YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Tuna

KASETTEN ÇIKTI GANDİ KEMAL!

Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin başına geçirilmesi operasyonu bu bakımdan ülke adına kanımca hayırlı olmuştur.
Sonuçlardan sebeplere gidecek olursak, malum kaset olayı, Deniz Baykal’ı o koltuktan indirdi, yerine Kemal Kılıçdaroğlu’nu getirdi.
Kaset olayının amacının ne olduğu hiç şüphesiz ortaya çıkmıştır.
Deniz Baykal’ın Pensilvanya’ya mesaj göndermesinin nedeni büyük olasılıkla bu kızgınlıkla ilgili olmalıdır.
Konunun uluslararası boyutu olduğu anlaşılmaktadır.
Özellikle ABD ve İsrail’de İran yanlısı olarak algılanan AK Parti Hükümeti’nin karşısına güçlü bir rakip çıkartıldığnı söylenebilir.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun AK Parti’ye salt sınıfsal nedenlerle giden seçmeni, tüm Alevi oylarını,  yanısıra da Kürt seçmeni de kendisine çekebileceğini varsayarsak bunun uluslararası buyutlu bir operasyon olduğu daha net anlaşılıyor.
Buna muhafazkar çevlerde olup kendisini dışlanmış hissedenleri de eklerseniz, Kılıçdaroğlu'nun şansı olabilir.
Yani Deniz Baykal’ın gidişinin asıl nedeni, Soner Yalçın’ın geçen hafta iddia ettiği gibi ulusalcı ya da anti-amerikan çizgide olmasından değil, aksine AK Parti Hükümeti’nin anti-amerikan ve anti-İsrail çizgide algılanmasından ötürü, AK Parti’nin karşısına güçlü bir rakip çıkartılması olayıdır.
AK Parti’nin izlediği dış politika ortadadır.
2003 tezkere olayı, Davos’taki ‘one minute’ hadisesi, İsrail’deki koltuk krizi bu süreci anlamak için yeterli değil midir?
New York Times’dan, Wall Street Journal’a ABD Basının AK Parti hükümetinin aleyhine yayınlara başlaması bu süreçle ilişkilidir.
AK Parti Hükümeti’nin bölgesel barışı sağlama çabaları elbette memnuniyet verici ancak bu kadar da göstere göstere İran’ın avukatlığına soyunması elbette bazı sonuçları da beraberinde getirebilir.
Obama döneminde düzelmesi beklenen Türkiye-ABD ilişkileri maalesef yerine oturmadı.
Bunda kuşkusuz ABD'deki müesses nizamın Obama'yı kontrol etmeye başlamasının etkisi büyüktür.
Bu arada gelelim şu Gandi Kemal meselesine.
Sanırım benzerlik olsa olsa fizyolojik bir benzerlikle sınırlı olsa gerek.
Zira  Gandi, İngilizlere karşı 'elinize silah almayın alırsanız onların yaptığını meşru hale getirirsiniz ' diyerek tek mermi atılmadan kazanılan zaferin lideri olarak tarihe geçmiştir. Bilmeyenler için hatırlatalım, İngiliz komutan karşısında etten bir duvar görünce daha fazla dayanamaz ve ateş kes emri vererek geri çekilir, ertesi gün İngiliz ve Hindistan gazeteleri manşeti aynen şöyle geçilir: 'Hindistan bağımsızlığını ilan etti' .
Sevgili Ahmet Hakan’ın bu Gandi Kemal imajının oluşmasında epey katkısı olduğu görülüyor.
Ahmet Hakan umarız haklı çıkar ve Gandi’ye az da olsa benzeyen bir liderle karşılaşırız da biz de seve seve oyumuzu veririz.
Ancak Kemal Bey’in konuşmasından, statükonun devamından yana olduğu net bir şekilde anlaşılıyor. Üstelik uslubunun Gandi ile uzaktan yakından alakası yok maalesef.
Ancak Gandi’den kasıt halk arasındaki kullanımıysa başka.
Trakya'nın birçok bölgesinde "avanak, şapşal" gibi anlamlarda kullanılan bir kelime bu aynı zamanda. Koskoca Gandhi'nin isminin böyle bir benzetmede kullanılmasına anlam vermek zordur ama durum bu işte. Alın size bir örnek.
- ani Osman nerde kaldı? gelmecek mi meyaneye?
- bırak şu Gandi'yi beaa, bubasından para alamamıştır.
Gandi Kemal işi tutmaz arkadaşlar, gelin biz size Mandela verelim.
                                                ***
 

25.05.2010
Bu yazı 899 defa okundu.

Diğer Yazıları