YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Tuna

MHP Kürt Açılımı Yapar mı?

Açıkçası Bahçeli’den hiç beklemediğim sözler duyuyordum.

Teşkilatın genç kadrolarından ve ulusalcı zihniyetin hakim olduğu kişilerin dışında farklı şeyler söylüyordu.

Bahçeli; Sert bir ses tonuyla oradaki gençlere şu sözleri söylemişti;

‘’Artık kavga istemiyorum.

Ülkücü gençlik okuyacak, devletin önemli konumlarına gelip milletine hizmet edecek.

Aranızdaki başıbozukları, şuursuzları ocaklardan uzaklaştırın.

Hatta şöyle bir ifadesi daha olmuştu; Kavga ederken kameraları görüp bozkurt işareti yapan işgüzarları aranızdan kesinlikle uzaklaştırın.’’demişti.

O gün Ankara genel merkezinden çıktığımda, acaba Devlet Bahçeli gerçekten bundan sonra ılımlı, yapıcı bir politikamı seyredecek, yoksa bu sözler sadece bugün için mi geçerliydi, diye düşünüyor ve merak ediyordum.

Ve Bahçeli, odasında söylemiş olduğu sözleri yemeyip, gerçekten 2006’dan 2009’a kadar aynı politikayı izledi.

Gerçi kendisine yakın olan bazı ulusalcı bürokratlar, Bahçeli’nin yanlış bir politika izlemesine zemin hazırlamaya çalışsalar da başarılı olamadılar.

İlk önce negatif olan bazı ülkü ocaklarını tasfiye etti.

Teşkilatın üst kadrolarında bulunan bazı Ergenekon yandaşlarını partisinden uzaklaştırdı.-Aralarında yine Ergenekon yandaşı olan bazı kişiler mevcut, umarız Başkan bu kişileri de görerek tasfiye eder.-

Ümit Özdağ ve ekibinden kurtularak ikinci bir 12 Eylül’ün önüne geçtiğini söylememizde mümkün.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde meclise girmesi ve yapıcı politika izlemesi, AKP’nin bazı icraatlarında, devletin faydası için onların yanında yer alması, kavgacı olmaması…

MHP’nin en önemli artılarıydı.

Ancak Bahçeli’nin bu seçimden sonra üzerine düşen çok daha büyük bir görev var.

O görevde Güneydoğu’da AK Partinin omuzlarına yıkılan Kürt sorununa el atması.

Şuan ki yapıcı duruşu ve Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı seçilmesine zemin oluşturduğu için, teşkilatın belli bir kısmı tarafından sevilmeyen Bahçeli’nin güneydoğu açılımı yapmasına da muhakkak engel olacaklardır ama bir şekilde büyüyen bu yara el atması gerekiyor.

CHP’nin giderek düştüğü doğuda, bundan sonra yükselmesi zordur.

MHP, diğer uçtaki DTP gibi sorunu çözecek iki önemli unsur.

Eğer milliyetçi oyları kaybedeceğim düşüncesiyle Kürt sorununa al atmaz ve bu sorun sadece AKP’nin omuzlarına yüklenirse, bu problemin altında bütün partiler kalacaktır.

Güneydoğu’da eğer DTP bölgesel Kürt partisi konumuna gelirse ve giderek oylarını yükseltir, MHP ve CHP’de güneydoğudan oy almazsa, bu sorunu ne AKP nede TSK düzeltebilecektir.

Siz 20 milyon Kürt kardeşimizin peşinden gittiği bir partinin karşısına, ancak Türklerin temsilcisi olarak çıkarsınız ki, o zamanda iş işten geçmiş olur. Şuan için 5 milyon civarı desteği olan DTP’nin gücünü kırmak, siyasi olarak ancak MHP ve AKP olarak sağlanabilir.

Bu açıdan sorunu birinci elden çözecek ikinci büyük siyasi irade de Milliyetçi Hareket Partisidir.

Yapılması gereken Doğu ve Güneydoğuya dini söylemlerle girmek değil, dindarlıkla oralara çözüm götürmek.

Güneydoğu sorununu din dışında başka bir düşünce ile ne devlet nede halk çözebilir.

Ne Kemalizmi dayatarak çözebilirsiniz ne Darwini nede burjuvazi-entelektüel söylemlerle halkı kandırabilirsiniz.

O bölgede iki yıl yaşayan biri olarak rahatça söyleyebilirim ki; oradaki sorun bir insan problemidir.

Ahmet Türk, Emine Ayna ile beraber diğer DTP’li yetkililerde eğer İslami terbiye ile yetişmiş olsalardı ne yıkıcılık yaparlardı, ne de ırkçılık.

Eğer onların kafalarına Lenin, Zerdüştlük ve burjuvazi batılının fikri söylemleri oturtulmamış olsaydı, şuanda tek bir fikir altında oturup sorunlarımızı konuşuyor olurduk.

Ne yazık ki, ne devletin belli bir döneme kadar olan yöneticileri, nede PKK’nın üst birimleri bugüne kadar dinden haberdar oldular.

Beynamaz gibi dinden uzak ve seküler bir yaşam tarzının tam göbeğinde bir hayat yaşarak ne halkın sorunlarına inebildiler, ne ufuklarını açarak dünyevi unsurlarla sorunu çözebildiler, yani hiçbir şey yapamadılar.

Bu zaviyeden probleme yaklaşılır ve Milliyetçi Hareket sürdürmüş olduğu yapıcı politikayı, güneydoğuya da götürürse, hem iç barışı sağlama adına önemli bir adım atmış olur, hem de halkın büyük bir kısmı tarafından memnuniyetle karşılanır.

Ayrıca Türkiye’nin gelecekte yaşayacağı önemli bir kaosun önüne de sed çekmiş olur.

-MHP’nin güneydoğuda nasıl adımlar atabileceği konusunu da diğer yazıya bırakıyorum.-

 

06.04.2009
Bu yazı 981 defa okundu.

Diğer Yazıları