YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Mezkit

Sünnet Düşmanlığı Üzerine(1)

Son zamanlarda dünyadaki gelişmelere parelel olarak ülkemizde sünnet düşmanlığı aldı başını gidiyor. Bunu "İslam" adı altında yürüten bir takım eşhasın varlığı tedirgin ediyor. En yüksek cepheden eleştirilen sünnet düşmnalığını, bunların  ısrarcı tavırları bir yerlerden "işret" aldığına delat etmektedir. Biz de sünnetle alakalı daha evvel kaleme aldığımız makalelerimziden  bir kısmını konunun ehemmiyetine binaen okuyucularımıza arz ediyoruz. Ki, akıl sahiplerine sunulur.

 

   Son yıllarda tedhiş hadiselerinin vukuu bulmasıyla ve özellikle de 11 Eylül olayından sonra İslâm’a yönelik iftira kampanyalarının artmasına sebep oldu.Bu saldırıyı gerçekleştirenlerin Müslüman olduğu iddiaları, bütün dünyada İslâm’ı terör denkleminin merkezine koyulmasına yol açtı.Her ne kadar İslâm dinini tedhişe cevaz vemediğini ifade etseler de, maşa olarak kullanılanların müslüman olması, sertlik yanlısı müslümanların sorgulanmasını veya malum fikriyata sahip kişileri buna sevk eden sebepleri iyi tahlil etmemize zemin hazırlamıştır.Bu noktada, Ehl-i Sünnet  itikadını, Vehabilikten ,Şiilikten, Mûtezile Mezhebinden, Selefilikten; bilumum dâl ve sapık mezheplerin,fırkayı naciyeden tefrik edilebilmesi için meselenin ilmî ve dinî vechesini iyi bilmekte büyük faydalar vardır. Öyle fikirlere kapıldık ki,bazı uygulamaları İslâm’ın özüymüş gibi bakılmasına sebep oldu. Buna mezhepsizliği, Kur’an Müslümanlığını, reformist fikirlileri vs. gibi Kur’an ve Sünnet’e muhalif ne kadar düşünce varsa bunların menfi katkılarını da hesaba katıldığında meselenin mahiyetinin iyi anlaşılacağını zannediyorum. Biz, kısaca bilgilendirme yapalım ki, zihinlerdeki bulanıklık giderilsin.

   Ehl-i Sünnet,Peygamberimiz Hz.Muhammed(s.a.v.)’in sünnetine ve eshâbının (r.a.) yoluna bağlı olan ve onların izlediği dini yol ve metodu benimseyenler.Kitap, Sünnet üzerinde ittifak etmiş, ihtilâf ve tefrikadan sakınmış, dinde münakaşaya sebep olan hususlarda aklı değil,Kitap ve Sünnet’i  kaynak alan nasları esas kabul eden topluluk.Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v.)’in sünnetine tâbi olanlara ehl-i sünnet; onun  sâhâbîlerini âdil kabul ederek onların din hususundaki metodunu takip edenlere de ehl-i  cemaat ikisine birlikte ”ehl-i sünnet ve’l-cemaat” denilmiştir.

  “Ehl-i sünnet ve’l-cemaat” tabiri ile ifade edilen Müslüman topluluğun, sünnet ve  cemaata tâbi olmak gibi ayırıcı iki önemli özelliği vardır.Sünnet; bir inanç ve âkide etrafında bir araya gelen topluluğun (ümmet), inanç sisteminin, akidesinin oluşmasını temin eden yola ve metoda sünnet denilir.İnsanların bu metodda görüş birliğine varıp, bunu uygulaması da,cemâat diye isimlendirilmiştir(Şehristânî, el-Milel ve’n-Nihal,(el-Fisâl kenarında),I,47).Bu anlam Kur’an-ı Kerim’de de kullanılmıştır:”Allah’ın nice sünnetleri gelip geçmiştir.Yeryüzünde dolaşın da yalanlayanların âkıbetini görün.”(Âl-i İmran,3/137)”Allah’ın sünneti kesinlikle değişmez.”(el-Fâtır,35/43)Bu âyet-i Kerime’de ifade edilen sünnet,Allahu Tealâ’nın kâinatı yaratması ve tedbiri için takdir ettiği yol, metod anlamındadır.Allah için cebir sözkonusu olamayacağından, bu mânâ İslâm tefekküründe “âdet” kelimesi ile karşılanmıştır.

   Sünnet: İslâm toplumunun yani ümmetinin oluşması için Peygamberimiz(s.a.v.)’in usûlünün esas alınması ve peygamberî usûlü ittifakla takip eden sahabi cemâatının yolunun izlenmesidir. İslâm toplumunun fikrî ve amelî oluşumunu sağlayan, Allah’ın Kitabı ve Peygamber Efendimizin sünnetidir.Bunun için Allahu Teâlâ, Kur’an-ı Kerim ile birlikte Peygambere tâbi olup bağlanmanın ve ona itaat etmenin gerekli olduğunu belirtmiştir.”Allah, önceleri açık bir şaşkınlık içinde olan insanlara, Allah’ın âyetlerini okuyan, kötülükten arındıran, Kitabı( Kur’n -ı Kerim) ve hikmeti (sünnet) öğreten ve size daha nice şeyleri de öğreten bir Peygamber gönderdi.”(el-Bakara,2/151) Kötülükten arındırmak (tezkiye), haram ve helâli Kur’an- Kerim’den öğrenmek ile tefsir edilmiş, hikmet ise ittifakla “sünnet” olarak kabul edilmişti.

 ( Kaynak:Şamil İslâm Ansiklopedisi,c.,2,shf.     219)

06.11.2017
Bu yazı 79 defa okundu.

Diğer Yazıları