YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Tuna

2200 Yıllık ?Sağlıklı Olmanın? sırrı: KOMBUÇAY

 

 
 
Günümüzün zorlu hayat şartları insanları strese sokmaktadır. Buna çare olarak ilâçlara yönelen insanları başka bir tehlike beklemektedir: Bu tehlike, ilâçların olumsuz yan etkileridir. İşte bu noktada “alternatif tıp” devreye girmektedir. Özellikle ilâçların yan etkileri ve vücutta bıraktığı kalıntıların bir hastalığı tedavi ederken başka bir hastalığa neden olmaları, doğal ürünlere ve bu ürünlerden yana olan alternatif tıbba olan ilgiyi her geçen gün arttırmaktadır. İklimi ve doğal güzellikleriyle dünyada bilinen bitki türlerinin büyük çoğunluğunun yetiştiği Ege Bölgesi, alternatif tıp ürünleri elde edilmesi bakımından avantajlı bölgeler arasında yer alıyor.
İzmir’in şirin ilçesi Selçuk’ta Murat Selçuk tarafından kurulan Selçuk İmpeks Sağlık ve Güzellik Hizmetleri adlı şirketin tesislerinde Kombuçay adlı şifalı çay üretilerek tüm Türkiye’ye pazarlanıyor.
 Aydın Bölge Bayisi ve Kombuçay Uzmanı Gönül MEZKİT “Günümüz dünyasının geniş bir coğrafyasında içilen Kombuçay’ın, insanda ruh ve beden rahatlığı yaşattığını, metabolizmayı dengelediğini” söylüyor. Kombuçay’ın Türkiye’deki ilk ve tek üreticisi Murat Selçuk olduğunu söyleyen Gönül MEZKİT “Kombuçay, saç dökülmesinden aşırı kiloya, halsizlik, bezginlik, moral çöküntüsü gibi psikolojik belirtilerden birçok bedensel hastalığa karşı etkili özel bir çaydır” diyor.
Üretimini yaptığı Kombuçay’ın 2 bin 200 yıldır bilindiğini kaydeden Gönül MEZKİT şu bilgileri veriyor:
“Önceleri Mançurya Mantar Çayı adıyla kayıtlara geçen bu çayın ilk kullanımı M.Ö. 221’de Çin’in Tsin Hanedanı zamanındadır. O zamanlar Doğu’da “Ölümsüzlük İlacı”, Batı’da “Divine Tsche” olarak anılıyordu. Bu içecek tamamen doğaldır ve kaydedilmiş bir yan etkisi yoktur. Özel bir mantar mayalanmasıyla (fermantasyon) elde edilen çay, milattan sonra 414’de farklı bir ün kazandı. Japon İmparatoru İnkyo, ölümcül hastalığına son çare olarak Koreli Doktor Kombu’nun hazırladığı çayı içip iyileşince, ilk bulunuşundan 6 yüz yıl sonra bilimsel anlamda gün yüzüne çıkan bu mantar çayı Doktor Kombu’yla özdeşleşti ve adı Kombu-cha, yani, “Kombu’nun Çayı” oldu. Daha sonra Kombuçay’ın kullanımı Rusya, Hindistan ve Avrupa’ya yayıldı. 2200 yıldır Asya’nın çeşitli yörelerinde devamlı kullanılan Kombuçay, saç dökülmesinden aşırı kiloya, halsizlik, bezginlik, moral çöküntüsü gibi psikolojik belirtilerden birçok fiziki hastalığa karşı etkilidir. Rusya’da, insanların 130 yaş ve üzerinde ve gayet zinde yaşadıkları Kargasok isimli bir yer vardır. Bu “dinç asırlıklar”, uzun yaşamalarının sırrını, yüzlerce yıldır geleneklerinin bir parçası olan ‘maya enzimi’ne bağlarlar. Hepsi de birer sağlık timsalidirler. Gözle görülür aşırı yaşlanma belirtileri olmadığı gibi, ciltlerinde neredeyse kırışıklık yoktur. Her gün en az 200–400 mililitre kadar Kombuçay içerler. Sovyet bilim adamlarının, 2. Dünya Savaşı sonrası kanser artışlarındaki sebepleri 1950’lerin başında araştırdıklarını belirten MEZKİT: “Ural Dağları’nda, Kama Nehri üzerindeki Perm bölgesinin iki yerleşim noktasına heyet göndermişler ve bu iki bölgede neden hiç kanser olayına rastlanmadığı konusu araştırılmıştır. Çevrede kurşun, cıva ve amyant madenlerinin yoğun olmasına rağmen, bu çayı devamlı kullanan insanların kansere yakalanmadığı tespit edilmiştir.”
Gönül MEZKİT, “Başka bir ilginç rapora göre; eski aktör ve Amerika devlet başkanlarından Ronald Reagan, mantar çayının yararı konusunda bilgi almış ve kanser tedavisinin bu parçası olarak bu çayı kullanmıştır. Kemoterapi sonrası metastaz (bulaşma) oluşmasını takiben ABD’li bazı hekimler Aleksandr Soljenitsin’in ‘Kanser Bölgesi’ kitabını referans göstererek kendisine bilgi vermişlerdir. ABD’ne iltica eden ünlü Rus yazar, bir Sovyet işçi kampında kanser tedavisi görmüştür. Başkan Reagan’ın yardımcıları kitaptaki referansları izlemişler ve Soljenitsin’in kanseri yenmesini sağlayan “çay kültürü”nü elde etmişlerdir. Reagan’a günde bir litre içirilmiş ve kanseri tamamen iyileşmiştir” ifadelerine yer verdi.
Birçok araştırmacı Kombuçay’ın ömrü uzattığını, tüm salgı bezlerini ve hormon savunmasını uyardığını, vücuttaki atık madde ve zehirlerin suda çözünebilir hale gelerek atılmasını sağladığını, kan dolaşımını hızlandırarak metabolizmayı uyardığını, sinir sistemini düzenlediğini, safra taslarını düşürdüğünü, öksürük, balgam, baş ağrıları ve uykusuzluğu giderdiğini ve saç dökülmesini önlediğini ifade eden MEZKİT, “Kombuçayın baş ağrıları, hemaroit, damar tıkanıklıkları, metabolik rahatsızlıklar, süt hastalığı, arteritler, diyabetler, stres ve kanser gibi hastalıklara iyi geldiği düşünülmektedir. Bu etkilerin Kombuçay çayının antimikrobiyal aktivitelerinden kaynaklandığını bildirmişlerdir” dedi. 
Dünyada son yıllarda görünen kanser artışının Kombuçay’ı tekrar gündeme getirdiğini belirten Gönül MEZKİT, “Almanya, Fransa, Rusya, Çin, Japonya, Kore, Hindistan, Endonezya, Brezilya, Meksika, A.B.D ve Kanada’daki doktorlar, bilim adamları ve araştırmacılara, Kombuçay hakkında sürekli bilgilendirme yapıldığını” söyledi.
06.08.2009
Bu yazı 768 defa okundu.

Diğer Yazıları