YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Mezkit

Pîr-i Türkistan Hoca Ahmed Yesevî (8)

-UNESCO 2016 Hoca Ahmed Yesevî Yılı Hatırasına-

 

Tasavvufî Akımların Mâverâünnehir’deki Serüveni-6

 

İslâm bilginlerinden birçoklarının tasavvuf şeyhlerine intisabı,

hükümdârların ve devlet ileri gelenlerinin bizzat tekke ve

zaviyeler yaptırarak tasavvufî eğilimleri desteklemeleri, hattâ

kendileri de irşad dairesine dâhil olarak halkı dervîşliğe teşvik etmeleri

İslâm dünyasının her tarafında şeyhlerin etkinleşmesini ve

kurumlaşan tasavvufî ekollerin nesilden nesile aktarılmasını sağlayacak

nitelikli dervîşlerin yetiştirilmesini sağladı. Silsile adı verilen

manevî bağlılık zincirinin halkalarını Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) veya

Hazret-i Alî (r.a.) üzerinden Hazret-i Rasûlullah (s.a.v.)’e kadar

eriştiren sûfîliğin yayılması, tekkelerin siyasî otorite tarafından

adeta resmen tanınması, birçok devlet adamları ve hattâ sultanların

şeyhlere muhabbet ve saygılarını açıkça göstermeleri, dervîşlere

büyük bir manevî nüfuz kazandırmıştı.

Böylece adeta çoğunluğu dervîşâne hayat tarzını benimsemiş

yeni bir müslüman toplum ortaya çıktı. Bölgenin İslâmlaşması

sonucunda diğer İslâm beldeleri ile girilen ilişkilerle bağlantılı

olarak Horasan’a, Irak’a herhangi bir şekilde gidip gelen Türkler

arasından da bölgedeki dergâhlara kapılanarak eğitildikten sonra

yurduna dönen ‘ilk mutasavvıflar’ yetişiyordu: Ünlü sûfî Ebû Sa’id

Ebû’l-Hayr’ın büyük saygısını kazanmış olan Muhammed Ma’şûk

Tûsî ile Emîr Alî ‘Abu bu ilk Türk erenlerinden -isimleri kitablarda

kaydedildiği için bilinen- iki tanesidir.

Ahmed Yesevî 11. yüzyılda dünyaya geldiğinde, Türk dünyası

epeyce uzun bir zamandan beri -herhalde 10. asırdan beri- tasavvuf

fikirlerine alışmış, mutasavvıfların menkıbe ve kerâmetleri yalnız

şehirlerde değil, göçebe Türkler arasında bile yayılmıştı. Ritmik

melodili ilahîler, heyecan verici mistik şiirler okuyan, Allah rızası

için halka dua eden, cennet bahçelerinin ve Allah aşkının yollarını

gösteren “Bâb” veya “Ata” ünvânı ile anılan dervîşler, Türkler

tarafından dinî bir kudsiyet verdikleri kadim zamanların kam ve

mistik ozanlarına, esrarengiz güçlere sahib olduklarına inanılan

baksılara benzeterek kabul ediliyorlardı.

Horasan merkezli bir tasavvuf mektebinden olan mürşîdi Yûsuf Hemedânî tarafından yetiştirilen Ahmed Yesevî’nin gençlik yıllarında, atayurdu olan Seyhun (=Sir-Derya) boylarında ve ötesindeki uçsuz bucaksız bozkırlarda, yarı göçebe Türkler arasında,

anladıkları Türkçe dili ile Türk halklarına seslenerek İslâm’ın inanç temellerini ve din kurallarını arasında yaymağa çalışan bazı dervîşlerin bulunduğu bilinmektedir.

Kaynakca: Dr. Hayati Bice, Pîr-i Türkistan Hoca Ahmed Yesevî,Ahmet Yesevi Üniversitesi Yayınları, Ankara- 2016,

02.11.2016
Bu yazı 701 defa okundu.

Diğer Yazıları