YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Tuna

Misyonerlik ve misyonerlerin yöntemleri

 

   Misyonerlik, esas amaç olarak Hıristiyanlaştırmayı; sözde sevgi, barış, kardeşlik, global hoşgörü ve diyalog gibi sloganların arkasına sığınarak yaymayı sürdürdükleri bilinen gerçeklerdir. Bazı tv, radyo, gazete, dergi gibi yayın organlarıyla kendilerine doğrudan veya dolaylı olarak destek bulabilmektedir.Bunları maddeten kollayarak kendilerine bir şekilde hizmet ettirmektedirler.Ilımlılık, hoşgörü, diyalog, kardeşlik, dayanışma, şefkat gibi mefhumlar, Hıristayanlaştırmanın baş tacı ettiği yollardandır.Şu nokta çok hassastır: Batılıların asıl amacı olan Türkiye’yi Osmanlı ruhundan iyice uzaklaştırdıktan sonra, Türkiye’de Hıristiyan azınlık tesis edilerek, AB uyum yasaları çerçevesinde ;evvela Anadolu’yu mozaikler medeniyeti olarak tanıtma; daha sonra da Anadolu Hıristiyan medeniyeti olarak kadim uygarlıkların enkazını ortaya çıkararak asıl emellerini hayata geçirmektir. Bunun için “Batılıların tek bir amacı vardı, diyalog, hoşgörü ve inanç turizmi perdesi altında ve daha birçok isim altında Türk gençlerine kancayı takarak onları Hıristiyanlaştırmak, dolayısıyla bu milleti millet yapan temel iki unsuru bombardımana tabi kılmak.Amaçları silah gücü ile alamadıkları Anadolu’yu tekrar Hıristiyanlaştırarak savaşsız bir şekilde geri almak, Müslüman-Türklerin sahip olduğu toprakları yeniden fethetmektir. Fertlerinin belli bir bölümü Hıristiyan olan halk bu toprakları Hıristiyanlara karşı korumak için savaşır mı? Ordu; inanç değiştirmiş, Hıristiyan olmuş gençlere bu ülkeyi teslim adebilir mi? Bunlara silah ve mühimmat teslim edebilir mi? Ateist,satanist ve uyuşturucuya mübtela olmuş insanlar da öyle değil mi? Aslında bu konu her şeyden evvel bir milli güvenlik meselesidir. Eğer din unsurunu vatan kavaramından çıkarırsanız, millet de kalmaz, vatan da.. Misyonerlerin faaliyetlerini hafife alanlar, yahut bu faaliyetlere göz yumanlar,yahut bunun vahametni kavrayamayanlar ileride karşı karşıya olacağımız feci sonu gözler önüne getirmelidir.Hıristiyan misyonerler son yıllarda alabildiğine din propagandası yaparak toplumun zayıf kesiminden hareketle ve her vesileyi kullanarak menfur Hıristiyanî emellerine ulaşmak için Türklerin dinîni değiştirmeye çalışmaktadırlar.Bu alanda az da olsa mesafe almış görünüyorlar.Tehlike sanıldığının aksine daha vahimdir.(Prof.Dr.Yunus Vehbi Yavuz,Vakit Gazetesi, 14.7.2004)
 
   Bizdeki akl-ı evveller taklit ettikçe; “biraz müsamaha göstersek bir şey olmaz” diyenler, “onların da dinini yayma hakları var” diyerek meseleyi idrak edemeyenler veya etmek istemeyip bilerek misyonerliğe hizmet edenler Kur’an-ı Kerim’in şu hükmüne ne kadar muhalefet ettiklerinin farkında değildirler. “Kendi dinlerine uymadıkça Yahudi ve Hıristiyanlar elbette senden razı olmayacaklardır”(Sure-i Bakara,120) Bu sebeplerden dolayı misyonerliğin sinsi plânlarını hayata geçirme yöntemlerini iyi bilmekte fayda vardır.
 
   Misyonerler, faaliyetlerini şu usullerle (metod) yürütmektedirler:
 
   1.Sevgi: Sevgiyi sloganlaştırarak, Hıristiyanlığı adeta sevginin bir sembolü gibi göstermeye çalışıyorlar.Bunun için İncil’de geçen bir ifadeyi sürekli olarak kullanıyorlar.
 
   2.İslâm dinî hakkında bilgi sahibi olmama.Gençlerden özellikle İslâmiyet hakkında bilgi sahibi olamayan ve dinler arasındaki farkı ve İslâm’ın en son hak din olduğunun şuurunda olmayan kuşaklara yaklaşarak, onlara insanlığı kurtaracak ismin (Hz)İsa olduğunu söyleyerek ikna ediyorlar.Dikkat edilirse, (Hz)İsa’yı kurtarıcı olarak gösteriyorlar.Oysa ki, İslâm’da kurtarıcı sadece Yüce Allah’tır, O’ndan başka bir kurtarıcı yoktur.
 
 3.Batı medeniyeti ile Hıristiyanlık dinini özdeşleştiriyorlar ve Batı hayranlığını kendi emelleri için kullanıyorlar.Oysa bu medeniyet Batı’nın değil, temeli İslâm’dır.
 
 4.İslâm dinini sevgi dini olarak değil; tam tersine, şiddet, hiddet, terör ve savaş dini olarak takdim ediyorlar.Yayınladıkları kitaplarda ; Hıristiyanlığın şefkat yönlerini İslâmda azaptan bahseden ayetlerle karşılaştırarak,İslâm’ın tehdit dini olduğu izlenimini vermeye çalışıyorlar.
 
   5.Hz. Muhammed’e(s.a.v.) karşı kin ve düşmanlık duygusu aşılıyorlar, böylece Müslüman gençleri kendi dinlerine yönlendiriyorlar.
 
 6.Ekonomik krizi azami derecede istismar ediyorlar, çoğunlukla yoksul insanları kandırıyorlar.
 
 7.Bedava İncil ve Hıristiyanlık propagandası yapan dini kitaplar dağıtıyorlar.
 
 8.Kitaplar arasına dolar türünden paralar koyarak ısındırıyorlar.
 
 9.Avrupa’ya gitmek için üniversite gençlerine burslar temin ediyorlar.
 
 10.Tatillerde gençleri Avrupa ve Amerika’ya göndererek eğitiyorlar.
 
 11.Allah ile kul arasına girerek, duacılık ve bir tür üfürükçülük yapıyorlar.Sevgilisinden ayrılanlara, dersini geçmek isteyenlere, üniversitede başarı kazanmak isteyenlere dua eden bir müessese kuruyorlar, bunun için sipariş alıyorlar.
 
 12.2012 yılında Kuşadası’nın bir köyünden Hz. İsa’nın dünyaya inerek,buradan insanları göğe çıkararak kurtaracağı efsanesini yayıyorlar.
 
 13.Çeşitli adlar altında kurdukları kuruluşları misyonerlik için kullanıyorlar.
 
 14.Üniversite ve liselerde misyonerlik yapan öğretim elemanları bulunmaktadır, bunlar aracılığı ile propaganda yapıyorlar. Cadde ve sokaklarda tek sayfa halinde broşürler dağıtarak insanlara ulaşıyorlar.Evlerin adreslerine broşür, CD ve benzeri propaganda araçları gönderiyorlar .(Yavuz, a.g.g.,)
 
   Ancak, bu kadar Hıristiyanlık propagandası karşısında yetkililerin; özellikle Diyanet’in hangi karşı faaliyetleri yürüttüğü ise muammadır. Misyonerlerin aldıkları mesafelere bakılırsa tehlikeli gidişatın durdurulmasına yönelik bir çabadan söz etmek mümkün değildir. İşte, bu hareketsizlik gayri ihtiyari olarak zihinlere şu soruları getiriyor: Acaba bunlara hoşgörülü mü davranılıyor? Bazı “şey”leri almak uğruna tavizler mi veriliyor? “Üç Hak Din” teorisi mi hayata geçirilmek isteniyor? İbrahimi dinler adı altında Büyük Ortadoğu Projesine zemin mi hazırlanıyor? Eğer, tedbir alınmazsa, bazı din adına görev yapanların;bu işlerle ivazsız- garazsız hizmet edenlerle didişmeleri de başka bir hilkat garibesidir.Misyonerlik tehlikesine karşı mücadele edilmezse, gelecek hakkında olumsuz düşünmek mecburiyetinde kalacağız.
12.10.2010
Bu yazı 1314 defa okundu.

Diğer Yazıları