YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Tuna

AÇ,AYŞE ARMAN AÇ;AÇ KAPA

Bir yandan Ergenekon davası sürüp giderken, öbür yandan ülke gündemi farklı kulvarlarda akıp gidiyor.
Fakat bir gazeteci var ki, Haziran ayı başından bu yana nerede ise tek başına gündem oluşturmayı ve kendinden söz ettirmeyi başardı. Yer yerinden oynarken, o kendi gündemini oluşturdu.
Hürriyet yazarı Ayşe Arman’dan söz ediyorum.
Önce eşcinsel hakem Halil İbrahim Dinçdağ konusuna el attı. 31 Mayıs’tan sonra konu hakkında 3 haftada 10 yazı yazdı. Eşcinselliği normalleştiren, meşrulaştırma eğilimi gösteren öyle yazılar yazdı ki, sonunda işi “Halil İbrahim’e özgürlük” kampanyası yürütmeye kadar götürdü ve destek toplamaya çalıştı. Gazete kendisini yalnız bırakmadı. Gay hakemle ilgili yazılarını kimi zaman manşetten gördü. Sonunda konuya Avrupa’nın ilgisini çekmeyi bile başardı.
Münevver Karabulut cinayetine el attığı yazıları bundan geri kalmadı. Herkes Emniyet’ten açıklamalar beklerken, O, çeşitli defalar Karabulut Ailesi’nin avukatı ile görüştü. İyi iş çıkardı. Yazıları ses getirdi. Karabulut Ailesi, ‘Cinayetle ilgili konuşma yeri mahkemelerdir. Basın yolu ile konuşma yapılmaz’ diyerek avukatı azletti.
Ve sıra geldi son bombaya (!)
Ayşe Arman, “...Ölmek üzere miyim neyim. Ne olduysa, nasıl olduysa... Bütün hayallerimi tek tek gerçekleştirmeye başladım. En büyük hayallerimden biri, 40 olmadan Nihat Odabaşı’na "baştan çıkarıcı bir kadın" olarak poz vermekti” dedi ve objektifin karşısına geçti. “Fotoğrafların gerisini çarşamba günü Hello’nun 5’inci yıl özel sayısında...” bulabilirsiniz diyerek gözlerden kaçmaması için okuyucuya sıkı sıkı  tenbihte bulunmaktan da geri kalmadı.
Çekimlerden önce sevgilisine “yapabilir miyim?” diye sorduğunu, “"Yap ama seks fotoğrafları olmasın, seksi fotoğraflar olsun..." dediğini de aktardı.
"Baştan çıkarıcı bir kadın" olarak poz vermek hayalimdi” diyen Ayşe Arman haklı çıktı. Epey insanın başı dönmüşe benziyor. İhtiyar kurt yazarlar bile mevzuya daldılar. Google’da şöyle bir tarama yaptım, binlerce siteye konu olmuş.
Manşet olmak için soyunsa mı?
Ayşe Armanın çıplak resimleri ile ilgili en çarpıcı yazıyı, aynı gazeteden Bekir Coşkun yazdı ve şu satırlara yer verdi: “16 yıldır bu gazetede yazı yazıyorum; Başbakan'ın bana sataştığı, ya da benim Başbakan'a yalakalık yaptığım bir gün dışında, bir tek yazım birinci sayfaya girmedi. Doğrusunu isterseniz Ayşe'nin de birçok iyi yazısını gören olmadı... Ama soyununca...”
Demek soyununca iş değişiyor demeye getiren Bekir Coşkun yukarıdaki satırlarını şöyle bağlamış: “İçimden bir ses "soyun" diyor...”
Bu ülkede medya söz konusu oldu mu nedense söz dönür dolaşır Ertuğrul Özkök’e bağlanır. Ayşe Arman’ın çıplak resimlerinin gördüğü ilginin altını çizen Bekir Coşkun: “Ertuğrul Özkök ile Mehmet Yılmaz, kadın olsalardı çoktan soyunmuşlardı...” yazdı.
 Konuya Özkök’ü bulaştıran sadece Bekir Coşkun olmadı elbette. Akşam gazetesi yazarlarından Atılgan Bayar, “Nedense, Ertuğrul Özkök soyunup, Hello dergisine poz verirse, Ayşe Arman'dan daha cesur olacağını düşünüyorum. Hürriyet'e tiraj olarak döner mi bilmiyorum, ama daha çok konuşulacağı katidir” demiş ve eklemiş: “Soyunan bir gazetecinin, fotoğraflarında photoshop yapılmasına izin vermesini de cesaretle pek bağdaştıramadım. Gerçeği örtmek, gazeteciye yakışmaz. Ben Ayşe Arman'dan 'işte budur gerçek; bu sivilcem, bu çatlağım, bu da selülitim' diye ortaya çıkmasını beklerdim” yazmış.
Atılgan Bayar, photoshop olayından yola çıkarak ‘gerçeği örtmek gazeteciye yakışmaz’ diyor. Kendisi her ne kadar bu satırlarla eğer varsa Ayşe Arman’ın sivilcelerini, selülitlerini kasdediyor olsa da, bizim altını çizmek istediğimiz konu tamamen farklı.
Ayşe Arman günlerce gay hakem konusunu gündemde tutarak, her ne hikmetse gazetesi de mevzuyu fevkalade önemseyip manşete taşımakta beis görmeyerek dikkatleri bir ölçüde ülkenin gerçek gündeminden uzak tutma çabasında oldular. Hele çıplak resimleri, tartışmalara konu ‘son belge’ ile atbaşı giden bir ilgi odağı oldu.
Bu gerçekler örtülmez...
Gay hakem meselesinin neden bu kadar gündemde tutulduğunu, Ayşe Arman’ın tam da şu zamanda neden soyunma ihtiyacı hissettiğini bilmiyorum ama, ne hakemin tartışmalara konu cinsel tercihinin afişe edilmesi, ne de Ayşe Arman’ın üzerinden çıkarıp adeta Ergenekon iddianamesinin üstüne serip örtmeye çalıştığı kıyafetleri 40 yılın başında ilk defa darbeci zihniyetten arınma konusunda fırsat yakalayan ülkeyi gerçek gündeminden uzaklaştırmaya ve örtmeye yetmeyecektir.
Ertuğrul Özkök dünkü yazısında başında beri Ergenekon iddianamesine kuşkulu ve temkinli yaklaştığını ifade etmiş. Bu tür olayların hiç yaşanmadığı bir ülkede yaşıyor olsak, kuşkularımızın gerçekliğinden emin olmak için ihtiyat payı bırakmakta haklı olabiliriz.
Gerçekliği kuşkulu belgelerle partilerin kapatıldığı, parti kapatma davasına konu iddianamelerdeki belgelerin çoğunun inandırıcı olmadığı için dosyalardan çıkarıldığı, Gülen camiası aleyhinde yıllardan beri kışla kışla dolaşarak askerlere saatlerce aleyhte sunumlar yapıldığı ve bunun binlerce tanığı olduğu halde, tartışmalara konu son belgenin altındaki imzadan yola çıkarak böyle bir şeyin gerçekten olup olmadığının araştırılması komikliğinin yaşandığı bir ülkede artık tüm olan bitenler için bir “dur” deme ve milletin haysiyeti ile daha fazla uğraştırmama zamanı gelmiştir. Bu kadar kolay oynanmamalı kitlelerin ve milletin kaderi ile..
Mesele Ayşe Arman’ın soyunup soyunmaması, selülitlerinin gizlenip gizlenmediği meselesi değildir. Asıl mesele, “16 yıldır bu gazetede yazı yazıyorum; bir tek yazım birinci sayfaya girmedi. Doğrusunu isterseniz Ayşe'nin de birçok iyi yazısını gören olmadı... Ama soyununca...” iş değişti diyen Bekir Coşkun örneğinde olduğu gibi...
Bu ülkenin gerçek bir demokrasiye sahip olma haysiyeti eşcinsel hakemin haysiyeti kadar mühim değil midir ki, popolar – soyunmalar manşetlerden giriyor da, darbeci zihniyetten arınma ve demokrasiye sahip çıkma mücadelesi bu kadar önemsizleştiriliyor özeleştirisi yapmaktır tüm gayemiz.
Siz soyunmaya devam edin. Ama biz toplum olarak ülkeyi soydurmama ve demokrasinin iğdiş edilmesine müsade etmeme konusunda sizlere rağmen epey mesafe aldık ve almaya da devam ediyoruz.
Sözü şamata ile bağlayalım. Bir başka kadın yazar; “Ölmez sağ kalırsak 50 yaşıma girdikten sonra ben de istiyorum. Hatta bundan sonra her on yılda bir çektirmeyi düşünüyorum. Hem daha net görürüz insan senelerle neler kaybediyor, neler kazanıyor” demiş.
Geçen yıllar içinde insanın ne halden ne hale geldiği eğer çok merak ediliyorsa, desenize son halimizi en iyi gassal efendi (ölü yıkayıcısı) görüyor. İyi ki elinde fotoğraf makinesi demek ki gassalların...
Ayşe Arman’dan yeni süprizler bekliyoruz.
Bir de bakarsınız,kara çarşafa bürünvermiş..
Ramazan-ı Şerif'te  hidayet buluverir
Ne güzel olur değil mi!...
 

25.06.2009
Bu yazı 1246 defa okundu.

Diğer Yazıları