YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Tuna

BELGE MESELESİ VEYA KAĞIT PARÇASI..!

Aşağıda, birkaç ay önce gazeteci Enis Berberoğlu’na yapılan açıklamadan bir bölüm yer alıyor.

Açıklamanın sahibi emekli Org. Hilmi Özkök...

Yazının devamına geçmeden önce bu paragrafı anlayabiliyorsanız bir kere, anlayamıyorsanız anlayana kadar okumalısınız. Çünkü bu sözler, son dönemde olup bitenleri kavrayabilmek için söylendiği günden daha değerli hale geldi.
“Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin ulaştığı entelektüel seviye, haberleşme teknolojisindeki evrim, demokraside ulaşılmış olan aşama, politik, ekonomik ve diğer milli güç unsurlarındaki gelişmeler, TC’nin gittikçe artan uluslar arası kurum ve kuruluşlara katılımı, sivil toplum kuruluşları ve diğer sivil güç unsurlarındaki artış ve gelişim, önceki olaylardan alınan dersleri oluşturma tekniklerindeki gelişmeler, darbeler devrini kapatmıştır.
Yakın gelecekte Türkiye, her işin, onu yapması gerekenlerce yapılacağı bir ülke olacaktır. Bence halk rüştünü ispatlamışır. Halk, hak ve hukukunu sadece vekiller eliyle arama alışkanlığından yavaş yavaş sıyrılarak doğrudan ve itidalli bir şekilde arama seçeneklerini de kullanmaya başlamıştır. Onu anlaması gerekenler de yavaş yavaş ezberlerini bozarak onu anlamaya, iktidarın kaynağının sadece oy olmadığına akıl erdirmeye başlamışlardır. "Yeni tür politikacı" örnekleri boy göstermeye başlamıştır. Bu ümit verici bir durumdur.”
Pek çok okumuşun aksine “okudukları üzerinde düşünmek” gibi bir özelliğe de sahip olan general Özkök’ün sözleri, “Yeni Türkiye”yi anlamamıza yardımcı olacak nitelikte.

Açıklamanın ilk bölümü, bizatihi TSK mensuplarının ulaştığı seviyeyi yansıtıyor.

Özkök aslında, özgüven içerisinde dünyayla bütünleşip, “açık toplum” çıtasını yakalayan Türkiye’de, “genç subayların” da bu değişimin gerisinde kalmadığını söylemeye getiriyor.

Bir anlamda yalnız olmadığını, temsil ettiği “demokratik duruşun” TSK içerisinde güçlü bir damara sahip olduğunu anlatmaya çalışıyor. 
Devamındaki cümle daha açıklayıcı.

“Yakın gelecekte Türkiye, her işin, onu yapması gerekenlerce yapılacağı bir ülke olacaktır.”
Ben bu cümleden ne anladığımı sıralayayım, siz de nasıl anlıyorsanız öyle yorumlayın.

- Yakın gelecekte, asker asli görevine geri dönecek, siyaseti siyasetçiler yapacak.

- İktidar partileri, “ben bu kadar oy aldım istediğimi yaparım” kolaycılığından vazgeçecek, muhalefet partileri de iktidara ulaşmanın yegane yolunun halk oyları olduğunu kavrayacak.

- Yargı kanun yapmak yerine mevcut kanunlara göre karar verecek, kanun yapma görevi bütünüyle TBMM’nin elinde olacak.

- Sivil toplum herkesin üzerinde “uyarıcı” rolünü üstlenecek, yanlış giden işler varsa, “ordu göreve” yerine “sivil toplum göreve” son tahlilde de “millet göreve” denilecek.

Türkiye’nin farklılıkları zenginlik kabul edilecek, farklılıklara yönelik müdahaleler işlevsiz hale gelecek.

“Millet”, iktidarlar için yanlış yapılması halinde en büyük “korku”, muhalefet içinse, en büyük “umut” kaynağı olacak.
Gazeteci, haber kaynaklarıyla “gazetecilik” sınırları içerisinde ilişkili olacak.
Ben, her ne kadar derin kamplaşmalara yol açsa da, Ergenekon sürecinin böyle bir Türkiye hedefiyle ilerlediğini düşünüyorum.

Son haftalardaki “belge” krizine birde buradan bakmanızı tavsiye ederim.

 

01.07.2009
Bu yazı 1189 defa okundu.

Diğer Yazıları