YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BU ÇOCUKLAR DENEME TAHTASI MI?

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Atilla Dağıstanlı

BUGÜN 1 MAYIS

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Mezkit

Rüşvet konusuna devam ediyoruz.

Rüşvet, nasıl ki toplumu içten kemiren bir ağaç kurdu mesabesinde ise,  aynı zamanda da zulümdür.

Zulme ortak olmaktır.

Hakkın gasbında zulümdür.

Mazlumun mağduriyetine sebeptir.

Hukûku İslâmiye’de adlı eserde bu mesele şu şekilde izah edilmiştir.

Rüşvet, hakların zayi olmasına sebeptir, zulme vesîledir. Allahü Teâlâ'dan korkan, hukûka riâyet eden bir kimse rüşvet günâhını işleyemez. İnsan yalnız rüşvetten değil, rüşvet şâibesi olan şeylerden de çok sakınmalıdır.

 

Resûl-i Ekrem (sallallâhü aleyhi ve sellem) Efendimiz, Ashâbı'ndan bir zâtı, Zübyan Kabilesi'nin zekâtlarını tahsil etmesi için göndermişti. Bu zat vazifesini yapıp Medîne-i Münevvere'ye döndüğünde zekât mallarını huzûru nebevîye takdim etmiş ve demişti ki:

 

“Yâ Resûlallah!.. Bu malların şu miktarı sizindir. Yani: Zekât malıdır. Şu miktarı da benimdir, bana hediye verdiler.” Nebiyyi Zîşan Efendimiz (s.a.v.) buna çok üzüldü. Hemen minbere çıkıp hamd ve senâdan sonra şöyle buyurdu:

 

“Cenâb-ı Hakk'ın bana emir buyurduğu işlerden birinin yapılması için bazı kimseleri memur etmiştim. Şimdi onlardan biri gelmiş, ‘Bu malların şu kadarı sizin, bu kadarı da benimdir, bana hediye olarak verdiler' diyor. O kimse anasının, babasının evinde oturmuş olsa idi, kendisine hediye getirirler mi getirmezler miydi, görseydi.”

 

Vaktiyle en büyük devletlerden birinin elçisi memleketine âit bir meselenin halledilmesi için, diğer devletin yüksek bir memuruna rüşvet teklif eder. Ondan şu cevabı alır: “Eğer yapılması istenilen mesele, memleketim hakkında fâideli ise rüşvet vermeğe lüzum yok, ben onu zaten yaparım. Yok memleketim için zararlı ise dünyayı versen o hıyâneti işlemem.”

 

İşte ahlâkta metânet, vatana muhabbet böyle olur. Hakikaten bir memur, eğer yapılması zaten lâzım gelen bir şeyi rüşvet alarak yaparsa rüşvet verene zulüm etmiş olur. Yok yapılmayacak bir şeyi rüşvet alarak yaparsa başka bir şahsa veya memuru bulunduğu bir topluluğa, devlete zulüm ve hıyânet etmiş olur. Allâh'ın zâlimler ve hâinler hakkındaki va'di ise mâlumdur. Bir memurun rüşvet değil, hediye alması bile çok kere rüşvet şâibesinden uzak olamayacağı cihetle caiz görülemez.

04.10.2017
Bu yazı 163 defa okundu.

Diğer Yazıları