YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Mezkit

Pîr-i Türkistan Hoca Ahmed Yesevî (5)

-UNESCO 2016 Hoca Ahmed Yesevî Yılı Hatırasına-

 

Tasavvufî Akımların Mâverâünnehir’deki Serüveni-2

 

İslâm dünyasında tasavvufun ana merkezlerinden birisi olarak

kabul edilen Mâverâünnehir’in, Budist vihara (manastır)’larını

taklid ettiği ileri sürülen ilk medreselerin kurulduğu merkez olması

da dikkat çekicidir. Mâverâünnehir’in ilim merkezi olarak öne

çıkan Buhara şehrinin adının Budist Viharalarından geldiği iddiası

bölgedeki budizm etkisini göstermesi açısından önemlidir. Tasavvufî

akımlar üzerinde mutlak etkisi olduğunu iddia ettikleri budizmi

ileri sürerek tasavvuf ehlini suçlayan bazı çevrelerin tefsir ve

bilhassa hadis tedrisinde tartışılmaz bir yeri olan Buhara medreselerinin

teşekkülünde budist etkisini görmezden gelmeleri ilginçtir.

Tasavvufun Budizm ve Hinduizm inançları ile bazı benzerlikleri,

Ahmed Yesevî’nin irşad faaliyetinin ilk yankılandığı havza olan

Seyhun sahasında bazı Budist manastır kalıntıları bulunması, Yesevîlik

üzerinde Çin Taoizmi veya Hinduizm etkisi olduğu anlamına

gelmez. Ahmed Yesevî ve halîfeleri tarafından Türkistan coğrafyasında

yayılan Türk tasavvuf geleneği olan Yesevî ekolü incelendiğinde

tarîkatın temel noktalarında değil, halk arasında yayılmış

olan bazı menkıbelerde Türk şamanizminin bazı izleri görülebilir

ki, bunu izah etmek antropoloji ilminin verilerine göre gayet kolaydır.

Türkler, Hazret Sultan Yesevî’nin İslâmî tebliği ile muhatab

oldukları güne kadar İran, Hind, Çin dinî gelenekleri ve hattâ az

da olsa Hıristiyanlık ile temas etmiş olmakla beraber, münferit örnekler

dışında bu inançları kitleler halinde özümsediklerine ilişkin

hiçbir kanıt veya kayıt yoktur. Yesevîlikten epeyce zaman sonra

Mâverâünnehir’de kurulup hızla yayılan ve Yesevîlik ile büyük benzerlikleri

ve sıkı bağlantıları olan Nakşbendîlik de, aynı vasıflara

sahiptir.

Başlangıç döneminde hür tefekkürün kalesi olan medreseler

giderek dogmatik bir zihniyetin elinde donuklaşırken hiyerarşik yapısı

oluşmağa başlayan ve vakfedilen zengin kaynaklar ile kurumlaşma

yolunda büyük gelişme gösteren ile sûfî dergâhlarında, fikir

serbestîsi boy atıyordu. Mâverâünnehir medreseleri bölgedeki adı

ile Hâcegân dergâhları arasında ortaya çıkan bu mahiyet farklılaşması

daha sonra yüzyıllarca sürecek medrese-dergâh çekişmesinin

de başlangıcını teşkil etmiştir.

Kaynakca: Dr. Hayati Bice, Pîr-i Türkistan Hoca Ahmed Yesevî,Ahmet Yesevi Üniversitesi Yayınları, Ankara- 2016,

 

28.10.2016
Bu yazı 831 defa okundu.

Diğer Yazıları