YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Mezkit

Pîr-i Türkistan Hoca Ahmed Yesevî (9)

-UNESCO 2016 Hoca Ahmed Yesevî Yılı Hatırasına-

 

Tasavvufî Akımların Mâverâünnehir’deki Serüveni-7

 

Ahmed Yesevî’yi irşad için Hz. Rasûlullah (s.a.v.) tarafından

Türkistan’a gönderildiği ve ashâbın önde gelenlerinden birisi

olduğu rivayet edilen Arslan Baba ile, menkıbeye göre İslâm’ı tanımak

için Türkistan’dan Arabistan’a geldiği ve Hz. Ebû Bekir (r.a.)

ile görüşerek İslâm’ı kabul etmiş olan ozanlar pîri olarak ünlenmiş

olan Korkut Ata, Semerkand yakınlarındaki türbesinde medfûn olan

Çoban Ata, bu Türk mürşîdlerinin adı bilinen ilk öncülerindendir.

İslâm’ın Türk yurtlarında bu şekilde daha çok sözlü iletişim

ile yayıldığı dönemde ilim ehlinin kaleme aldığı yazılı eserlerin

vücuda getirilmesi de gecikmeyecektir. İslâm’ı kabul ettikleri dönemde

Türkler, yazıya yabancı, kitabtan uzak, irfanî kültüre ilgisiz

barbar bir kavim değildi. 11. asırdan itibaren Türkistan’da Türkçe

dili ile ve Arab alfabesi kullanılarak İslâmî eserler yazılmağa başlandığı

görülür.

Bu eserlerde İslâm’ın kutsal kitabı olan Kur’an-ı Kerîm’in dili

olan Arabça’dan alınmış kavramlar yanı sıra Türk yurtlarında İslâm’ın

yayılış sürecinde karşılaşılan İran kültürünün etkilerine rastlanması

da normaldir. Namaz, oruç gibi temel İslâmî kavramların

terim olarak Arabça asılları ile değil Fars dilindeki şekliyle benimsenmiş

olması bunun bir işareti olarak değerlendirilmelidir. İslâmî

kültürün ana havzalarından Horasan ve Irak merkezlerine daha yakın

olan Türk yurtlarının batı bölgelerinde ortaya konan eserlerde

Arab-İran etkisi daha yaygın bir ölçüde gözlenmektedir.

Türklerin daha İslâm’ı kabul öncesinde yazıları olduğu ve o

yazılar ile yazılmış kitaplar bulunduğu bir arada düşünüldüğünde,

kadim bir Türk medeniyet merkezi olan Kaşgar’da İslâm’ın kabulünden

sonra İslâmî eserler yazılması için asırlarca

beklenemeyeceği -ve yazıldığı da- araştırmaların ortaya çıkardığı bir gerçektir.

İslâm’ın kabulü sonrasında ilim dünyasında tanınmış en eski

Türkçe eser 1069-1070’de Kaşgar’da Karahanlılar zamanında yazılmış

Kutadgu Bilig’dir. Kutadgu Bilig’in ithaf edildiği Tavgaç Uluğ

Buğra Kara Han ünvânını taşıyan Karahanlı hakanı Ebû ‘Ali Hasan b.

Süleyman’dır. Bu ithaf İslâm’ın devlet katında da saygınlığa kavuşmuş

oluşunun en somut kanıtı olarak değerlendirilmelidir.

İslâm’ın kabulü sonrasında Kaşgar gibi eski Uygur Türklüğü

medeniyetinin merkezlerinden olan -ve daima Çin etkisi altında

bulunan- bir doğu yöresinde ortaya konan ilk İslâmî eser olan ve

Yûsuf Has Hâcib tarafından yazılan Kutadgu Bilig’den yola çıkılırsa

Türk kültür çevrelerinde İslâmî etkinin, ne kadar çabuk ve güçlü

bir surette kendini gösterdiği anlaşılır. Hiçbir zaman münferit

bir ürün olarak değerlendirilmemesi gereken Kutadgu Bilig’in önsözünde

Türklerin İslâm algısının kültürel arkaplanını açık olarak

ortaya çıkaran ipuçları görülmektedir. Türk yurtlarında İslâmî dönemin ilk kültür ürünü olarak döneminin şu ana kadar keşfedilmiş biricik örneği olan Kutadgu Bilig ayrıntılı olarak incelenmeyi hak etmektedir.

Kaynakca: Dr. Hayati Bice, Pîr-i Türkistan Hoca Ahmed Yesevî,Ahmet Yesevi Üniversitesi Yayınları, Ankara- 2016,

03.11.2016
Bu yazı 844 defa okundu.

Diğer Yazıları