YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Mezkit

Tesâdüf mü? Tevâfuk mu?

 

   Esas itibariyle uygar batının telkin ettiği maddecilik, kelimelerin ruhunu almayı bir tarafa bırakınız; inancını sarsıcı; hatta inançsızlığa sevk edici yolu teşvik etmiştir. Bir “tevâfuk” kelimesinin içinde saklı mânâ ile bu anlayışın ona yüklediği mânâ; temelde inanç-inançsızlaştırma ince çizgisine dayanmaktadır. Bakınız, bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (S.A.V.) şöyle buyurmaktadır: “Okuyucu âmin deyince siz de âmin deyin. Zira melekler ‘âmin’ der. Kimin âmin’i meleklerin âminine tevâfuk ederse geçmiş günahları affedilir.” (Buhari,Da’avat 63)

 

    Hadis-i şerifte zikredilen “tevâfuk” kelimesi yerine kendiliğinden olma, denk gelme, rastlantı, tesadüf kelimelerinin kullanılmaması; tesâdüf mü yoksa tevâfuk mu? Bundaki hikmet nedir?

 

   “Tesadüf, kâinattaki ‘birlik’ mânâsıyla boyanmış İlâhî tasarruf anlayışına ters bir kelimedir.

 

     Tevâfuk ise , ‘tevhid’ yani birleme dediğimiz ve kısaca ‘ Lâ İlâhe İllallah’ mübarek kelimesi ile ifade ettiğimiz îtikâdın zarûrî  neticesini ifade eden bir hakikattir.

 

     Tesâdüfün hakiki olarak var olduğunu kabul etmek İlâhî tasarruf dışı sahalar olduğunu da kabul etmeyi gerektirebilir. Oysa bizi tevhide sevk eden her şeyi içine alan vahdaniyet,

 

vâhidiyet ve ehadiyet hakikatleri hayal edebileceğimiz en ufak ölçeklerde bile bir başıboşluğun olmadığını, olamayacağını gösterir.

 

    Pozitivizm, kâinatı Yaratıcı’yı dikkate almadan izah eden deli gömleği; rastlantı, kaos, tesâdüf kelimelerinin dilimize bulaşmasında tesiri en çok olan en kirli fikirlerin en kirli mahsulü.” (A.Muhsin Meriç, Vakit gazetesi,26.12.2004)

 

    Bu rastlantılarla, büyük ve küçük kainattaki (insan) her şeyin başıboşlukla ahengine ulaşmış ve ulaşılabileceği fikrini zerk etmektedir. Ezeli takdirin, kaderin vukuu bulamayacağına; yani kaza ‘nın olmayacağına işaret etmek ister. Halbuki tevâfuktaki mânâ, denk gelmenin dahi İlâhî takdire bağlı olduğunu; tevâfuğun, kader- kaza çizgisinde seyrettiğine delâlet vardır. Başımıza gelecek kazanın tesâdüfen orada bulunmamızdan dolayı değil; Allah’ın takdirinin tevâfuğundan ileri gelmektedir

 

    O halde yapmamız gereken şudur: Ruhuyla oynanmış kelimelerle hayatımıza yön vermek yerine; aslını muhafaza ederek yaşayan Türkçe ile istikbale bakarsak; ruh dünyamıza gıdasını akıtmış oluruz.

 

10.11.2015
Bu yazı 2126 defa okundu.

Diğer Yazıları