YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Mezkit

Türk Solu Nereye ya da Quo Vadis ?

Evvela bir ulusalcı beyan:Ayşenur Arslan, Halk TV'de Ankara'yı kana bulayan kadın terörist Seher Çağla Demir için, ''Arabanın içinde veya yakınında bulunmadı bu ceset, biraz uzakta bulundu. Hürriyet'in manşetinde de PKK'lı Seher Çağla Demir ile Ö.Ü diyor çünkü kızın PKK'lı ve intihar eylemcisi olduğu kesinleşmedi. Eğer gerçekten öyleyse kızcağız demek lazım. Belki haberi yoktu arabada bomba olduğundan. Belkide onu da kurban ettiler'' dedi.

Terörist “kızcağız” ne kadar da masummuş!

***

İngiliz Times muhabiri Anthony Loyd, Ankara'da düzenlenen ve , PKK'nın dağ kadrosonda katıldığı tespit edilen Seher Çağla Demir ile ve ikisi terörist 37 kişinin hayatını kaybettiği terör saldırısından dört gün önce terörist Cemil Bayık  ile röportaj yaptı. Terörist, Cumhurbaşkanını ve Türkiyeyi hedef gösteriyordu:

"Onun rüyalarının gerçeğe dönüşmesinin önündeki en büyük engel biziz. Eğer Erdoğan bizi saf dışı bırakırsa, kazanır...  Erdoğan'ı ve AKP'yi devirmek istiyoruz. Erdoğan ve AKP devrilmedikçe, Türkiye asla demokratik bir ülke olamaz.

Türkler, sokağa çıkma yasaklarının uygulandığı Kürt kentlerinde mümkün mertebe herşeyi yağmalayıp yaktılar. Bu nedenle halkımız intikam hisleriyle dolu. Kısa bir süre öncesine dek Türk ordusu ile savaş sadece dağlardaydı. Daha sonra kasabalara ve kentlere de taştı. Artık her yerde olacak. Mücadelenin bu aşamasında, gerillalarımıza yerine getirmeleri yönünde verilecek her emir, meşru olacaktır."

***

 Haber 10 ‘dan Ömer Altaş, Türk Solu’nu şöyle analiz ediyor:

Örgüt, şeytanın en büyük icadıdır.

Eskiden Sol, Migros kamyonlarını çalıp içindeki ürünleri gecekondu bölgelerinde halka dağıtırdı.

Şimdi Sol, tonlarca bomba yüklediği otomobili, evine, işine gitmek için servis bekleyen halkın tam ortasında patlatan ‘halk cephesi stratejileri’ uyguluyor.

Halkı ölesiye sevmekten halktan ölesiye nefret etmeye evrilen Türk Solu’nun yüksek travmasını anlamalı!

Türk Solu; “halk” ifadesini öyle çok çalıştı, yazdı, çizdi ve tekrar etti ki sonunda ‘fenalık’ geçirdi.

Çıldırdılar.

Siz neden yanımızda değilsiniz?

Ruhumuzu, aşkımızı, en güzel günlerimizi, ömrümüzü, her şeyimizi size verdik.

Toplatıldık, işkence gördük, sürüldük, öldük, öldürüldük, hayattan koptuk, feda olduk.

Bizi hayal ettiğimiz kutlu devrimci ufka ve kominal üst topluma siz taşıyacaktınız.

Koca bir hayal kırıklığısınız.

Bize hiçliğimizi hatırlatıyorsunuz.

Asıl “hiç” sizsiniz!

Bu duygu; ya kendini ya da halkı patlatmayı var eden derin öfkenin ve bu öfkenin üzerini örten kadife ideolojik meşruiyetin en dip en yalın katmanı.

Nihilizm; 6-8 Ekim Kobani olaylarından Ankara Güvenpark önündeki patlamaya kadar aşama aşama yükseltilen sürecin anahtar kavramı.

PKK’da hiçliğe giden yol uzadıkça çılgınlık katsayısı artıyor.

Hiçlik yenilginin diğer adı.

Hiçlik; tanrıya yenilmenin, tarihe yenilmenin, zamanın ruhuna yenilmenin adı.

Hiçlik; sosyolojiye, psikolojiye, jeopolitiğe, politikaya ve pratiğe yenilmenin adı.

Hiçlik, kendine yenilmenin bizatihi kendisi.

Hiçlik; Diyarbakır Sur ’da çekilen, çarpıcı ve sarsıcı filmografik fotoğrafta, bir militanın yıkıntılar arasında en köşeye çömelip -eli hala tetikte, namlu ağzında- kalaşnikofla kendini vurmasıdır.

Hiçlik, söz konusu militanın tükeniş sendromu fotoğrafının PKK ile özdeşleşme algısıdır.

Hiçlik, Sur’da yenilmektir. Cizre’de Gayya kuyusuna düşmektir.

Hiçlik, Kürdü kaybetmektir.

Hiçlik, son sermaye olan Kürtçülüğün de elden uçmasıdır.

Hiçlik, bu bizim ‘son kavgamız’ duygusudur.

Hiçlik, PKK‘nın halkın içine çıkacak yüzünün ve haysiyetinin kalmamasıdır.

Yüzlerce gencini ve mebzul miktar müktesebatını, göz göre göre ilkesizce, mantıksızca, sebepsiz yere hendeklere ve öz yönetim kabrine gömmesidir.

6-7-8 Ekim Kobani barbarlığı; sıfırı gören, hayatı tükenmiş, hiçlikte kavrulmuş ergenlerin çıldırmasıydı.

Suruç eylemi, hiçliğe giden yolun ara durağıydı.

Diyarbakır HDP mitingi patlaması, Ankara Garı ve Ankara Merasim sokak patlamaları tek tek Nihilizmin mertebeleriydi.

IŞİD yaptı denilen, sözde üstlenilen, bu yönde belgeleri açıklanan eylemler stratejidir, taktikseldir, onların her biri zaman içerisinde tamamen netleşecek ki, PKK eylemleridir.

Son iki canlı bomba için de PKK, HDP üzerindeki baskıyı başka bir yöne çekmek için TAK gibi ‘Kürdistan’da kontrol edemediğimiz örgütler yaptı’ yalanına sarılmaktadır.

Bu stratejiler, uluslararası düzeyde kabul görmüş profesyonel psikolojik harp tekniklerinin icrasıdır.

Bundan sonra, PKK’nın büyük şehirlerde bizzat gerçekleştireceği eylemlerini de başka paravan örgütlere yıktığına tanık olacağız.

Son sivil katliam, PKK’da yenilginin ne kadar derin olduğunu göstermektedir.

Hiçbir ideolojik duruşu olmayan işçi, emekçi, öğrenci ve ev hanımını bombalayan örgütün demir attığı son liman hiçlik.

PKK bu eylem tipinin aynı zamanda bumerang olarak kendine döneceğini bile bile bombayı patlattı.

Güvenpark bombası, fiilen, PKK dünyasının içine düşsün diye yapıldı:

“PKK; burada, yaşıyor ve sorunu böyle büyük tanımlıyor!

Her şey kontrol altında!”

PKK teorisi ve stratejisi öylesine bir çöküş ve izah edilemez bir yenilgi yaşıyor ki, ‘mutlak çaresizlik’, sıradan bir eylemle telafi edilemezdi.

Sol; toplumu şoke eden şiddeti daima kutsadı.

“İnsanları konformizmlerinden sıyıracak, sarsacak şeyler... İnsanların dünyaya başka türlü bakacağı, gündelik hayatın rutinini kıracak şeyler... Birdenbire insanların işe gitmemesini, tüketmemesini sağlayacak eylemler yapmak lâzım”(Işık Ergüden)

Sol teoride, örgütlerin kendini tatmin edeceği nice başka argüman var:

“Düşman bizi tek bir olumlu yanı olmayan bir kötülük olarak gösterirse büyük başarıdır. Düşman bizi zifiri karanlık bir şer olarak resmetmeli!” (Mao Zedung)

“Seni yok edeni yok et!” (Anarşizm)

Elde-avuçtakinin tek tek yok olmasının, örgütleri ne hale getirdiği Paralel olayında görüldü.

Kendini yok eden ışığa; ısrarla, mütemadiyen ve fütursuzca saldıran üvezler gibi.

PKK, bütün savaş taktiklerinin boşa düşmesinin, tüm çağrılarının Kürtlerde karşılık bulmamasının ağır travmasını başka türlü atlatamazdı!

Güvenpark bombasından sonra, televizyonlarının sesini sonuna kadar açtıklarından, ölü ve yaralı sayısı arttıkça çığlık attıklarından, sürekli olarak bağırıp tehdit savurduklarından ve tüm bunlardan vahşi bir haz aldıklarından emin olun.

Türkiye’de Sol’un doğası marjinalliktir ve topluma düşmanlıktır.

Bu ülkede nerede bir Sol varsa, kitlesi kadrosuna eşit olacak kadar küçülmek zorunda!

Kürt solu; bu trajik sürecin işletilmesinde ağır kaldığı için HDP üzerinden legal militan Türk Solu, PKK üzerinden silahlı illegal Türk Solu katkı sağlıyor.

Dağda, izole şartlarda, konformizmle entelektüel fukaralık yaşayan ve bilinci körelen Kürt soluna şimdi devrimci Türk Solu akıl veriyor.

Ancak küçük bir sorun var: Türk Solu, hala devrimin “yapılan bir şey olduğunu” sanıyor (Bkz. Hannah Arent).

Bu nedenle hiçbir zaman iflah olmuyor.

Güvenpark katliamı, PKK ile geçen hafta anlaşma yapan her biri birerhemşericilik kulübü veya meşrep cemiyeti olan, her şeye inancını yitirmiş, yabanileşmiş, ezberci, goşist Türk Solu’nun devrimci şiddet teorisiyle ikna ettiği bir eylem izlenimi veriyor.

 

Gelinen noktada legal ve illegal militan Türk Solu altın günler yaşıyor.

Bu Türk Solu ve Çözüm Sürecine başından beri itiraz eden ve son yıllarda PKK çekirdeğinde inisiyatifi ele geçirdiği görülen mezhepçi fraksiyonun temsil ettiği PKK, 1915 olayları ve Dersim katliamı bağlamında tarihsel köklere dayanan bir öç hareketidir.

Güvenpark, bir öç alma bilincinin dışa vurumudur, arkası gelecektir.

Bu fıtrat; metro, metrobüs, statlar, AVM’ler gibi yerlerde, akıl dışı her eyleme rahatlıkla onay verir!

 “Ne gül ne ağla sadece anla!” diyen Spinoza’yı dinleme zamanı.

17.03.2016
Bu yazı 947 defa okundu.

Diğer Yazıları