YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Tuna

Domates ve Bedduası

Yeni vak'a: Rusya'ya elli ton domates ihraç etmişiz. Rus makamları tahliller yapmışlar, domatesler parazitli çıkmış ve geri göndermişler!..
Eyvah eyvah eyvah!.. Bin kere eyvah...
Ruslar yemedi ama biz içeride yıllardır yiyip duruyoruz.
Mısır şurubundan yapılmış boyalı ballar gibi.
Boyalı ve aromalı sahte balları yapan firmalar işi bırakmışlar mı?
Hiç bırakırlar mı?... Marka değiştirmişler...
Kimbilir "Hasbal" yerine "Ballar balı" etiketi bastırmışlardır.
Bu memlekette milyonlarca saf varken daha çok o biçim saf ballar satılır.
Şu mantığa bakınız:
Dar gelirli vatandaşım ben... Benim çoluk çocuğumun da bal yemeye hakkı var... Elbette alacağım ucuz baldan ben de...
Be adam!:: O bal bal değil ki!..
Kilosu yirmi liradan, niçin içinde gerçek ve doğal bal bulunmayan mısır şurubunu yiyorsun?
Al sen de on litre mısır şurubu... Koy ocağa... At içine biraz yapay kimyevî bal boyası... Biraz da yine kimyevî bal aroması... Kaynat karıştıra karıştıra... Koyulaşsın biraz... Ilık hale gelince boşalt kavanozlara... İçin rahat etsin diye etiket de yapıştır üzerlerine... Ne yazacaksın?.. Halis bal halis bal halis bal...
Evde yapacağın bu balın kilosu sana 5 liraya mal olacaktır. Niçin dışarıdan 20 liraya alıyorsun?. Çalıştırsana biraz o kafanı...
Gazeteler yazmaya başladı: Sucuklarda, salamlarda, sosislerde neler varmış neler.
Bal, sucuk, sosis, domates... Sadece bunlarda mı?. Hayır yenilecek içilecek her şeyde sahtekarlık var, boya var, aroma var, koruyucu madde var, sağlığa zararlı madde var, hormon var... Var oğlu var...
Namuslu, haysiyetli üreticiler yok mu?.. Elbette var ama ötekiler de var.
Devlet ve belediyeler bunların şerrinden halkı korumuyor.
Hatırlıyor musunuz: Geçen sene Trakya'da bir askerî birliğin kantininde domuz eti bulunmuştu.
Çatalca taraflarında bir lokantanın buzluğunda domuz eti stoku yakalanmıştı.
Domuz etlerinin kaynağına niçin gidilmiyor?
Yahu, Müslüman medya niçin ülkemizdeki domuz çiftliklerini, yer yer, adres adres halka duyurmuyor?
Devlet ve belediyeler sanki bunları bilmiyor mu?
Önemli kişilerin yatak odalarına gizli kamera yerleştirilebilen bir ülkede hiç o koskoca domuz çiftliklerinden haberleri olmaz mı?
Ülkemizde muazzam miktarda hormon kullanılıyor...
Ekolojik ve doğal patentine sahip olanlar dışında her şeyde kimya var.
Kaç çeşit kimya?... En az üç yüz çeşit...
Bir kaynak suyu firması sattığı sularına az miktarda şeker katıyormuş... Bir bardak içen "Yahu bu ne güzel su, şeker gibi..." diye haykırıyormuş. İç babam iç.
Zehirli, kimyalı, aromalı, boyalı, korumalı gıdaları yiyen, meşrubatı içen milyonlarca vatandaş hasta... Oh çark ne güzel dönüyor... Yetişsin hastahaneler... Yetişsin ilaçlar... Çalışsın ilaç fabrikaları günde üç vardiya... Öyle ya, sosyal güvence var. Devlet ödüyor tedavi ve ilaç parasının çok büyük kısmını... Halkın ödediği vergilerin bir kısmı böylece halka geri dönüyor... Oh ne güzel devr-i daim... Aksın âblar, dönsün dolablar...
 
26.04.2012
Bu yazı 1003 defa okundu.

Diğer Yazıları