araştıran batılı birçok tarihçi tarafından dile getirilmektedir. "Osmanlı İmparatorluğu,, çağdaşı Avrupalı devletler ve yazarlar tarafından Türk Devleti' ve Türkiye' olarak görülmüştür. Osmanlı Devleti'ne Avrupa dillerinde erken dönemlerden itibaren Turquie / Turekia / Turkey, Osmanlı tarihini konu alan ve Avrupalılar tarafından yazılan eserlerde zaman zaman Türk Devleti denilmesi, hatta Avrupa dillerine yapılan ilk tercümelerinde Kur'an-ı Kerim için, Türklerin İncili' veya Türkler'in peygamberinin kitabı' gibi adlandırmaların yapılmış olması, bu devletin dışarıdan nasıl bir Türk devleti' olarak görüdüğünü açık bir şekilde belirtir." (İhsanoğlu:2003-04,.41-42)

 

Her ne kadar Türkçülük anlayışında Müslümanlığın kabulü ile Osmanlı'ya Türklüğünü unutturduğu söylense de, "'Osmanlı kimliği salt bir Müslüman kimliği olarak kalmamıştır. Sadrazam Said Paşa’nın ve benzerlerinin girişimlerinde olduğu gibi Türklüğün ağır bastığı bir Müslümanlıktır. Öbür Müslüman etnik gruplar bu Türklüğe dil olarak intibak ettiği ölçüde Osmanlı-Türk olmaktadırlar. Genel kural, Türk olmayan ana babanın Türkçe konuşup anlaşmaları ve çocuklarının da bu dili izlemeleri ölçüsünde; ailenin Türk olacağıdır. Dolayısıyla son yüzyılın Osmanlılığı Türk kimliğine kolayca dönüşmektedir"

(Ortaylı:1999,84-85)

Osmanlının,Türklüğü ikinci plana ittiği, köylüleştirdiği iddiaları doğru ise, o zaman nasıl oluyor da Osmanlı'nın son yüzyılında Türkçülük ve milliyetçilik akımları birden bire neşvünema buluveriyor? Bunu iddia edenler,olmayan Türk milletini birdenbire nasıl var edebiliyorlar?

 

KAYNAKÇA

 

LEWIS, Bemard , Modern Türkiye'nin Doğuşu,Terc.:Metin Kıratlı, 2.B., Ankara,1984, (Nakleden .-Yusuf Sarınay, Atatürk'ün Millet ve Milliyetçilik Anlayışı,Türk Kültürünü Araştırma Enst., Ankara,1990,s.21)

AGAYEF (AĞAOĞLU)Ahmed, "İslâmda Dava-yı Milliyet", Türk Yurdu, (1914)Yıl:3, Cilt:7, Sayı: 11,  (Nak. Sarınay, s.22)

UZUNÇARŞILI, Î.Hakkı, Osmanlı Tarihi.C. II

İHSANOĞLU,Ekmeleddin,Doğu-Batı Dergisi,Yıl:7,Sayı:25, Kasım.Aralık,Ocak 2003-04

ORTAYLI,İlber, Cogito "Osmanlılar Özel Sayışı", YKY, Sayı. 19, Yaz-1999,'

24.02.2017
Bu yazı 652 defa okundu.

Diğer Yazıları