YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Mezkit

Yeni Türkiye'nin Gelecek Ufku: Muhafazakâr Değişim(1)

 “Bazan küçük bir hareket, asırlarca sonra doğacak bir inanışı hazırlar ve bir kanaat, bir isyan, bir iman, asırları sarsacak hareketlerin başlangıcı olabilir” (Topçu, 2011:297).

                                                           ***

“..(B)ir yandan Selçuklu ve Osmanlı’nın ruhunu tevarüs eden, 23 Nisan 1920’de Cumhuriyete giden heyecanı taşıyan, aynı zamanda istikbale bakan Türkiye” (Erdoğan, 2014: 11).                                                       ***

  Yeni bir Türkiye’nin gelecek ufku yeni yetme bir devlet felsefesiyle mümkün değildir. Kökleri derinde, çelik çekirdek bir tecrübe ve telâkkînin medeniyet perspektifiyle Yeni Türkiye inşa edilebilir. Bu inşa ve ihya hareketi ithal ve taklit sistemden âzâde kılınmalıdır. Asr-ı saadet devri haricinde başka bir “ideoloji” ya da “ideoloji” haline dönüştürülmüş inanç merkezli “modern reform” hareketiyle peydahlanmış “çevre” islamcılık gibi bir takım kendine münhasır taklitler Yeni Türkiye inşasında ana kaynak olamaz. Olursa, iki medeniyetin bileşkesi bin yıllık Müslüman Türk Medeniyetini inkâr anlamına gelir. Bir tarafta demir teknolojisini elinde bulunduran devasa Türk Medeniyeti; diğer tarafta ona ruh veren, içinde eriten ve hakiki mânâda medenileştiren İslam’ın bahşettiği derin ve çelik tecrübeyi yok saymak Sünnetullah’a muhalif bir anlayıştır. Bu hususla alâkalı Peygamber Efendimizin (sav) Cahiliye Devri adetlerine bakışı mutlaka incelenmelidir.

                                                           ***

 Bir milletin medeniyet inşasındaki en büyük amil, değişimi gerçekleştirmesidir. Mevcut hâlin devamından yana olan; bulunduğu şartların korunmasına yönelik zihnî ve fiilî durum tespiti yaparak hareketsiz kalan milletlerin ileriye dönük gayelerinin olması muhaldir. Değişime direnmek, tekâmüle set çekmek demektir. Tekâmülün engellenmesi ise bir milletin, dolayısıyla bir medeniyetin geri kalmasına su taşınmış olunur. Böyle bir düşünceden hareketle yönetilen toplumlar; güdülen cemiyetler olarak temayüz ederler. Mukavemetin bu denli kuvvetli olduğu cemiyetlere refah ve huzurun gelmesi çok zordur. Huzur ve refaha erişememiş cemiyetin fertleri ise kendi dışındaki her şeye kapalıdırlar ve en ufak bir kıpırdanmaya sert tepkiler verirler. Tedhişçilik, böyle halkların müracaat edecekleri yegane güçtür. Tekâmül edememiş milletler (toplum) iktisadi, sosyal, kültürel ve yönetim açısından zamanın dışında bir anlayışa sahiptirler. Bu milletler geri kalmışlık saikıyla aksül amelde (tepki) bulunacaklardır. Böyle kişilerden teşekkül etmiş, yani ruhi yönden tatmin olamamış; maddî açıdan da ihtiyacı olan insanlar yığınından hoş olmayan işlere tevessül edenler türeyeceklerdir.

  Meseleye, zamana mukavemet göstermek zaviyesinde bakıldığında değişimi engelleyici bakış açısını sergilemiş oluruz. Zikrettiğimiz hususlar beynelmilel bir toplumun umumi resmidir. Ancak, günümüzde muhafazakârlığı değerlendirmeye tabi tutarken  “Batı” odaklı bir teşhisle meseleye yaklaşıldığı için fikri vasatın şirazesi kaçmış oluyor.

Erdoğan, Recep Tayyip, Yeni Türkiye Dergisi, “Yeni Türkiye  Özel Sayısı, “Yeni Türkiye”, Ocak-Şubat 2014,Yıl:10, Sayı; 56, Ankara.

Topçu, Nurettin, Yarınki Türkiye, Dergah Yayınları, İstanbul, 2011

19.09.2017
Bu yazı 158 defa okundu.

Diğer Yazıları