YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Tuna

KÜRT AÇILIMININ AÇILIMI

Geçen yıl, dönemin Dışişleri Bakanı Ali Babacan, PKK sorununun geldiği noktayı açıklamak için “anakronizm” sözcüğünden yararlanmış ve “16. yüzyılı konu alan bir filmde arka fondan bir uçağın geçmesi gibi bir şey” demişti.

Kürt sorununun çözümü konusunda bu yıl ki olumlu şartlar, 2008’de de büyük ölçüde mevcuttu.

Ancak Ak Parti’ye açılan kapatma davası ve bir dizi siyasi gerginlikler, geçen yıl bu konuda güçlü adımlar atılmasını engelledi.

2009’da ise, çözüm için çok daha iyi bir fırsatla karşı karşıyayız.
Konuyu yakından ilgilendiren güvenlik uzmanlarına göre Türkiye’nin izleyeceği politikanın iki yönlü olduğu anlaşılıyor.

1- PKK’NIN SİLAHSIZLANDIRILMASI
Gelinen noktada uluslar arası desteğini ve meşruiyetini iyice yitirip yalnızlaşan PKK’nın “silahsızlandırılması”.
Uluslar arası literatürde de yer alan “silahsızlandırma” projesi, başka ülke ve bölgelerdeki deneyimlerden de yararlanılarak PKK’nın tasfiyesi amacıyla kullanılacak.

Bu bağlamda daha önce, PKK’nın bitirilmesi için 2009’un büyük bir fırsat yılı olduğunu dile getiren Genelkurmay Başkanı Başbuğ’un Washington ziyaretinin büyük önem taşıdığı ve bu ziyaretin PKK’nın silahsızlandırılması sürecinde önemli sonuçlarının olabileceği değerlendirmesi yapılıyor Başkent’te.

Yine aynı kaynaklara göre, önümüzdeki süreçte Irak ve Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi’nin işbirliği ile PKK’nın önde gelen isimlerinin tutuklanabileceği, hatta bazılarının Türkiye’ye teslim edilebileceği belirtiliyor. (Cumhurbaşkanı’nın “iyi şeyler olacak” sözünün bir boyutu da bu mu acaba?)

2- SİYASET KANALININ SONUNA KADAR AÇILMASI
Bir taraftan bu “silahsızlandırma” projesi yürürken hedef, programın ikinci temel ayağını eş zamanlı olarak harekete geçirmek.

Bu ikinci adımın özü, “siyaset kanalının sonuna kadar açılması” olarak düşünülebilir.

Yani, terör ve şiddet tehdidinin bertaraf edilmesiyle kürt sorununa dair bütün meselelerde siyasetin devreye girmesi, her türlü taleplerin özgürce dillendirilmesi ve bu konularda samimi adımların atılması.

Bu konuda da DTP’nin izleyeceği ya da izlemekte olduğu politika büyük önem taşıyor.

Cumhurbaşkanı Gül’ün devrede olması, Başbakan Erdoğan’ın DTP lideri Ahmet Türk’e randevu vermeyi planlaması, ve Hakkari saldırısının ardından DTP’lilerin teröre mesafe koyan açıklamaları, meselelerin “siyaset kanalıyla çözüme kavuşturulması” programının umut verici şekilde ilerlediğini gösteriyor.

Güvenlik uzmanları, bu süreçte, DTP’nin elini kolunu bağlayan KCK isimli gizli örgütlenmenin deşifre olmasını da aynı perspektifte değerlendiriyor

Dış politika da bölgesinde hatta, dünyanın çok uzak coğrafyalarında “kriz çözücü” bir vizyonla hareket eden Türkiye, “kendi krizini” çözüme kavuşturmak için gerçekten tarihi bir fırsatla karşı karşıya. Bu meselenin çözüme kavuşması, sadece iç barışı sağlamakla kalmayacak, dışarıda da Türkiye’nin inandırıcılığına ve güvenilirliliğine büyük katkılar yapacaktır.

03.06.2009
Bu yazı 943 defa okundu.

Diğer Yazıları