YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Tuna

HAZAR'DA AMERİKAN-RUS ÇATIŞMASI NEREYE GİDİYOR?

 

Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla beraber çift kutuplu dünyanın sona ermesi başta küresel güç ABD olmak üzere pek çok etkin aktörün Avrasya coğrafyasına ilgisini artmıştır. Çift kutuplu dünyanın sona ermesi özellikle bu bölgede bir yönetim boşluğu doğurmuştur.

 

Bu boşluktan yararlanmak isteyen aktörler başta Hazar sorunu ve enerji kaynakları olmak üzere pek çok konuyu kendi lehlerine değerlendirmek için bir yarış içerisine girmişlerdir. Büyük güçler ABD ve Rusya’nın baskın varlığı, bu ülkelerin karşı karşıya geldiği konular kadar işbirliğine gitmeleri gereken konuları da ortaya çıkarmıştır.

 

Özellikle bölgede yer alan ortak tehdit algısı, işbirlikleri konusunda da ana temayı oluşturmaktadır. Dünyanın en büyük ikinci enerji havzası olan Hazar bölgesi hem Avrupa’nın Asya’ya uzanan köprüsü hem de dünya hakimiyet ana sahasının esas noktasını oluşturmaktadır.

 

Bölgede Güçler Çatışması ve Hegemonya Araçları

 

         Büyük güçlerin bölgesel etkinliğini artırması için bugünkü siyasi araçlar olan çatışma, işbirliği ve yumuşak-sert dengeleme politikaları önem taşımaktadır. Gerek ABD gerekse Rusya için kendi konumlarına göre yeterli kozlar elde bulunmaktadır. Ancak güçler çatışması farklı politik açılımlarla yeni boyutlar kazanıp, düşmanlıkları belirli bir süre için işbirliğine de çevirebilir. Bu yüzden devletlerin temel dış politik dengelerinin hangi konular üzere inşa edildiğini analiz etmek yakın gelecekte olabilecekleri bilmemizi sağlar. Bugün ABD’nin Rusya’ya karşı olan endişeleri şu ana başlıklar halinde yer almaktadır :

 

- Rusya’nın enerji tekelini elinde tutması,

 

- Rusya’nın NATO genişlemesine muhalif olması,

 

- Gürcistan’da güç kullanımı,

 

- Aynı güç kullanımının diğer post-Sovyet bölgelerinde tekrarlanma ihtimali,

 

- İran’ın nükleer meselesine Batı aleyhinde yaklaşımı.

 

Küresel güç ABD dünyanın en büyük enerji kaynağı olan Orta Doğu’yu kontrol etmek için Suudi Arabistan’a yumuşak denge politikası uygulamış ve Irak’a askeri müdahalede bulunmuştur. Orta Asya nüfuzu konusunda, Hazar enerji kaynaklarının çıkarılması için ilk desteğini 1994’te BTC’ye veren ABD enerji koridorunu korumak amacıyla Bağımsız Devletler Topluluğu’na rakip olarak GUAM’ın kurulmasına destek vermiştir.

 

BTC yolu ile bu coğrafyanın enerji kaynaklarını ilk kez dünyaya açan ABD desteği bundan sonra da ortaklıklar yolu ile etkinliğini sürdürmeyi planlamaktadır. Post-Sovyet oluşumlara zıt olarak Batı ile yakınlaşma amacı güden, Avrupa destekli projelere açık olup, bölgesel sorunları yine Batı destekli olarak çözmeyi amaçlayan GUAM, Rusya’nın katılmadığı ilk uluslararası askeri tatbikatların gerçekleşmesini de sağladı.

 

Avrupa’ya doğru bir enerji koridoru olma amacı şu zeminde Rusya tarafından sekteye uğratılmıştır. Batı’ya doğru bir enerji akışının sağlanması karşısında Rusya bölge devletlerini kendi safına çekecek açılımlarda bulunmakta ve alternatif enerji hatlarının oluşturulmasına çalışmaktadır.

 

Rusya post-Sovyet devletler üzerindeki etkinliğini enerji ile artırmaktadır. Zengin kaynaklara sahip olan Orta Asya devletleri enerji taşımacılığını Rusya vasıtası ile yapmaktadırlar. Hariçte yapılan aktarımlar ise ABD desteğindeki projelerdir. Kısacası ABD ve Rusya arasında enerjinin silah olarak kullanıldığı bir rekabet yaşanmaktadır.

 

11 Eylül saldırılarından sonra “radikal unsurları yok etmek” amacıyla Afganistan’a müdahalede bulunan ABD, bu vesile ile Orta Asya’nın stratejik noktalarından birine nüfuz etmiş oldu. Afganistan’dan sonra Özbekistan, Tacikistan ve Kırgızistan’da askeri varlığını sürdüren ABD elbette büyük güç Rusya’nın hegemon politikaları için tehlike oluşturmaktaydı.

 

Bu yüzden ABD destekli oluşumlara alternatif olarak bölge devletleriyle birlik oluşturma yoluna giden Rusya, Çin ile birlikte Orta Asya devletlerini yanına alarak Şangay İşbirliği Örgütü’nü kurmuştur. Rusya’nın bir nevi ustalık rolünü üstlendiği bu girişimler Hazar bölgesi devletleri için bandwagoning sistemi oluştuğunun bir göstergesidir.[1][1] Bu yolla Bağımsız Devletler Topluluğu’nun asıl gücü Rusya şimdiye dek küresel güç ABD’ye karşı yapılan en büyük başkaldırıyı gerçekleştirmiş oldu. 

 

         NATO çerçevesinde Hazar devletlerinin ABD ile yaptığı ikili antlaşmalar bu bölgenin Batı’ya bağlılığını artırıcı bir faktör olmuştur. Bu konuda en büyük yaklaşımları kuran Gürcistan ABD’nin bölgedeki ileri karakolu durumuna gelmiştir.[1][2] Bununla birlikte 2002 yılında ABD’nin Azerbaycan’a yapılması gereken yardımlarla ilgili 907. maddeyi yürürlükten kaldırmasıyla Azerbaycan ve ABD ilişkileri hız kazanmıştır.

 

Azerbaycan hava sahalarının ABD’ye açılması ile gelişen bu askeri işbirliklerden rahatsız olan Rusya ve İran sert politik söylemlerde bulunmuşlardır. Ayrıca Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattının güvenliği ABD için büyük ölçüde önem taşımaktadır. Romanya ve Bulgaristan’da kurulan yeni Amerikan üslerindeki hızlı müdahale kuvvetleri Bakü-Ceyhan hattında bir sıkıntı ortaya çıkması durumunda Kafkasya’ya kısa sürede ulaşarak müdahale edebilecektir. Gürcistan’da Gürcü askerlerinin eğitimi için bulunan Amerikan askerleri acil durumda petrol güvenliği için de kullanılabilir.[1][3] 

 

         ABD’nin NATO kanadıyla oluşturduğu askeri işbirliklere karşı Rusya en büyük karşı oluşum olarak Şangay İşbirliği Örgütü’nü organize etmekle beraber hemen ardından oluşturdukları Kolektif Güvenlik Örgütü’nün bu coğrafyada NATO faaliyetlerine karşı durabileceği belirtildi. Şangay İşbirliği Örgütü ile beraber Rusya’nın NATO’ya karşı elindeki diğer koz da çatışmalar mevzusudur.

 

Fergana, Osetya ve Abhazya ile Karabağ meselesi Rusya’nın bölgesel etkinliğini göstermesi için yeterli fırsatları sunmaktadır. Bu meselelerin hallolması ancak Rusya’nın girişimleriyle mümkün olabilecektir. ABD ve Avrupa desteğindeki GUAM ülkelerinin bölgesel problemleri için çoğu zaman Rusya’nın devre dışı bırakılması amaçlanmaktadır.

 

Gürcistan meselelerine ek olarak; Ukrayna’da Kırım, Moldova’da Transdiester ve Azerbaycan’da Karabağ meselesi için Rusya’nın yeniden kendi menfaatine iş görmeyeceği garanti edilemez. Ancak şu an için Rusya’nın çatışmalardan yararlanma konusunda izlediği politikalar Güney Kafkasya’da özellikle Gürcistan üzerinde yoğunlaşmaktadır. Abhazya ve Güney Osetya sorunları Batı destekli Gürcistan’ın Rus güdümünden ayrılmasının bir nevi cezası durumundadır.

 

         2004 yılına kadar ABD politikalarına karşı çıkmayan bandwagoning ülkeleri, bu tarihten sonra Rusya’nın etkisinde devam eden gelişmeleri desteklemiş ve bölgedeki Amerikan varlığı belirli konularda tehlikeye girmiştir. ABD’nın yaşadığı bu karşı tavıra paralel olarak bölgeye tesir etmek isteyen Avrupa Birliği Hazar’ın Kafkasya’daki kilit ülkesi Azerbaycan’a kadar uzanacak genişleme politikasına devam etmiştir.

 

Nabucco projesi gibi açılımlar Hazar devletlerinin Rus kontrolünden çıkıp Batı’ya yönelmesinde önemli roller üstlenecektir. Özellikle şimdiye dek Avrupa Birliği destek programları ile oluşturulan TACIS, TRACECA[1][4], INOGATE[1][5] gibi projeler de en az diğer projeler kadar bölge devletleri üzerinde etki bırakacaktır. Hazar bölgesinde enerji konusunda Amerikan yayılmacılığına karşı oluşan direnç hem iç işbirlik hem de Rusya’nın karşı politikaları olarak kendini göstermektedir.

 

Ayrıca Hazar’ın statüsü konusunda Rusya’nın aleyhine olacak durumun desteklenmesi de çatışmalardan yararlanarak hegemonya kurmak yolunda atılacak adımlardan biridir. 

 

Bölgede Mecburi İşbirlikleri

 

         Washington dış politikasının temel sorunlarından biri olan Moskova’nın bölgedeki işbirlikleri hususunda her ne kadar ABD’ye karşı rekabet içinde olsa da kendi iradesi dışında gelişen birçok meseleyle tek başına mücadele etmesi imkansızdır. Bilindiği gibi 11 Eylül saldırılarından sonra Irak, İran ve Afganistan doğrultusunda “terörle mücadele” ABD’nin bu bölgedeki ana öncelikleridir.

 

Rusya; İran ve ABD arasında gerçekleşebilecek bir çatışmanın sonuçlarından endişe etmektedir. Buna ek olarak, İran ve ABD arasındaki bir yakınlaşmanın sonuçlarından da endişe duymaktadır. Rusya, ABD-İran arasında bir yakınlaşmada İran’ın silahlarını ve nükleer teknolojisini Rusya yerine ABD’den almasından; Amerika’nın Hazar Havzası petrol ve gaz boru hattının İran üzerinden geçmesini onaylaması ve desteklemesinden (Bu hareket, Rusya’nın geçiş gelirlerinin azalmasına ve Rusya’nın bu bölgedeki etkisinin azalmasına yol açacaktır) ve Amerika’nın “İran ile başa çıkmak için” Rusya’ya olan ihtiyacının şimdikine oranla daha azalmasından kaygılanmaktadır.[1][6]

 

         Hali hazırda Orta Asya’nın stratejik bölgesi Afganistan’da bulunan ABD, radikal akımların desteklediği terör oluşumlarına karşı güvenilir bir güçtür. Rusya’nın rahatsızlık duyduğu bu oluşumlara karşı ABD varlığı yeterli bir teselli konusudur. Zaten Rusya’nın ABD yerleşkesine izin vermesinin ardında yatan neden budur.

 

         Rusya’nın Manas’taki ABD üssünün kapatılması için baskı yapması bölgedeki ABD etkisinin azaltılması yönünde atılan adımlardan biridir. Ancak aynı zamanda bu girişim Rusya’nın korktuğu radikal unsurların yayılması için de bir başlangıç olacaktır. Tabii bunların karşılığında ABD’nin Doğu Avrupa’daki askeri varlığı konusunda Rusya’nın isteğinin gerçekleşmesi de ayrı bir “birbirine bağımlılık” durumunun göstergesidir.

 

Füze kalkanları konusunda oluşan bunalımın ardından ABD Başkanı Bush, Moskova-Washington ilişkilerinin geliştirilmesi çalışmalarına bundan sonra da devam edeceklerini ifadeyle, Doğu Avrupa’da kurmayı planladıkları “Füze Kalkanı”nın Rusya’ya karşı olmadığını ve “İnsanların Soğuk Savaş döneminin sona erdiğini kabul etmeleri gerekiyor” diyerek, ABD ve Rusya’nın eşit ortaklar olacağı bir “Füze Kalkanı” sistemi yaratmayı umduklarını ilave etti.[1][7]  Rusya’nın ABD’ye karşı tavrı iki şekilde kendini göstermektedir; hem ABD’nin bölgedeki etkinliğini yok etme isteği hem de bölgede Rusya’yı tehdit edecek gelişmeleri önleyecek tek gücün ABD olmasından duyulan iyimserlik.

 

         Soğuk savaş dönemi rekabetinin yeniden canlandığı günümüzde; Hazar bölgesi, enerji kaynaklarından askeri işbirliklerine kadar, büyük güçlerin hegemonyasını etkin hale getirmek için bir çatışma ve işbirliği sahası olmaktadır. Ortak menfaatlerle oluşan işbirliği ihtiyaçları aynı zamanda bir diğerinin etkinliğini azaltmak için kullanılan araçların doğmasına da sebep olmaktadır.

 

 Güçler dengesinin Orta Asya devletleri haricinde sağlandığı bu zeminde, “ilişkisizlik” durumundan kurtulan bandwagoning ülkeleri yeni gelişmeleri ateşleyebilir. Sonuçta Mackinder’in Heartland teorisi doğrultusunda iş gören şahin dış politik açılımlar elbette bu bölge üzerinde yeni dengeler oluşturma kabiliyetine de sahiptir. Oluşacak yeni dengelerde ise zengin kaynakları elinde tutan bölge devletlerinin söz hakkı, dünyanın kaç kutuplu olarak yönetileceğinin de işaretçisi olacaktır.

 

 

--------------------------------------------------------------------------------

 

[1][1] Walt, Stephen M. (1987). The Origins of Alliances. Ithaca, NY: Cornell University Press

 

[1][2] Klare Michael T., “Transforming the American Military into a Global Oil-Protection Service” http://www.globalpolicy.org/empire/economy/2004/1007oilprotection.htm#author

 

[1][3] Purtaş Fırat, TÜRKSAM, “Hazar Bölgesinde Rekabetin Yeni Boyutu: Silahlanma Yarışı”

 

[1][4] Saraç Naciye, AZSAM “Tarihi İpek Yolu Yeniden Hayata Döndürülüyor”

 

http://www.azsam.org/modules.php?name=News&file=print&sid=229

 

[1][5] There are at present 21 countries which have acceded to this agreement with the EU (Albania, Armenia, Azerbaijan, Belarus, Bulgaria, Croatia, Georgia, Greece, Kazakhstan, Kyrgisztan, Latvia, Macedonia, Moldova, Romania, Slovakia, Tajikistan, Turkey, Turkmenistan, Uzbekistan, Ukraine and the Republic of Serbia).Thus, all of them have agreed to cooperate towards the establishment of one or several systems of oil and gas pipelines which pass through their territories, while observing the jointly accepted rules embodied in the agreement.

 

[1][6] Prof. Dr. Mark Katz, “The Role of Iran and Afghanistan in US-Russian Relations”

 

http://www.eurasianet.org

 

[1][7] “Soçi’de Rusya ABD Zirvesi”, 6.4.2008 http://www.bbc.co.uk/turkish/news/story/2008/04/080406_bush_putin.shtml

 

kAYNAK:Mehmet Fatih Öztarsu/Haber7/Azerbaycan

20.06.2009
Bu yazı 1229 defa okundu.

Diğer Yazıları