YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Tuna

DERDİ OLMAYANIN KÜLTÜRÜ DE OL(A)MAZ!

 

Kültür,bilgi ve medeniyet birbirinin tamamlayıcısıdır.İçiçe geçmişlerdir.Bir milletin temel unsurudur. Bilgi ile techiz edilmemiş kültürün medeniyete katkısı çok az veya hemen hemen yoktur.Bilgiden mahrum kültürün bir milletin atar ve toplar damarlarının ne kadar sathi kalacağı izahtan varestedir. Okumayı merkezine alamamış, boş vakitlerini değerlendirme kültürünü esas alan bir cemiyetin ne kadar değerleriyle barış içinde olacağı akla ziyandır.Normal şartlar altında ilave fayda beklenen bir okuma kültürünün bilgiden mahrumiyeti irfanlı bir cemiyetin teşekkülünde etkesi yok denecek kadar azdır. Bilgi-kültür denklemini nefis şekilde izah eden ilim ve kültür adamı İskender PALA Zaman Gazetesi'ndeki köşesinde şöyle demektedir:
Kültür üzerine kafa yoran ve akıl yürüten sosyolog veya teorisyenler onu "Bir milletin maddi ve manevi değerleri toplamı; sanat ve fikir eserlerinin bütünü, ortak duyuş şekilleri ve tarih boyunca biriktirile gelmiş değer yargıları" olarak tanımlarlar.
 
Milletleri birbirinden ayıran yahut millete özgü ruhu teşkil eden bilimsel düşünce, felsefe, güzel sanatlar, mimari, müzik, gelenek, inanç ve hissediş biçimi gibi göstergeler, hep kültüre ait değerlerdir. Bir yabancıdan sizin bir davranışınız üzerine "Bunu neden böyle yaptın?" sorusu geliyor ve siz de buna cevap veremiyorsanız ortada kültürü ilgilendiren bir davranış var demektir. Çünkü kültür milleti millet yapan, bireye o millet içinde aidiyet biçen kimlik unsurudur ve bu olmadan insan kendisi olamaz.
Kültür kolay elde edilen bir şey değildir. İçinde yaşadığınız mekânlar ve toplum size onu zaman içinde öğretir. Tıpkı vicdan gibi. Doğuşta bir kültürümüz yoktur ama gitgide ait olduğumuz topluma ait değer yargılarını içselleştirerek kültür sahibi oluruz. Burada toplumun kültür düzeyinin derin veya sığ oluşu da belirleyicidir. Yani kültürü toplum üretir, birey sahiplenir. Toplumun kültür üretebilmesi için önce bilgi üretmesi gerekir. Bu açıdan kültür bilgiden sonradır. Bir insanın bilgili olması kültürlü olduğunu göstermez. Ama kültürlü olabilmek için toplumun bilgili olması şarttır.
 
Bilgi ile kültür arasında bir sebep sonuç ilişkisi olduğu gibi bir hacim ve derinlik ilişkisi de vardır. Bilgiden bahseden kişi başkalarının fikirlerinden yararlanmak, öğrenmek, biriktirmek ve akıl ile yorumlamaktan bahsediyordur. Bu yüzdendir ki bilimsel bir yazı dipnota ihtiyaç duyar, ansiklopedi karıştırmayı gerektirir ve değişik araştırmalardan yararlanmak ister. Sekiz, on sayfalık bir "makale"den bahsediyorsak konuştuğumuz şey ilimdir. Bilimsel bir konuyu ancak on beş yirmi dakikada izah edebiliriz. Ama eğer kültürel bir yazıdan bahsedeceksek yazının sınırı bir-iki sayfadır ve adına da "deneme" deriz. Deneme türü, kişiye özgüdür, dipnot gerektirmez, şahsî görüş ve yoruma dayanır. Kültürel bir konuyu, sohbet esnasında, hani aklımıza geliverdiği vakit üç-dört dakikada anlatıveririz. Mesela "kalem" konusunda arkadaşlarımıza üç dakika boyunca görüşlerimizi aktarıyorsak kalem kültürüne sahibiz demektir. Ama eğer on, on beş dakika konuşacaksak kalem hakkında araştırmalar yapmak, farklı bilgi kaynaklarından bilgi edinmek, o kaynakları tenkit etmek, kalemin tarihçesini öğrenmek, kalem üzerine yazılanları bilmek vs. gerekir. İsterseniz "kalem, kâğıt, kitap, televizyon, bilgisayar, çay, kahve, otomobil, ev vb." hemen yakınınızda gözünüze çarpan şeyler hakkında üç dakika durmaksızın konuşmayı deneyiniz. İlk dakikada cümleleriniz tükeniyor yahut tekrarlara başlıyorsanız bu konuda "kültür"ünüz henüz gelişmemiş veya oluşmamış demektir. Ama eğer başladığınız konuda mantık ve bilim çerçevesinde on dakika konuşabiliyorsanız o konuda "bilgi"niz var demektir.
 
Kültür, bilgiden arta kalan şeydir. Yani kalem hakkında yirmi sayfalık bir bilimsel makaleyi okuyup/yazıp gerisini yıllar içinde unutarak herhangi bir zamanda, iki sayfalık bir denemede kalemi anlatabiliyorsanız kalem kültüründen bahsedersiniz. Burada verdiğim sayfa veya zaman kayıtlarını konuya göre değiştirebilir, derinlik veya sığlıktan buna göre söz edebiliriz. Ancak bir gerçek vardır ki fikir sahibi olmak için kültür sahibi olmak, kültür sahibi olmak için de bilgi sahibi olmak gerekir. Türkiye, maalesef bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olduğunu zanneden çoğunluğun ülkesidir. Oysa kültür birikmeli, kemale ermeli, çeşitlenmeli, çoğalmalı ve sonra zenginlik ile buluşarak evrilip bir tarz-ı hayat (yaşam biçimi) olmalıdır. Yani ki kültürün medeniyete dönüşmesi için sistemleşmesi lazımdır. Geçmişten güç almayan bir geleceğin kurulamayacağı, kurulsa bile uzun ömürlü olmayacağı ortadadır. Bunu şöyle de söyleyebiliriz: Kültüründen uzaklaşmış bir medeniyet olamaz. Çünkü medeniyet(=modernlik) iddiasında yahut davasında olup da kültürü(=geçmişi) terk etmek, evladın babasını inkâr etmesinden başka bir şey değildir. Bu bir kimlik reddidir ve kültür, onu yaratmış olan milletin öz malıdır. Medeniyet de, öz kültürün damıtıldıktan sonra hayata yansıyan güzelliğin adıdır. Şimdi samimiyetle soralım kendimize, bugünkü hayatımız hangi kültürün/kültürsüzlüğün veya hangi medeniyetin/medeniyetsizliğin etkisi altındadır? Bu bağlamda bir kültürümüz veya medeniyetimiz var mı; yok mu? Var ise hangisi?
 
Kültür ve medeniyetlerin çatıştığı, savaştığı, mücadele ettiği bir çağın insanı olarak isterseniz gelin yine gazetelere ilanlar verelim: Kendi kültürüne sırtına dönmeyen vatandaşlar aranıyor. Kültür edinmek isteyen insanlar aranıyor. Kültürel zenginliğini sahiplenerek geleceğe (medeniyete) yürüyecek gençler aranıyor. Kültürünü özümseyip medeniyete dönüştürebilecek aydınlar aranıyor. Kültüre destek vererek hayatın güzelleştirilmesine katkıda bulunacak devlet adamları aranıyor. Büyük dedelerinin zarafet ve rafine zevklerini modern hayat ile bütünleştirerek yeniden yapılandıracak "gerici"ler aranıyor. Geçmişten aldığı zenginlikle geleceğe yürüyecek "ilerici"ler aranıyor. Eksiğini kabul etmekte zorlanmayan gerçek kültür adamları aranıyor!
09.12.2009
Bu yazı 1214 defa okundu.

Diğer Yazıları