YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Mezkit

Türklük ve Türkçülük Üzerine (4)

Türkçülüğün zamanla  değişim geçirerek  biraz daha İslam'a yakın durması, farklı bir noktaya gelmesi önemlidir. Aslında burada Atsız'ın millet yerine ulus kelimesine atıfta bulunarak günümüzdeki anlamı ile Yunus Emre'ye yüklenmesi de bir çelişki değil midir? Ulus ve Millet kavramlarının anlamında; bir medeniyetin inşasındaki önemine işaret vardır. Ancak, Türkçülün milliyetçiliği sadece lafzını kabul etmesi; milleti meydana getiren ana unsurların ihmal edilebilir sayılması garabetini de beraberinde getirmektedir. Bu hususla alâkalı  Haluk Çay'ın Türkçülüğü tarifi, ulusçuluk ile milliyetçik arasındaki gelgitlerin derinliğine nüfuz ettiğine delâlettir:

"Türkçülük Türk milliyetçiliğinin adıdır. Türkçülük Türk Milletinin diğer milletlerden ileri ve üstün olma ülküsüdür. Türkçülük fıkrini siyasî, felsefi, edebî ve ekonomik sahada ilk defa bir sistem olarak ortaya koyan Ziya Gökalp'tir. Türkçülük ülküsüne temel alınan değer, Türk milletidir. Namık Kemal'in düşündüğü millet, Fransız İhtilali’nin ortaya çıkardığı müşterek bir irade ve menfaat birliğinin oluşturduğu müşterek bir tarih şuuruna erişmemiş ruhsuz bir kalabalıktır. Fransız tebaası  her yabancı bu topluluğa girebildiği gibi, Osmanlı tebaası, her Osmanlıyım diyen de Osmanlı toplumuna girebilmiştir. Türk olmayan, Türklük düşmanı bu tebaa, Tanzimat’tan beri Türk aydınlarındaki gafletten faydalanarak Türk milletinin ve devletinin başına dert olmuştur"(5) 

 Türkçülük hareketi, milletiyetçiliği ana eksen kabul etmesi, bir taraftan da milliyetçiliği besleyen ana damar olan dini (İslam dini) harcın içinde yapıştırıcılığından ziyade süsü kabul etmesi anlaşılmaz bir fikri kırılmadır. Mesela Atsız'ın Yunus Emre için söylediklerine, Türkçülüğün mimarlarından olan Necip Türkçü'nün Yunus Emre'ye bakışı çelişkidir(6). Türkçülük fikri, ulusçuluğa daya yakınlığına inananların daha sonraları milliyetçi muhafazakâr değerlere kayması "ana unsur" din daha da önem kazanmıştır. Tarihe bakıldığında Türkçülük hareketi, zamanla "kaynaşma"ya doğru bir seyir izlemiştir. Türkçülüğün gerçektende milliyetçilik olduğunu/olması gerekliliği üzerinde Kur'an-ı Kerim'den ve Peygamberimizin (s.a.v.) hadislerinden kaynaklar gösterilmiştir. Bu, Türkçülüğün değişim safhalarını göstermektedir. Hatta ayet ve hadislerle, muhalif gördüklerine sert bir üslupla cevap vermektedir. Mesela buna vurgu yapan şu yazı gibi: "Hatta milliyetçiliği teşvik ve takdir eden, bu yolda ayetler gönderen Yüce Allah'ın emirlerini tuttuğunu iddia eden bazı cahil ve hain Müslümanları da kullanarak milliyetçilere saldırtırlar (Avrupa'nın Türkiye üzerindeki emellerinden bahsediyor. M.M.). Allah Hucürat Suresi’nin 13. ayetinde, ‘Ben sizi kavim kavim yarattım, birbirinizi tanıyıp sevesiniz diye’ diyor. Yüce Peygamber Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) 'da ‘Kişi kavmini sevmekle kınanamaz’ diyor. Ama bu yabancı güdümlü Müslümanlar, Avrupalı efendilerinin sözünü daha çok tuttukları için, kendileri milli duygulardan arınıp günaha giriyor ve ayrıca milliyetçilere de saldırıp iftira ederek haram işliyorlar.

Bu günahkârların vebali öyle büyüktür ki, bu yolla İslam'a da zarar verdiklerinin yanında, milliyetçilere düşmanlık edeceğiz diye azınlık ırkçılığım da körükleyerek asabiyete sebep oluyor, fitne çıkarıyorlar. Bunlar aynı zamanda bölücülük yapıp Müslümanların katline zemin hazırlıyorlar" (7).

 

________________KAYNAKÇA____________________________

5-Haluk Çay, Kavgamız Türkçülük Kavgası, s. 17-18

 

6-Hüseyin Namık Orkun, Türkçülüğün Tarihi, Kömen Yay., 2. Baskı, Ankara, 1977, s. 62

7-Dr. Seyfı Şahin, Ortadoğu Gazetesi, 3 Mayıs 2005

23.10.2017
Bu yazı 107 defa okundu.

Diğer Yazıları