YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Tuna

Bezirgan ve Altaylı zihniyeti

 Bir bardak suda fırtınaların koparıldığı günleri yaşıyoruz yeniden.

Bir programa, Anayasa Mahkemesi’nin başörtüsü çerçevesinde aldığı kararın tartışılacağı belirtilerek iki başörtülü hanım çağrılıyor. Programın yapımcısı 28 Şubat’ın medyadaki baş aktörlerinden Fatih Altaylı.

Fatih Altaylı kim, başörtülüler için “kevaşe, aşağılık köpek, fahişe” demekten çekinmeyen bir isim. Bu sözlerini tevil ederek hâlâ arkasında durduğunu söyleyecek kadar da cüretkâr.

Üstelik şimdilerde eski gücünü ve etkinliğini kaybetmenin iç dünyasında kopardığı fırtınaları yaşayan bir program yapımcısı.

Başörtülü iki isim, Nuray Canan Bezirgan ve Kevser Çakır, böyle birinin programına çıkıyor ve kendilerince “samimi ifadelerle” içlerinden geleni Fatih Altaylı ile paylaşıyorlar.

İran’da dikta rejiminin kurucusu Humeyni’yi sevdiğini, “eğer başına bir iş gelmeyecekse” Atatürk’ü sevmediğini söylüyorlar.

Bu sözleri ifade ettikten sonra da Altaylı’nın bu konuyu eşelemek amacıyla yönelttiği sorulardan sıyrılıp konuyu değiştirmeye çalışıyorlar.

 

***

 

Bu konuşmaların geçtiği program, yayınlandıktan sonra çok ses çıkarmıyor. Ancak yazılı basın ve internet medyasının konuyu ajite ederek gündeme getirmesiyle de kızılca kıyamet koparılıyor.

Nuray Bezirgan ve Kevser Çakır’ın sözlerinden sonra, konu birden bire kişisel ifadeler olmaktan çıkarılıyor ve hesaplaşma bütün başörtülüler üzerinden yapılmaya çalışılıyor.

Bütün başörtülülerin Atatürk düşmanı, Cumhuriyet karşıtı gibi göstermeye cüret edenler türüyor birden bire.

Kafalarındaki kurguyu, kadınlarının yüzde 65-70’inin başörtülü olduğu bir topluma mal etmek kime ne kazandırır?

Akl-ı selim sahiplerine bir şey kazandırmayacağı kesin. Ama ortalığı karıştırmak isteyenler için çok şey yapacağı muhakkak.

 

***

 

Konunun iki tarafı var. Birinci tarafı, malum çevrelerin iki isim üzerinden bütün toplumla hesaplaşmaya kalkması. Bunlar için söyleyecek hiçbir şey yok. Onların ortalığı bulandırmak dün vazifeleri olduğu gibi bugün de aynı hedefe hizmet ediyor. Atatürk savunuculuğu kisvesine bürünüp bu ülkenin huzurunu sabote etmenin peşinde koşuyorlar.

Peki ya Nuray Bezirgan’a ve Kevser Çakır’a ne demeli?

Bir insanın bu kadar sazan olmasını nasıl izah etmeli? Muhtemelen bu kişiler gerçekten bazı konuları kaşımak gibi bir misyonları olmalı. Daha açık ifade ile Fatih Altaylı zihniyetinin bu taraftaki uzantısı olmalı. Ya da kendi kafalarında başka dünya kuran birileri olmalı.

İkinci şıktaki insanlar her kesimde var. Nuray Bezirgan ve Kevser Çakır gibi uç fikirli kişiler her toplumun içinde kendilerine yer ediniyor.

Nasıl aşırı sol ve devrimci kanatta, hâlâ “rejimi kanlı bir ayaklanma ile yıkma, yerine komünizmi getirme” hesabında olanlar var diye bütün CHP’yi suçlamak kimsenin aklına gelmiyorsa, Nuray Bezirgan ve Kevser Çakır gibiler var diye bütün başörtülüleri de suçlamak kimsenin aklına gelmemeli.

Bunu yapmaya kalkanların bu toplumun huzuruna hizmet etmedikleri bir gerçek.

18.06.2008
Bu yazı 919 defa okundu.

Diğer Yazıları