YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Tuna

DEMOKRAT PARTİ,HARAKİRİ YAPTI!

 

Hafta sonu yapılan Demokrat Parti(DP) kongresiyle kıratın süvarisi değişti. Süleyman Demirel ekolünün önemli isimlerinden Hüsamettin Cindoruk, Süleyman Soylu karşısında yarışı kazanarak DP’nin yeni genel başkanı oldu. Cindoruk, Demirel ekolünden olmasının yanında bir anlamda Demirel’in ruh ikizi gibiydi. Siyasi hayatına DP Gençlik kollarında başlayan Hüsamettin Cindoruk, 1970’li yıllarda AP’de, 1980’li yıllarda DYP’de Süleyman Demirel’in yanında yer aldı. Aslında tüm zamanlarda Demirel’in gölgesi gibiydi.

 

12 Eylül Darbesi sonrası kurulan Büyük Türkiye Parti’sinin askerler tarafından veto edilmesiyle DYP’de toplanan eski AP’lilerin işi bu defa 12 Mart’a göre daha zordu. Demirel’in tapulu arazisine toplu konut yapan Özal, yaptığı reformlarla ülkenin önünü açtı ve siyaseti yeniden tanımladı. Demirel siyasete döndüğünde yepyeni bir ülkeyle karşılaştı.

 

Demirel’in yasaklı olduğu yıllarda emanetçi olarak hareketin liderliğini yürüten Cindoruk, yasakların kalkmasıyla beraber koltuğunu asıl sahibine devretti. Cindoruk, DYP’yi Demirel’in olmadığı yıllarda kurumsallaştırıp, güçlendirdi. Emanetçi olduğunu inkar etmeyen Cindoruk, sürekli Demirel’in arkasında ikinci adam olarak kaldı. Cindoruk’un DP Genel Başkanlığını birine bırakıp bırakmayacağını zaman gösterecek ancak şimdiden Cindoruk’un bu işi uzun soluklu bir siyasi mücadele olarak görmediği ve koltuğu ilk fırsatta genç birine devretmesi sürpriz olmaz. 

Turgut Özal’ın 17 Nisan 1993’te vefatıyla köşke çıkan Süleyman Demirel’in yerine DYP’nin başına geçmesine istenildiğinde buna bir türlü yanaşmadı. Geride durmayı ve buradan muhalefet yapmayı tercih eden Cindoruk’un bu tavrı siyasi karakterini de oluşturdu. Cindoruk, eleştiren ancak hiçbirşey yapmayan bir siyasetçi ekolünden geliyor, karakter size tanıdık gelmiyor mu?

 

Cindoruk’un siyasette asıl kaybı DYP Genel Başkanlığını istememesiyle oldu. Tansu Çiller’in karşısına çıkmayıp derinden muhalefet yapmayı tercih eden Cindoruk, kısa süre sonra Çiller’e karşı muhalefet bayrağı açtı. Yaptığı eleştiriler karşısında ise gel işin başına geç denildiğinde mızıkçılık yaptı ve hiçbir zaman kabul etmedi.

Cindoruk, tarihe AP geleneğinin huzursuz ve tatmin olmamış adamı olarak geçti. Bakalım yeni dönemde bu algıyı değiştirebilecek mi?

 

Hep İkinci Adam oldu!

Tansu Çiller’in Genel Başkanlığını bir türlü içine sindiremeyen fakat doğrudan bir muhalefette yapamayan Cindoruk, 28 Şubat’ın siyaset mühendisliğiyle Demokrat Türkiye Parti’sini(DTP) kurdu. Halk bu partiye siyasi ambleminden dolayı şemsiye partisi dedi. DYP’den önemli bir parça koparıp DTP’yi kuran Cindoruk bu defa da Mesut Yılmaz’a karşı alttan alta muhalefet yapmaya başladı.

 

1970’li yıllarda Demirel’i, 1980’li yıllarda Özal’ı, 1990’lı yıllarda Çiller’i, 2000’li yıllarda Ecevit’i ve son olarak Tayip Erdoğan’ı eleştiren Hüsamettin Cindoruk siyasi hayatında asla ‘birinci adam’ olamadı. Nasıl bir ülke ve toplum tasavvuru olduğunu bir türlü öğrenemedik. İlkelerin ve projelerin değil maalesef ara dönemlerin adamı oldu.

Siyasi kariyerinde sürekli ‘eleştiren adam’ konumunda olan ve bir türlü muktedir olamayan Cindoruk, tarih ve milletle olan asıl imtihanını AKP iktidarı döneminde verdi. 367 Kararını savunan, demokrasiden değil darbelerden yana tavır alan Cindoruk, tüm toplumu şaşırttı ve hayal kırıklığına uğrattı.

 

Demirel’in ‘28 Şubat, başörtüsü, millet iradesi, darbecilik, Ergenekon’, vb. gibi konularda toplumu şaşırtıp “bizim yıllardır oy verdiğimiz kişi bu mu” psikolojisinin oluşmasına neden olması gibi, Cindoruk’ta ‘bedeni sağda, gönlü solda’ bir adam algısı yarattı. Demirel ve Cindoruk’un yıllar sonra ‘ideolojik olarak solda, söylem olarak sağda’ yer aldıkları acı biçimde görüldü.

 

Kongre mi, Maskeli Balo mu?

DP kongresi lider değiştirmesi kadar siyasi sonuçlarıyla da uzun süre konuşulacak gibi görünüyor. Salonda Süleyman Soylu ile Hüsamettin Cindoruk’un yarıştığı gözlense de hakikatte başka aktörlerin devrede olduğu biliniyordu. Bu haliyle Cumartesi günkü yarış, bir parti kongresi değil maskeli balo şeklinde cereyan etti. Cindoruk’un arkasında Demirel ve onun ekolünden gelen eski kadroların, Soylu’nun arkasında ise Türk siyasi hayatından rüzgar gibi geçen Tansu Çiller’in olduğu görüldü. Tabiri cazise tam bir kuklalar savaşı vardı. Buradan Türkiye’ye yeni bir dinamizm katacak yeni bir siyasi hareket çıkması mümkün mü?

 

DP kongresinde AK Parti karşısında alternatif oluşturmak isteyenlerin emanetçilerle, toplumsal karşılığı olmayan ve siyasi miadını doldurmuş eski isimlerle yol alabilmeleri çok zor. Toplum, AK Parti karşısında ‘sahici, yerli, sözde değil, özde demokrat, karnından konuşmayan, AK Parti eleştirisi kadar, çözüm önerileri de ortaya koyan, yeni Türkiye’yi temsil edecek’ bir alternatif arıyor. DP kongresinin ortaya koyduğu o ki bu alternatif Cindoruk’un DP’si olmayacak. 

19.05.2009
Bu yazı 1292 defa okundu.

Diğer Yazıları