YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Tuna

" Arkadaş, bu da mı ?Ordu?yu bağlamaz ?!.. "

 

 Daha birkaç gün önce Taraf Gazetesi’nin yayınladığı ’ ’İrtica ile Mücadele’ adı altında Genelkurmay’da hazırlanmış eylem planı’na ne demeli peki?
            **
Radyodan böyle anons edilmişti ;
" Türk ordusu bir kere daha tarihi bir vazife karşısında bulunuyor... "
...
27 Mayıs 1960 Darbesi
Ordunun silahını millete ve onun vekillerine çevirerek ifa edeceği o ’tarihi vazife’ neydi !...
Her ne ise, o vazife ifa edildi !...
Anayasayı ihlal kapsamında dava açıldı.. ’Don Davası, Cımbız Davası, Köpek Davası !..’
Derken, Başbakan, iki bakanıyla birlikte asıldı...
Bizim ordumuz böyle miydi ?..
Yok.. Durum öyle bildiğimiz gibi değildi .. Ordunun içindeki bazı rahatsız çeteci subayların işiydi bu..
Orduyu bağlamazdı !...
...
12 Mart 1971...
Ordu muhtıra verdi.. Bu bir yarım darbeydi.. Binaenaleyh(!), Demirel istifa etti..
Ülke elden gitmesin, bir de komünizm gelmesin diye siyasete çeki düzen vermek zorundaydı ’Ordu’ !..
Gerekçe muhtırada belirtilmişti ;
’Anayasanın öngördüğü reformları Atatürkçü görüşle ele alarak "partiler üstü" bir anlayışla ülkenin sorunları çözülmeli..’
Atatürkçü görüş ile partiler üstü bir anlayış ??!..
Böylece hukuk, demokrasi, irade, halk.., bir tokat daha yedi..
Ordu mu yaptı bütün bunları ?
Hayır, öyle dememek lazım !.. Muhtırayı veren Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç, ordu içerisindeki darbecilere karşı, ’karşı darbe’yi yapmak zorundaydı !...
Neticede bu hareket de orduyu bağlamazdı !!..
...
12 Eylül 1980...
Ordu bir darbe daha yaptı.. Bu darbeyle kardeş kavgasına son verilecekti !..
500 bin kişi gözaltına alındı, 235 bin kişi yargılandı, 7000 kişinin idamı istendi, 124 idam cezası onaylandı, 50 kişi idam edildi... Binlerce kişi işkence gördü, yüzlercesi öldü..
Bizim ordumuz bu muydu ?...
Yok canım, Kenan Evren ve üç beş arkadaşının işiydi bu !..
Netekim(!), orduyu bağlamazdı !...
...
28 Şubat 1997...
Bu sefer irtica hortlamıştı !.. Captagoncu Ali Kalkancı tarikat şeyhi oldu !..
Aczi Mendi adında yeni bir tarikat doğdu !.. Ordu yine duruma el koydu !..
Bu seferki darbe biraz ’soft’tu !.. O yüzden ismi de ’post-modern’ oldu...
Milyonlarca kişi fişlendi, gazeteciler andıçlandı, yine siyasete çeki düzen verildi.. Bu süreçte bankaların içi boşaltıldı ve ülke tarihinin en kötü ekonomik krizi ile karşı karşıya kaldı...
Kısaca ordu sürekli ayarıyla oynadığı ’demokrasi’ye bir ’balans ayarı’ daha çekti !...
Gözbebeğimiz ordu yaptı bunları ha ?!..
Yok öyle şey !...
Yalnızca üç beş kendini bilmez MGK üyesi, onların gazına gelen Karadayı !...
Orduyu bağlamazdı !...
...
27 Nisan 2007...
Cumhurbaşkanlığı makamına Kemalist olmayan biri gelmek üzereydi.. Faşizan statükonun dolayısıyla seçkinler ve seçkincilerin geleceğini tehdit edecek biriydi..
Genelkurmay bu defa yalnızca ’van minıt’ diyebildi !...
Teknoloji geliştikçe muhtıralar da şekil değiştirdi... Buna da e-muhtıra dendi !...
Lakin bir işe yaramadı...
Halk, kendi iradesine muhtıra verenlere seçimlerde ’kontra-muhtıra’yı yapıştırdı...
Peki bu, ordunun siyasete müdahelesi değil miydi ?
Hayır, bu sadece ’Kodu mu oturtan Paşa’nın şapa oturmasıydı !...
Orduyu bağlamazdı !...
...
Derken ’şapka düştü kel göründü..’
Ergenekon Davası başladı. Bazı emekli askerler yememiş içmemiş darbe planları hazırlamışlardı. İsimleri bile vardı; Ayışığı, Sarıkız, Eldiven...
Darbe ortamı oluşturmak için suikast dahil her türlü eylemi, illegal yapılanmayı meşru görmüşlerdi.. Muvazzaf ve emekli askerlerin evlerinde, ülkenin bir çok yerine gömülmüş silah ve mühimmat ele geçirilmişti... Karadan ve denizden silah ve mühimmat fışkırmaya devam etti..
Darbe planlarının ne derece haince olduğu, hain ’Danıştay Saldırısı Davası’nın, ’Ergenekon Davası’yla birleştirilmesiyle ortaya çıktı...
Peki, ’Ordu’nun vazifesi bu muydu, sürekli aynı şeyi yapıyordu ?
Yok canım, bunlar sadece bir takım münferit(!) olaylardı..
Orduyu bağlamazdı !...
...
Pekala, günümüze gelelim...
Daha birkaç gün önce Taraf Gazetesi’nin yayınladığı ’irtica ile mücadele’
adı altında Genelkurmay’da hazırlanmış eylem planı’na ne demeli peki ?
Genelkurmay Harekât Başkanlığı için, Nisan 2009’da Kurmay Albay Dursun Çiçek imzalı o ’kirli plan’dan söz ediyorum...
AK Parti’yi ve Fethullah Gülen Hareketi’ni bitirme harekâtıymış !...
Bazı başlıklara göz atalım ;
’Işık Evler’de ’silah bulundurulması’ sağlanacak.. Plana göre daha sonra Askeri Savcı tarafından dava açılacak...
Korkutucu propaganda geliştirilecek.. Ilımlı İslam, irtica..vs,
Aleviler provoke edilecek...
Ermenistan ve Yunanistan ile ilgili kamuoyunda tepki uyandıracak haberler sürekli gündemde tutularak milliyetçi partilerin tabanının genişletilmesi sağlanacak...
’Tek Türkiye’ ve ’Kurtlar Vadisi!’ karalanacak...
Milli Eğitim Bakanlığı kara propaganda ile yıpratılacak...
Hazırda bekletilen(!) ’Sahte Şeyhler’e belirlenen temalar üzerinde beyanlar verdirilecek, cemaatlerle aralarında benzerlik kurulması sağlanacak..
AK Parti içerisine yerleştirilen ajanlar, kamuoyuna çelişkili açıklamalar yapacaklar, böylece toplumda AK Parti’de ciddi anlamda anlaşmazlık ve bölünmeler yaşanıyormuş algısı oluşacak...
Ergenekon sanıklarına destek verilecek...
......
Tanıdık bildik, üstelik en taze plan bu !... Açıkça görülüyor ; 28 Şubat’
ı
n bir benzeri, Ergenekon’un da ayak izleri...
Genelkurmay Harekât Başkanlığı için Nisan 2009’da Kurmay Albay Dursun Çiçek tarafından imzalanmış bir belgeden söz ediyoruz..
E, haklı olarak, ben yine soruyorum;
" Arkadaş, bu da mı ’Ordu’yu bağlamaz ?!.. "
...
Onu bunu bilmem ama insan hakları, demokrasi ve özgürlük bu halkı bağlar !
Bu bağlamda, tüm bu darbeler ve darbe tezgâhları ’Ordu’yu bağlar mı, bağlamaz mı orasına siz karar verin artık !...
Beni bağlamaz !...
...

17.06.2009
Bu yazı 699 defa okundu.

Diğer Yazıları