YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Mezkit

Pîr-i Türkistan Hoca Ahmed Yesevî (4)

-UNESCO 2016 Hoca Ahmed Yesevî Yılı Hatırasına-

 

 Tasavvufî Akımların Mâverâünnehir’deki Serüveni-1

 

11. yüzyıla gelindiğinde Türk yurtlarının büyük bir alanında yaşayan insanların neredeyse tamamı İslâmlaşmış ve Türkistan coğrafyası, İslâm medeniyeti dairesine girmişti. Mâverâünnehir İslâmlaştıktan sonra, -İslâm’ı yaşama tarzlarının en önde gelen

damarlarından birisi olarak- tasavvufî hayatın, İslâm’ın önceden

takib ettiği yollardan bütün Türkistan’da yayılacağı kolayca tahmin

edilebilecek bir olgudur.

İslâm’da tasavvufî geleneklerin Abbâsî Devleti’nin Hindistan’dan

Mısır’a uzanan geniş toprakları üzerinde, özellikle İran’ın

Zerdüştî, Hind’in Budist mistik kültürlerinin bütün unsurlarının

yaşandığı Mezopotamya’da ve köklü bir Yahudi-Hıristiyan mistik

geleneğinin kalıntılarını taşıyan Suriye ve Mısır’da kadim Gnostik,

Neoplatonik, Maniheist, Budist vb. eğilimlerden oluşan senkterik

bir sentezin ürünü olduğu iddia edilmiştir.

Tasavvuf karşıtı olan bu iddia sahiplerine göre, başlangıçta

eklektik bir yapısı olan zühd ağırlıklı tasavvufî akımlar, zamanla

melâmet anlayışını öne çıkararak mistik bir yapı kazanmıştır.

İslâm tarihine bakıldığında 10. yüzyılda münferit sûfîlerin hayat

tarzına paralel olarak Vahdet-i vücûd, Seyr-i ilallah, Lâmekânî

olmak gibi bazı sofistike sûfî nazariyelerinin yavaş yavaş dillendirilmeğe

başlandığı görülür. Bu gelişime paralel olarak İslâm coğrafyasında

görülmeğe başlayan sûfî hankâhları iki yüz yıl içerisinde

-bugün hâlâ isimleri yaşayan- Kadirîyye, Rıfaîyye gibi ekoller

şeklinde ortaya çıkarak kurumlaşma sürecine de girilmiştir. Bütün

İslâm dünyasında tasavvufun belirip kurumlaştığı bu süreçte Türkler arasında tasavvufî akımlar yavaş yavaş güçleniyor, Buhara, Semerkand,Fergana gibi büyük merkezlerden dalga dalga uzaklara;bozkırlar boyunca yayılıyordu.

İlk müslüman Türkler’in İslâm’ı kabul ederlerken yaşadıkları

saha, birçok dinin bir arada yaşandığı Horasan, Mâverâünnehir, Buhara,

Semerkand gibi yerlerdi. Fars etkisinin kuzeydoğu Türkistan

bozkırlarına göre daha güçlü hissedildiği bu bölgelerde hem sünnî

İslâmî gelenek hem de tasavvufî İslâm Fars kültüründen etkilenmiştir.

İran’ın kadim geleneklerini derûnunda barındıran Horasan,

İslâmî ilimlerin merkezi olduğu gibi tasavvufî akımların da başlıca

merkezlerinden birisidir. Mâverâünnehir, Horasan üzerinden ulaşan

ilk İslâm fâtihleri tarafından İslâmlaştırıldıktan sonra, İslâm tasavvufu

da Mâverâünnehir ve oradan da bütün Türkistan bozkırlarına

ulaştı.

Kaynakca: Dr. Hayati Bice, Pîr-i Türkistan Hoca Ahmed Yesevî,Ahmet Yesevi Üniversitesi Yayınları, Ankara- 2016,

 

27.10.2016
Bu yazı 827 defa okundu.

Diğer Yazıları